gdh'de ara...

Paylaşılamayan Kıta: Afrika kimin?

1. resim

Dünyanın 19. yüzyılda tanık olduğu Afrika’nın kolonizasyon süreci, hala hafızalardan silinmeyen insanlık suçları ile dolu. Batılı emperyalist güçlerin kıtanın servetlerine, halklarına ve tüm insanlık değerlerine karşı işledikleri suçlar, kıtanın bugünkü geri kalmışlığının sebeplerinin başında geliyor. “Afrika Talanı” olarak adlandırılan ve kıtanın Avrupalı devletlerce taksim edilmesini ifade eden kavram bugün yeni aktörlerin de eklenmesiyle ikinci dönemini yaşıyor. “Yeni Sömürge Dönemi” olarak da adlandırılan ve Afrika kıtasındaki devletlerin 1960’lı yıllarda bağımsızlıklarını kazanması ile başlayan bu dönem, esasen geçmişte kalan siyasi ve ekonomik bağımlılık ilişkilerini de barındıran daha girift bir süreci ifade ediyor.[1] Zira bu süreci belirleyen en önemli faktörün Avrupalı devletlerin bağımsızlıklarını kazanan Afrikalı devletler üzerindeki etkisini sürdürmesi ve ekonomik toplumsal ve siyasal gerçeklikten kopuk sınırlarla kısa süreli ekonomik menfaatleri gözeterek kıtayı kontrol etmeye devam etmesi olduğu biliniyor.[2]

Ancak Afrika’nın bugününde, sadece Batılı aktörleri değil, Rusya, Hindistan ve Çin gibi devletleri ve Boko Haram, Nusret el İslam, DEAŞ gibi terör örgütlerini de görmekteyiz. Dolayısıyla Afrika kıtasında yaşananları Batılı Emperyalist güçlerin kıta üzerinde etkilerini sürdürme gayretinden kaynaklanan krizler olarak görmek yetersiz kalacaktır. Bu sebeple, Afrika’ya yönelen aktörler ve etki alanlarını incelemek anlamlı olacaktır.

Afrika’da Etkili Aktörler

Fransa

Afrika'daki kolonileştirme geçmişinde şüphesiz Fransa baş rolü oynuyor. Bugün dahi kıtadaki birçok ülkenin resmi dilinin Fransızca olması da bu gerçekliği gözler önüne seriyor. Fransa'nın Afrika kıtasından güç ve zenginlik devşirirken ardında bıraktığı katliamlar ve vahşet bugün dahi Fransa'da hesaplaşılması gereken tarihsel bir kara leke olarak tartışılmaya devam ediyor. Zira Fransa'nın Afrika'ya yönelik tutumu, sadece kıtanın zenginliklerini sömürmek değil, kıtadaki farklı etnik ve dini yapıları birbirinden ayırmak, bölgenin sosyolojik ve kültürel zenginliğini yok etmek üzere planlamıştı. Keza bugün kıtada yaşanan birçok problemin kökeninde de bu tarihsel problemler yatıyor. 1. Dünya Savaşı'nda Fransa'nın yanında 1 milyona yakın Afrikalı askerin savaşmış olması da bu etkinin gücünü gözler önüne seriyor.

Halihazırda Fransa, Afrika'da çok sayıda asker bulunduruyor. Aynı zamanda askeri üsleri ve ulusal bölge okulları eliyle etkisini sürdürüyor. Aşağıdaki haritada, Fransa'nın Afrika ülkelerindeki üslenmeleri, asker sayıları ve okulları görülebilir.

ÇİN


Geçtiğimiz günlerde borcunu ödemeyen Uganda’nın Entebbe Havalimanı’na el koyduğu iddiaları Çin makamları tarafından reddedilse de Çin’in Afrika’da yükselen bir etkisi mevcut. Ülkeleri borçlandırarak stratejik liman ve işletmelerine sahip olma düşüncesi ile suçlanan Çin, Afrika kıtasına ciddi miktarda yatırım yapıyor ve borç veriyor.

