Trump’ın tehditleri ABD ordusunda kriz yaratıyor

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın sivil altyapısını hedef alma yönündeki açıklamaları, Amerikan ordusunda “emre itaat mi yoksa savaş suçu riski mi” ikilemini gündeme taşıdı.

0:00

--:--

Son Güncelleme: 07.04.2026 - 14:42

NSosyal Logo
Trump’ın tehditleri ABD ordusunda kriz yaratıyor
  • Trump’ın İran’ın altyapısını vurma tehditleri “açıkça yasa dışı” olarak değerlendiriliyor.
  • Askerler için “emri reddetme” tartışması yeniden gündemde.
  • Hukukçular, sivil hedeflere yönelik saldırıların savaş suçu olabileceğini belirtiyor.
  • Pentagon’daki hukuki denetim mekanizmalarının zayıfladığı iddia ediliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı açmaması halinde elektrik santralleri ve köprülerin hedef alınacağını açık şekilde birçok kez dile getirdi.

Bu açıklamalar, uluslararası insancıl hukuk açısından ciddi endişelere yol açtı. Uzmanlara göre, milyonlarca sivilin yaşamını doğrudan etkileyen enerji altyapısına yönelik saldırılar “orantısız güç kullanımı” kapsamında değerlendirilebilir.

YouTube icon

GDH Digital YouTube kanalına abone olabilirsiniz.

Abone Ol

Hukukçulardan sert uyarı

Eski askeri hukukçular Margaret Donovan ve Rachel VanLandingham, bu tür saldırıların “en ağır savaş suçları” kapsamına girebileceğini belirtti.

Uzmanlara göre Trump’ın söylemleri, ABD ordusunun yıllardır benimsediği hukuki ve etik çerçeveyle çelişiyor. Özellikle “taş devrine döndürme” gibi ifadeler, askeri hedef ile sivil hedef ayrımının göz ardı edildiğine işaret ediyor.

View post on X

Askerler için zor karar

ABD askeri sistemi, personelin “açıkça yasa dışı” emirleri reddetmesini zorunlu kılıyor.

Ancak uygulamada bu durum oldukça karmaşık. Askerler bir emrin yasa dışı olup olmadığını anlık olarak değerlendirmek zorunda kalırken, yanlış karar vermeleri halinde itaatsizlik suçlamasıyla karşı karşıya kalabiliyor.

Siyaset bilimci Charli Carpenter, geçmişte askerlerin yasa dışı emirlere karşı çıktığı örnekler bulunduğunu hatırlattı. Özellikle Vietnam Savaşı’ndaki My Lai Katliamı sırasında bazı askerlerin sivillere ateş açmayı reddetmesi bu duruma örnek gösteriliyor.

Pentagon’da denge mekanizması zayıfladı iddiası

ABD iç kamuoyunda ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth döneminde askeri hukuk danışmanlarının görevden alınmasının, komuta zincirinde hukuki denetimi zayıflattığı iddia ediliyor.

Ayrıca sivil kayıpları azaltmaya yönelik birimlerin de dağıtıldığı öne sürülüyor. Bu durumun, sahadaki askerlerin hukuki destek alma imkanını sınırladığı ifade ediliyor.

Nükleer endişe de gündemde

Trump’ın söylemlerinin sertleşmesi, bazı uzmanlar tarafından nükleer silah kullanımına ilişkin riskleri de gündeme taşıdı.

ABD sistemine göre başkan, nükleer saldırı emri verme konusunda geniş yetkilere sahip. Bu süreçte devreye giren “nükleer çanta” üzerinden komuta zinciri hızla harekete geçiriliyor.

Uzman Jeffrey Lewis, mevcut koşullarda komuta zincirinde bu tür bir emri durduracak mekanizmalara dair güvenin zayıf olduğunu belirtti.

NSosyal icon

GDH Digital NSosyal kanalını takip edebilirsiniz.

Takip Et

Askeri kültür ve gerçeklik arasındaki gerilim

Araştırmalar, ABD askerlerinin büyük bölümünün hangi emirlerin yasa dışı olduğunu teorik olarak ayırt edebildiğini gösteriyor.

Ancak gerçek savaş koşullarında bu ayrımı yapmak ve buna göre hareket etmek çok daha zor. Özellikle hiyerarşik yapı ve birlik içi baskı, askerlerin emirlere itaat etme eğilimini güçlendiriyor.

Uzmanlara göre bu tür kriz anlarında bireysel bir itirazın zincirleme etki yaratabileceği, ancak bunun ciddi kişisel riskler barındırdığı vurgulanıyor.

Tartışma büyüyor

Trump’ın İran’a yönelik tehditlerinin dozu arttıkça, hem ABD içinde hem de uluslararası kamuoyunda hukuki ve etik tartışmalar derinleşiyor.

Sivil altyapının hedef alınmasının olası sonuçları, yalnızca savaşın seyrini değil, aynı zamanda uluslararası hukukun geleceğini de doğrudan etkileyebilecek bir mesele olarak değerlendiriliyor.

Kaynak:

GDH Haber

GDH uygulamasını indir,

gelişmelerden anında haberdar ol!

Loading Spinner