gdh'de ara...

Suriye'de operasyon: Operasyon yapılacak bölgeler ve Türkiye'nin hedefi

1. resim

2022 yılı itibari ile Suriye’de iç savaş 11. yılına girdi. Dünyanın gözleri özellikle Rusya-Ukrayna savaşına çevrilmişken Türkiye, neredeyse iki yıldır sessizliğe bürünen Suriye sınırına yeniden bir operasyon kararı aldı.

Özellikle bölgedeki uzun süreli iç savaşlara baktığımızda Suriye'de şu anda olduğu gibi 'temkinli' dönemler yaşandığını ve inişler-çıkışlar olduğunu sıkça görüyoruz. Yaklaşık 15 yıl süren Lübnan iç Savaşı ve neredeyse 20. yılına girecek olan Irak iç savaşı gibi örneklerde de belirli 'istikrar dönemleri' yaşandığına şahit olduk.

Dolayısıyla iki yıldır Suriye'de yaşanan "göreli sessizlik" dönemi, bu iki örneğin detaylarını incelediğimizde de görüleceği üzere sadece, sonuca ulaşmayan 'anlaşmaların', tutulmayan 'sözlerin' ve 'söz sahibi' olmak isteyen tarafların karşılıklı "sessiz" hamleleri ile geçti.

Bu hamleler arasında ilk dikkat çeken nokta şüphesiz Rusya destekli Suriye Rejimi ve ABD destekli PKK'nın uzantısı olan YPG milisleri arasında yaşandı. Bu çatışmalarda genel itibari ile Rusya'nın desteği ile ilerleyen Suriye Rejim birliklerinin önemli ölçüde ilerlemisini sağladı.

Bu durumu izleyen Türkiye ise düzenlediği 4 farklı operasyon ile güvenli bölge hedefi ile kontrol altına aldığı alanlarda, güvenlik faaliyetlerine devam etti ve özellikle terör örgütü PKK'nın uzantısı olan YPG'li teröristlerin sızma ve genişleme girişimlerine karşı faaliyetlerde bulundu.

Peki neden şimdi ve Türkiye ne istiyor?

Türkiye bölgede bir terör devletinin kurulmasını engellemek için, 2016-Fırat Kalkanı, 2018-Zeytin Dalı, 2019-Barış Pınarı ve 2020-Bahar Kalkanı harekatları sonrası Rusya ve ABD ile yaptığı görüşmeler sonucu; ABD'den YPG ve PKK'nın sınırdan 32 kilometre güneye çekileceği taahhüdünü, Rusya'dan ise YPG ve PKK'yı Tel Rıfat ve Münbiç'ten çıkarma taahhüdünü aldı. Fakat bu sözler geçen uzun zamana rağmen yerine getirilmedi.

Gelinen noktada ise; özellikle Rusya'nın Ukrayna savaşı ile önceliklerini değişmesi, çok sayıda askeri birliğini ve Wagner gibi paralı askerlerini bölgeden çekmeye başlaması, Suriye Rejimi'ne verdiği desteği azaltmak zorunda kalması ve üzerine ABD'nin 'krizi fırsata çevirme' stratejisi ile bölgede beslediği terörist gruplara desteğini artırması PKK/YPG ve uzantılarını yeniden cesaretlendirdi.

ABD desteğiyle Suriye topraklarını işgal eden PKK/YPG, özellikle Suriye'nin kuzeyindeki; Azez, Mare, Bab, Cerablus, Afrin, Tel Abyad ve Rasulayn bölgelerinden Türkiye’ye ve Türkiye'nin oluşturduğu güvenli bölgeye saldırılar gerçekleştiriyor. Ve bu saldırıları, ABD başta olmak üzere batı ülkelerinin silahlarıyla gerçekleştiriyor.

ABD ve Rusya'nın bu anlaşmaları yerine getirmemesi bir yana bir de dengelerin bu şekilde değişmesi sonucu artan güvenlik kaygıları, Türkiye'yi yeniden harekete geçmek zorunda bıraktı.

Ve geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan;

"Ülkemize ve güvenli bölgelerimize yapılan saldırıların merkezi konumundaki alanlar harekât önceliğimizin başında yer almaktadır. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, istihbaratımız, emniyet güçlerimiz hazırlıklarını tamamlar tamamlamaz bu operasyonlar başlayacaktır"

açıklaması yaptı.

Türkiye daha önce yaptığı operasyonların devamı olarak nitelendirdiği yeni operasyonla;

Ceylanpınar'ın doğusundan Irak sınırına kadar olan bölge, Tel Abyad'ın batısından Fırat Nehri'ne kadar uzanan bölge ve Afrin'in doğusuna uzanan Tel Rıfat'ın da yer aldığı bölgeyi terör gruplarından temizlemeyi ve güvenli bölgeye dahil etmeyi planlıyor.

Sonuç

Öncelikle daha önce bölgeye yapılan dört operasyonda da olduğu gibi; BM'nin 51. maddesinden kaynaklanan meşru müdafaa hakları ve yine BM Güvenlik Konseyi’nin terörizmle mücadeleye ilişkin kararlarına göre, Türkiye'nin uluslararası hukuk bağlamında böyle bir operasyon yapmasının önünde hiçbir bir engel bulunmamaktadır.

Diğer yandan iç hukuk açısından baktığımızda ise, geçtiğimiz yılın Ekim ayında sınır ötesi operasyonun yasal zemini oluşturulmuş ve TSK'ya gerekli yetkiyi veren tezkere meclisten geçirilmiştir. Bu nedenle operasyon için yeniden mecliste görüşmeler yapılmasına ve o dönem tezkereye 'hayır' oyu veren CHP ve HDP'nin onayına şu anda ihtiyaç duyulmayacaktır.

Türkiye bütün bu şartlar altında; 'ulusal güvenlik kaygılarını' göz ardı eden ve terör örgütlerini besleyen iç ve dış dinamiklere rağmen, Suriye'de bir terör devleti kurulmaması için gerekli adımları atma kararlılığını ortaya koyacağı yeni bir operasyon için tüm hazırlıklarını tamamladı.

Ve bilinmelidir ki Türkiye; terör örgütü PKK'yı besleyen sözde uluslararası 'müttefiklerine' ve "YPG Fırat'ı geçecek siz de mal mal bakacaksınız" diyen "bağlamacıları" "serbest bırakacağız" diyen 'liderlere' ve TBMM'ye kadar uzanan terör uzantılarına rağmen, terörün kökünü kazıyacak güç ve kararlılığa sahiptir.