Trump ve Netanyahu arasında 'İran' çatlağı
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump ile İran konusunda "tam koordinasyon" içinde olduklarını öne sürse de kapalı kapılar ardında büyük bir kriz yaşanıyor.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 10.05.2026 - 10:29
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu - Reuters
- İsrail Başbakanı Netanyahu, Trump ile "tam koordinasyon" içinde olduklarını iddia etse de İsrail'in ABD-İran barış görüşmelerinden dışlandığı belirtiliyor.
- Netanyahu'nun savaşı kazanmak için "3-4 gün yeterli" diyerek Trump'ı ikna ettiği, ancak planın büyük bir fiyaskoyla sonuçlandığı vurgulanıyor.
- İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatıp küresel bir ekonomik kriz tetiklemesinin ardından Trump'ın Netanyahu'ya karşı büyük bir hayal kırıklığı yaşadığı aktarılıyor.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, bu hafta İran savaşı ileilgili sessizliğini bozarak ABD Başkanı Donald Trump ile "neredeyse her gün" konuştuğunu ve "tam bir koordinasyon" içinde olduklarını iddia etti. Ancak İsrail basınındaki haberler ABD-İsrail ilişkilerinde krizin büyüdüğünü işaret ediyor.
Son haftalarda İsrail'in artık İran çatışması konusunda ABD tarafından bilgilendirilmediği, özellikle de Pakistan'ın arabuluculuğunda yürütülen barış görüşmelerinden tamamen dışlandığı belirtiliyor. Nitekim Reuters'a konuşan İsrailli yetkililer de ABD'nin İran ile bir anlaşmaya varmak üzere olduğundan haberdar olmadıklarını itiraf etmişti.
"Trump'ı 3-4 günlük savaş vaadiyle ikna etti"
ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a düzenlediği yıkıcı saldırıdan bu yana her iki liderin de kaderi birbirine sıkı sıkıya bağlandı. Netanyahu, onlarca yıldır ABD başkanlarını İran'a karşı savaşta İsrail'e katılmaya ikna etmeye çalışıyordu. Özellikle Barack Obama'nın en önemli dış politika başarısı olan 2015 İran nükleer anlaşmasını baltalamak söz konusu olduğunda, ABD iç politikasına karışan bir yabancı lider için eşi benzeri görülmemiş çabalara girişti.
Netanyahu, 2018'de Trump'ı bu anlaşmadan çekilmeye ikna etmeye yardımcı oldu; bu da İran'ın nükleer programının hızlanmasına ve bir düzine nükleer savaş başlığı için yeterli miktarda yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun birikmesine yol açtı.
Bu yılın Şubat ayında ise ABD basınında yer alan kapsamlı haberlere göre, Netanyahu, Trump'ı İran tehdidine karşı tek çözümün savaş olduğuna olduğuna ikna etti.
Eski İsrailli diplomat Alon Pinkas'ın The Guardian’a yaptığı açıklamalara göre Netanyahu, şubat ayındaki saldırı öncesinde Trump’ı ikna etmek için Venezuela’yı örnek gösterdi. Pinkas, “Netanyahu ona ‘Venezuela’da ne yaptığınıza bakın. Acısızdı. Zahmetsizdi. Rejimi değiştirdiniz’ dedi” ifadelerini kullandı.
Hürmüz Boğazı kapatılınca kriz patlak verdi
The Guardian özel analizinde, Mossad Direktörü David Barnea'nın da yardımıyla Tahran rejimini "dalından düşmeye hazır aşırı olgunlaşmış bir meyve" olarak tasvir eden Netanyahu'nun, "Birlikte bu savaşı üç, dört gün içinde kazanabiliriz" dediğini aktardı.
Pinkas, Netanyahu’nun Trump’a "İran ekonomisi perişan halde. Halk isyanın eşiğinde. Devrim Muhafızları kontrolü kaybediyor. İran'da yaşam çekilmez. Bu bizim zamanımız," dediğini belirtti.
ABD istihbarat yetkilileri Trump’ı, İran'ın Körfez'deki müttefiklere saldırabileceği ve Hürmüz Boğazı'nı kapatabileceği konusunda uyardı. Ancak Netanyahu ve ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth gibi isimlerin, İran Devrim Muhafızları'nın karşılık verecek güce sahip olmadığını savunması ağır bastı.
Sonuç ise düşündüklerinin tam tersi oldu; İran halkı ayaklanmadı, rejim düşmedi ve Devrim Muhafızları ABD üsleri ile Körfez ülkelerine ağır hasar vererek Hürmüz Boğazı'nı trafiğe kapattı. Dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği boğazın kapatılması, küresel bir ekonomik krizi tetikledi.
Trump büyük hayal kırıklığı yaşıyor
Savaşın 30. gününde, mart ayının sonlarına doğru Trump'ın Netanyahu'dan "büyük bir hayal kırıklığı" duyduğuna dair işaretler ortaya çıkmaya başladı. ABD'li müzakereciler Steve Witkoff ve Jared Kushner, Pakistanlı arabulucularla ateşkes görüşmelerine başladığında İsrail tamamen devre dışı bırakıldı.
İsrailli yetkililerin, neler olup bittiğini öğrenmek için kendi istihbarat varlıklarını kullanmak zorunda kaldıkları ve durumu basına şikâyet ettikleri bildirildi.
"Bitmek bilmeyen savaşlar" tepkisi
Öte yandan bu stratejik hezimet, ABD iç siyasetinde de sert yankı buldu. ABD'li Senatör Bernie Sanders, doğrudan Trump ve Netanyahu'yu hedef alarak her iki lideri "bitmek bilmeyen savaşlar" yürütmekle suçladı.
Sanders, İran'da 3 binden fazla kişinin öldüğünü hatırlatırken, ABD'nin de 13 Amerikan askerini kaybettiğini vurgulayarak "Artık yeter" çağrısı yaptı. Siyasi analistler, bu fiyaskonun hem Netanyahu hem de Trump’ı iç siyasette zayıflattığını ifade ediyor. Netanyahu'nun Ekim ayına kadar seçime gitmesi gerekiyor ki, mevcut anketlere göre seçimlerde başbakanlığı kaybetmesi öngörülüyor.
ABD’de ise Kasım ayında yapılacak Kongre seçimlerinde Cumhuriyetçilerin güç kaybetmesi bekleniyor. Bu durumTrump'ı en azından iç politikada etkisiz bir lider haline getirebilir. Eski diplomat Pinkas'ın deyimiyle, iki lider bu süreçte "birbirlerine oldukça kötü zarar vermiş" oldu.
Kaynak:
GDH Haber
GDH Digital Telegram kanalına abone olabilirsiniz.
DİĞER HABERLER
İran'ın Basra Körfezi'ndeki kilit petrol terminalinde dev sızıntı
Avrupa’da elektrik depolama yarışı hızlandı
Çin’den İngiltere’deki casusluk davasına sert tepki
Belçika Kraliçesi Mathilde yarın Türkiye’ye geliyor
Damimarka'da yeni hükümetin kurulamaması siyasi krize dönüştü
Zafer Günü’nde gövde gösterisi yerine sessizlik: Moskova’da sınırlı geçit töreni
Ermenistan seçime giderken Avrupa'dan Paşinyan'a güçlü destek
Meloni’nin Bakü ziyareti stratejik ortaklığı derinleştirdi
Rusya ile Ukrayna arasında 3 günlük ateşkes: Bu gerçek bir uzlaşma değil
DSÖ'den tahliye operasyonu: Hantavirüs gemisi İspanya'ya ulaşıyor

