gdh'de ara...

İsmail Küçükkaya, Gülşen ve Kılıçdaroğlu

1. resim

Türkiye’de her şey siyasetle bir şekilde ilgili olduğuna göre bundan sonra yaşanacak her gelişmeyi seçim gözlüğüyle okumakta fayda var.

Kritik seçime 10 ay kaldı. Türkiye’de her şey siyasetle bir şekilde ilgili olduğuna göre bundan sonra yaşanacak her gelişmeyi seçim gözlüğüyle okumakta fayda var. 

Buna medyadaki gelişmeler de dahil. 

CHP’ye yakınlığı ile bilinen Halk TV’nin yaptığı bazı transferler dikkatinizi çekti mi, bilmiyorum. Bu transferleri önemsiyorum. Halk TV merkezli yaşanan gelişmeleri medya mahallesinde konuşulanlarla besleyerek siyasi bir okuma ile analiz edeceğim. 

Halk TV, geçtiğimiz günlerde FOX TV’de sabah programları yapan İsmail Küçükkaya’yı transfer ettiğini duyurdu. Bunun yanısıra televizyonun Ankara Temsilciliğine gazeteci Özlem Akarsu Çelik (gazeteci Murat Çelik ile evli) getirildi.  

Bunlar önemli transferler. Bu transferlerin iki boyutu bulunuyor. 

Birinci boyut şu: Halk TV muhalif bir çizgide yayın yapıyor. Ama fazla muhalif. Emin Çapa, Ayşenur Aslan gibi marjinal yüzler televizyonun muhalif çizgisini radikal bir noktaya taşıyor. Ekranda her konu bir şekilde Erdoğan’a ve Erdoğan karşıtlığına getiriliyor. Bu yönüyle karikatürize bir tablo çıkıyor ortaya. Bu da kanalın etki alanını sınırlandırıyor. İzleyici sizi izlese de araya bir duvar örüyor. 

Bu şüphesiz reytinglere de yansıyor. 

Televizyon dünyasını bilirim. Halk TV hiç izlenmeyen bir kanalken iktidara yakın ve merkez medyanın hataları nedeniyle reytingleri yükselmişti. Önce Berat Albayrak’ın istifası, daha sonra Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’ın görevden alınması sırasında haber kanalları gerekli refleksi gösterememişti. Bu, iki konuyu da işleye-bile-n Halk TV’nin reytingleri uçuşa geçti. 

Daha önce reyting sıralamasına giremeyen Halk TV, bu iki gelişmenin ardından önce AB, daha sonra 20ABC+1 gruplarında zirveyi ele geçirdi. 

İzleniyor ancak kitleleri etkileyemiyor Halk TV. Kanal yönetimi bunu marjinal çizgiye bağlamış olmalı ki yayın politikasını “muhalif kalacak ancak biraz daha merkeze yakın duracak” bir çizgiye çekmek için bazı stratejik kararları almışa benziyor. 

İsmail Küçükkaya ve Özlem Akarsu Çelik transferlerini buna bağlıyorum. 

Üstelik bu kararın CHP’nin seçim stratejisiyle de ilgisi var. Malum, CHP lideri Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı adayı olmak ve seçimi kazanmak istiyor. Seçilmek için CHP seçmeninin ötesine geçmesi gerektiğini biliyor Kılıçdaroğlu. Yüzde 50+1 oya ihtiyacı var. Bu yüzden CHP lideri de söylem ve eylemlerinde merkeze yakın bir sol çizgide duruyor. Bu anlamda Halk TV ile CHP’nin stratejisi örtüşüyor. 

Bu meselenin siyasi boyutu. Bir de İsmail Küçükkaya’nın Halk TV’ye transferiyle ilgili medya mahallesinde konuşulanlar var. Onları da aktarmalıyım. 

Malum, Sezgin Baran Korkmaz’la (SBK) irtibatlı olduğu ileri sürülen gazetecilerin isimlerinin yer aldığı bir liste bundan bir kaç ay önce dolaşıma sokulmuştu. Listede bir çok isim vardı. TRT 1 anahaberi sunan Ersoy Dede bu isimlerden biriydi. TRT yönetimi bu gelişme üzerine Ersoy Dede’yi ekrandan çekti. 

Listede İsmail Küçükkaya da vardı. Ne kadar doğru bilmiyorum. Ancak medya mahallesindeki iddialara göre Fox TV yönetimi SBK listesinde yer aldığı gerekçesiyle İsmail Küçükkaya ile yollarını ayırmaya karar vermiş. Küçükkaya da bunun üzerine Halk TV ile masaya oturarak anlaşmış. (Halk TV’nin SBK detayını önemsememesi ayrı bir tartışma konusu.)

Yazıyı bitirmeden bir noktayı daha vurgulayalım. Bahsettiğimiz gibi, CHP lideri Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanlığını kazanabilmek için muhafazakar sağ seçmendeki endişeleri gidermeye çalışıyor. 

Ancak Kılıçdaroğlu’nun her şeyi kontrol etmesi imkansız.

Örneğin şarkıcı Gülşen’in imam-hatip çıkışı. Gülşen’in imam hatiplilere “sapık” dediği görüntüler dün gece sosyal medyanın gündemine damgasını vurdu. Gülşen’in yaptığı şey rahatsız edici, kabul edilemez bir nefret suçu. Gülşen’in ifadelerinin en çok Kılıçdaroğlu’nun stratejisine darbe vurduğunu da söylemeye gerek yok. Son tahlilde, muhafazakar sağ seçmen bu tür çıkışları “makyaj döküldü” perspektifinden okuyor. Helalleşme ve merkeze gelme stratejisinin altı boşalıyor. 

NOT: Yazım yayınlandıktan sonra bir dostum dikkatimden kaçan bir gelişmeyi daha haber verdi. Doğan grubunun Doğan grubu olduğu dönemde, gruptaki en etkili isimlerden Ferhat Boratav da Halk TV ile anlaşmış. Bilen bilir. Ferhat Boratav Doğan grubunun yayın politikasının şekillenmesinde oldukça kritik roller üstleniyordu. Grubun yurtdışı bağlantılarının sağlanmasında da aktif rol oynuyordu. Ferhat Boratav’ın da Halk TV ile anlaşması, kanalın “merkeze yaklaşma” arayışının bir tezahürü. Boratav’ın İmamoğlu ile yakın ilişkisi nedeniyle “Halk TV’de İmamoğlu etkisi artıyor” yorumları da yapılıyor. Ancak CHP dinamiğinin kontrolü altındaki bir kanalda böyle bir etkiye izin vereceğini sanmıyorum.