Türkiye’nin ramjet motorlu hava-hava füzesi GÖKHAN’da yeni detaylar

TÜBİTAK-SAGE Müdürü Kemal Topalömer, Türkiye’nin sıvı yakıtlı ramjet motorlu hava-hava füzesi GÖKHAN ile hipersonik füze teknolojilerine yönelik yürüttüğü çalışmalara ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulundu.

0:00

--:--

Son Güncelleme: 08.05.2026 - 15:31

NSosyal Logo
Türkiye’nin ramjet motorlu hava-hava füzesi GÖKHAN’da yeni detaylar

GÖKHAN

TÜBİTAK-SAGE Müdürü Kemal Topalömer, GÖKHAN Projesi’nin yalnızca yeni nesil bir hava-hava füze sistemi geliştirme hedefi taşımadığını, aynı zamanda Türkiye’nin hipersonik sistemlere uzanan teknoloji yol haritasında kritik bir aşamayı temsil ettiğini ifade etti.

Milli Savunma Bakanlığı ile birlikte yürütülen GÖKHAN Projesi’nin iki blok halinde geliştirildiğini belirten Topalömer, Türkiye’nin ramjet motor teknolojisinde ulaştığı seviyenin uzun yıllara yayılan bir mühendislik ve altyapı sürecinin sonucu olduğunu vurguladı.

Topalömer, “Bir ülkenin birdenbire ramjet teknolojisine geçiş yapması mümkün değil. Ramjeti bir ürüne dönüştüren dünyada yalnızca birkaç ülke bulunuyor ve bunlardan biri de ülkemiz.” dedi.

GÖKTUĞ ve BOZDOĞAN’dan edinilen tecrübe GÖKHAN’a taşındı

Türkiye’nin hava-hava füze geliştirme sürecinin 2012 yılında başlatılan GÖKTUĞ Projesi ile ivme kazandığını belirten Topalömer, BOZDOĞAN füzesinden elde edilen teknolojik kazanımların GÖKHAN’ın temelini oluşturduğunu söyledi.

2018 yılında TÜBİTAK-SAGE bünyesinde başlatılan sıvı yakıtlı ramjet çalışmalarının ardından, kurum içerisinde böyle bir sistemin geliştirilebileceğine yönelik teknik yeterliliğin oluştuğunu kaydeden Topalömer, GÖKHAN sözleşmesinin 2021 yılında imzalandığını açıkladı.

4 Mach hızlara ulaşacak

GÖKHAN’ın en kritik bileşeninin ramjet motor sistemi olduğunu ifade eden Topalömer, füzenin yüksek hızlarda kinetik enerjisini koruyarak modern hava muharebesinde önemli avantaj sağlayacağını belirtti.

Topalömer şu değerlendirmede bulundu:

GÖKHAN, 4 Mach hızlara çıkan bir ramjet itkisi sağlayan bir füze sistemi olacak. Buradaki kritik unsur, enerjisinin sönümlenmemesi. Hedefe ulaştığında kaçış yok bölgesini mümkün olduğunca geniş tutacak ve hedefin yoğun manevralarına rağmen angajman kabiliyetini koruyacak.

Ramjet motorlu sistemler, klasik katı yakıtlı hava-hava füzelerine kıyasla uçuş boyunca itki üretmeye devam ettiği için özellikle uzun menzilli angajmanlarda daha yüksek enerji avantajı sağlıyor.

İleri malzeme teknolojileri kullanılıyor

Topalömer, GÖKHAN’da yalnızca motor teknolojisinin değil, yüksek sıcaklığa dayanıklı ileri malzeme çözümlerinin de kritik rol oynadığını belirtti.

Proje kapsamında;

  • Titanyum alaşımlar,
  • Inconel bazlı yüksek sıcaklık malzemeleri,
  • Ablatif kaplamalar,

Gelişmiş termal koruma yapıları üzerinde çalışmalar yürütüldüğünü ifade eden Topalömer, bu teknolojik birikimin gelecekte hipersonik sistem geliştirme süreçlerine de temel oluşturacağını söyledi.

TÜBİTAK-SAGE’den hipersonik füze hedefi

Açıklamalarında hipersonik füze teknolojilerine de değinen Topalömer, kamuoyunda “hipersonik” kavramının zaman zaman yanlış kullanıldığını belirterek teknik tanıma açıklık getirdi.

Bir sistemin gerçek anlamda hipersonik füze olarak değerlendirilebilmesi için üç temel kriter gerektiğini ifade eden Topalömer, bunları şöyle sıraladı:

  • Atmosfer dışına çıkmaması,
  • Balistik değil manevralı uçuş gerçekleştirmesi,
  • 5 Mach üzeri hızlarda seyretmesi.

Topalömer, “Bu üç özelliğe sahipse onu hipersonik füze olarak adlandırabiliyoruz.” dedi.

Sıradaki hedef scramjet teknolojisi

Ramjet sonrası hedefin scramjet teknolojisi olduğunu açıklayan Topalömer, bunun mevcut ramjet sistemlerinden çok daha karmaşık mühendislik problemleri içerdiğini vurguladı.

Scramjet geliştirme sürecinde;

  • Hava alığı tasarımı,
  • Yanma odası optimizasyonu,
  • Yüksek sıcaklık aerodinamiği,
  • Plazma etkileri,
  • Aşırı sürükleme,

Yüksek türbülans kontrolü gibi alanlarda ileri hesaplama altyapılarına ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

Topalömer ayrıca karbon-karbon yapılar, seramik bazlı kompozitler ve yüksek sıcaklığa dayanıklı elektronik bileşenlerin hipersonik sistemlerde kritik öneme sahip olduğunu söyledi.

Çok modlu arayıcı başlık çalışmaları sürüyor

Hipersonik hızlarda görev yapacak sistemlerde güdüm ve hedefleme teknolojilerinin de ayrı bir zorluk oluşturduğunu ifade eden Topalömer, gelecekte çok modlu arayıcı başlıkların öne çıkacağını belirtti.

Bu kapsamda;

  • RF sensörleri,
  • IIR sistemleri,

Görüntü işleme teknolojileri aynı arayıcı başlık içerisinde birlikte kullanılarak daha gelişmiş hedef tespit ve takip kabiliyeti elde edilmesinin hedeflendiğini söyledi.

Yeni nesil rüzgâr tüneli altyapısı kuruluyor

Topalömer, TÜBİTAK-SAGE yerleşkesinde inşa edilen yeni nesil rüzgâr tüneli altyapısına ilişkin de bilgi verdi.

Yeni tesisin;

  • 0.2 Mach ile 4 Mach arasında,
  • Ses altı, transonik ve süpersonik hızlarda,

1,5 metre x 1,5 metre kesit alanında üflemeli test kabiliyeti sunacağını belirten Topalömer, altyapının yalnızca TÜBİTAK-SAGE’ye değil tüm savunma sanayii ekosistemine hizmet vereceğini ifade etti.

Ayrıca mevcut altyapının ardından hipersonik test tüneli kurulmasının da planlandığını açıkladı.

Kaynak:

GDH Haber

Next

GDH Digital NSosyal hesabını takip edebilirsiniz.

Takip Et
Loading Spinner