Çin'in Afrika'da halihazırda 3 bin 171 şirketi bulunuyor. Bu şirketlerden birçoğu altyapı ve enerji alanında çalışıyor. Ayrıca Çin, bu yatırımlarında çalıştırmak üzere bölgedeki insan kaynağından değil kendi işçilerinden istifade ediyor. Yani Çin, Afrika'daki yatırımları ile tek taraflı olarak ekonomik getiri elde ettiği gibi, yatırımlarını bölgede istihdam yaratmaya dönük bir şekilde de planlamıyor. Çin'in Afrika'da böylesi etkin olmasının bir diğer sebebi de hızla artmaya başlayan döviz rezervlerinin eritilmesi gerekliliği. Zira Çin, ucuz üretim merkezi olarak elde ettiği ekonomik ivme ile kazandığı milyarlarca dolar dövizi eritmezse, ülke içindeki fiyatların artması ve enflasyonla karşı karşıya kalınması riskini taşıyor. bu sebeple Çin, döviz rezervlerini siyasi egemenlik kurabileceği alanlarda yatırımlara dönüştürerek hem ülke içerisindeki mali dengeyi sağlarken hem de yatırım yaptığı bölgelerde uzun vadede kurumsallaşması beklenen bir güç elde ediyor.

Afrika'yı bir pazar olarak da değerlendiren Çinli yatırımcılar, ülkeye giren ucuz Çin malı ürünlerle de bölgedeki üretim kapasitesini sekteye uğratmakta. Zira ekonomik gelişmişlik ve üretim noktasında oldukça geri kalmış bir bölgede, Çin ile rekabet edebilecek yerli üretim gerçekleştirilebilmesi muhtemel görülmüyor.

Afrika'daki Çin Yatırımları

Rusya

Rusya'nın Afrika'da etkin bir aktör olmaya başlaması, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SCCB) dönemine denk düşüyor. 1955-60 yıllarında Afrika ülkeleri bağımsızlıklarını kazandıkça ilişkilerin gelişimi de ivme kazandı. Sovyetlerin dağılmasıyla birlikte Rusya, Afrika'dan neredeyse kopma noktasına geldi. Ancak Vladimir Putin iktidarıyla birlikte Rusya'nın Afrika'daki faaliyetleri de yeniden hız kazanmaya başladı. Batı modeline alternatif olarak ekonomik işbirliği anlaşmalarıyla ülkede varlık göstermeye çalışan Rusya, mücadele ettiği ambargolardan ötürü sıkışan ekonomisine Afrika'dan can suyu bulmaya çalıştı. Bu kapsamda Rusya'nın Afrika'ya ciddi oranda silah ihracatı yaptığına tanık olduk. Ancak Rusya'nın bölgedeki emelleri açısından tek enstrümanı, ekonomik işbirlikleri yahut silah ihracatları değil. Rusya'nın bölgede paralı askerler eliyle ciddi bir etki elde ettiği biliniyor. Bu grupların başında ise kamuoyunda sıklıkla gündeme gelen Wagner grubu.

Libya'daki iç savaşta aktif rol oynayan Wagner grubu, Orta Afrika Cumhuriyeti, Sudan, Mali, Çad, Gine gibi birçok Afrika ülkesinde aktif. Rusya'nın bölgedeki tek paralı askeri grubu Wagner de değil. RSB Grup ve Patriot Grupları da Libya ve Sudan'da etkin olduğu biliniyor.

Terör Grupları

Afrika'da etkin olan aktörler artık sadece devletlerle sınırlı değil. Terör grupları da bölgede ciddi anlamda etki gösteriyor. Bu grupların başında Somali ekseninde etkin olan El-Şebab geliyor. El Kebab, Başkent Mogadişu ekseninde çokça saldırı gerçekleştiriyor.

Afrika'da DEAş etkinliği de oldukça aktif. Mısır'da El-Refah ekseninde saldırılar gerçekleştiren DEAŞ, aynı zamanda kendisine bağlı DEAŞ Batı Afrika Vilayeti kolu ile Orta Afrika'da saldırılarını sürdürüyor.

Orta Afrika bölgesinde Mali, Nijer, Nijerya, Burkina Faso ve Kamerun ise terör örgütlerinin aktif olduğu ülkelerin başında geliyor. Bu ülkelerde Boko Haram, Nusret el İslam, Dan na Ambassagou gibi örgütler sıklıkla saldırılarını gerçekleştiriyor.

* * *

[1] Yıldırım, Emre, Afrika ve Yeni Sömürgecilik, İNSAMER, https://insamer.com/tr/afrika-ve-yeni-somurgecilik_2166.html (Erişim Tarihi:01.12.2021).

[2] Kutlu, Duygu, Afrika Talanının Uzun Vadede Kıta Ülkelerine Etkileri, AFAM, https://afam.org.tr/afrika-talaninin-uzun-vadede-kita-ulkelerine-etkileri/, (Erişim Tarihi:01.12.2021).