Hürmüz krizinde Çin'in tutumu ve olası dengeler
Çin yönetimi, ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı’nın korunması için önerdiği askeri koalisyona mesafeli yaklaşırken kriz Pekin için enerji güvenliği, diplomatik nüfuz ve küresel güç rekabeti açısından yeni fırsatlar yaratabilir.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 16.03.2026 - 15:04
Donald Trump ile Xi Jinping - GDH
- Trump yönetimi, Hürmüz Boğazı’nın güvenliği için bazı ülkelere askeri koalisyon çağrısı yaptı.
- Çin, askeri katılım konusunda net bir taahhüt vermedi ve diplomasi çağrısı yaptı.
- Hürmüz Boğazı’ndan dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20’si geçiyor.
- Kriz, Çin’e enerji tedarikini güvence altına alma ve ABD’nin bölgesel etkisini dengeleme fırsatı sunabilir.
Donald Trump yönetimi, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından tırmanan savaşın küresel enerji akışını tehdit etmesi üzerine Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini sağlamak için uluslararası bir deniz koalisyonu oluşturma girişiminde bulundu.
Trump, özellikle Orta Doğu petrolüne bağımlı ülkelerin bu koalisyona katılması gerektiğini belirterek Çin’in rolüne dikkat çekti. ABD Başkanı, Çin’in bölgeden gelen petrol sevkiyatına büyük ölçüde bağımlı olduğunu vurgulayarak Pekin’in bu güvenlik girişimine katkı sunması gerektiğini söyledi.
Ancak Washington’ın çağrısına uluslararası toplumdan sınırlı destek geldi. Japonya ve Avustralya gibi bazı ülkeler askeri katılımı reddederken, diğer devletler konuyu değerlendirdiklerini açıkladı.
GDH Digital X kanalını takip edebilirsiniz.
Çin askeri çözümlere karşı tutum sergiliyor
Çin yönetimi, ABD’nin çağrısına doğrudan askeri bir destek açıklamadı. Çinli yetkililer, önceliklerinin çatışmaların durdurulması ve enerji akışının kesintisiz sürmesi olduğunu belirtti.
Çin’in Washington Büyükelçiliği, tüm tarafların bölgedeki enerji arzının istikrarını sağlama sorumluluğu bulunduğunu ifade ederken Pekin’in “gerilimin düşürülmesi ve barışın yeniden tesis edilmesi için yapıcı rol oynamaya hazır olduğunu” vurguladı.
Bu açıklamalar, Çin’in askeri müdahaleden kaçınarak diplomatik arabuluculuk ve ekonomik çıkarlarını koruma stratejisi izlediğine işaret ediyor.
Küresel enerji sistemi için kritik dönemeç
Hürmüz Boğazı, dünya enerji ticaretinin en kritik boğazlarından biri olarak kabul ediliyor.
Günlük yaklaşık 18–19 milyon varil petrol, yani küresel petrol tüketiminin yaklaşık beşte biri bu geçitten taşınıyor.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası başlayan kriz, boğazdaki gemi trafiğini ciddi biçimde sekteye uğrattı ve küresel petrol fiyatlarında hızlı artışlara yol açtı.
Bu durum özellikle Orta Doğu petrolüne yüksek bağımlılığı bulunan Asya ekonomileri için önemli bir risk oluşturuyor.
Enerji Yolu (Geçit) | Günlük Petrol Akışı (Tahmini) | Küresel Arzın Yüzdesi | Temel Önemi ve Kritik Notlar |
Hürmüz Boğazı | 21 Milyon Varil | %20 - %25 | Dünyanın En Kritik Damarı: Çin, Hindistan ve Japonya'nın ana tedarik yoludur. Batı içinde kritik pozisyondadır. Tamamen kapanması küresel kaosa neden olabilir. |
Malakka Boğazı | 16 Milyon Varil | %15 - %18 | Asya'nın Giriş Kapısı: Orta Doğu petrolünün Çin ve Doğu Asya pazarlarına ulaşması için ana güzergahtır. |
Süveyş Kanalı: | 5,5 Milyon Varil | %5 - %7 | Avrupa'nın Can Damarı: Körfez petrolünün Avrupa ve Kuzey Amerika'ya en kısa yoldan ulaşımını sağlar. |
Babülmendep Boğazı | 4,5 Milyon Varil | %4 - %5 | Kızıldeniz'in Kilidi: Süveyş Kanalı'na girişi kontrol eder. İstikrarsızlık Süveyş trafiğini doğrudan vurur. |
Danimarka Boğazları | 3,2 Milyon Varil | %3 | Rusya'nın Çıkışı: Rus petrolünün Avrupa pazarlarına deniz yoluyla ulaşması için temel rotadır. |
Türkiye’deki Boğazlar | 2,5 Milyon Varil | %2 - %3 | Boğazlar: Hazar ve Rus petrolünün Akdeniz'e açılan tek kapısı. |
Çin için ortaya çıkan stratejik fırsatlar
Uluslararası ilişkiler literatüründe enerji güvenliği ve deniz ticaret yollarının kontrolü, büyük güç rekabetinin temel unsurlarından biri olarak görülüyor. Hürmüz krizinin bu bağlamda Çin için üç önemli stratejik kazanım potansiyeli bulunuyor.
- Enerji tedarikinde özel erişim
İran, kriz sırasında ABD ve müttefiklerine ait gemilere kısıtlamalar getirirken Çin bağlantılı ticari gemilerin geçişine izin verilmesi için görüşmeler yürütüyor.
Bu durum Pekin’in enerji tedarikinde görece ayrıcalıklı bir konuma gelmesine yol açabilir. ABD’nin enerji yollarını kontrol altında tutmada ekstra efor sarf etmesi, Çin’in küresel güç rekabetinde elini güçlendiren bir faktör olabilir.
- Diplomatik nüfuzun artması
Çin, son yıllarda Orta Doğu’da ekonomik ve diplomatik varlığını artırmaya çalışıyor. Pekin’in askeri bloklaşmadan uzak durarak arabulucu rolüne soyunması, bölge ülkeleriyle ilişkilerini güçlendirmesine katkı sağlayabilir.
Çin’in özellikle son 10 senede Afrika’da uyguladığı “kazan-kazan” modelini Körfez ülkelerine adapte etmesi, ABD’nin bölgedeki etkisini kırıcı bir faktör olabilir.
ABD Başkanı Donald Trump’ın göreve geldiği günden bu yana dünya genelinde tehditkar bir tutum sergilemesi ve bölgede “İsrail öncelikli” politikalar uygulaması, Körfez’deki ortakları nezdinde uzun vadede ABD’nin diplomatik güvenilirliğini zedeleyebilir.
- ABD’nin güvenlik mimarisine alternatif
ABD’nin askeri koalisyon çağrısına sınırlı destek gelmesi, Washington’ın geleneksel güvenlik mimarisinin sorgulanmasına yol açabilir. Bu durum, Çin’in Kuşak ve Yol girişimi kapsamında geliştirdiği ticaret ve enerji koridorlarını daha cazip hale getirebilir.
Öte yandan ABD korunması altındaki Körfez ülkelerinin İran’ın saldırılarında ağır darbe alması ve özellikle turizm alanında güç kaybetmesi, ABD’nin bölgedeki ortaklarının güvenlik alanında yeni ortaklar arayışına çıkmasına ön ayak olabilir.
Çin’in “kazan-kazan” politikası doğrultusunda körfez ülkelerine pozitif yaklaşımı, bölgedeki hakimiyetine pozitif etkide bulunabilir.

Büyük güç rekabetinin yeni cephesi
Hürmüz krizi yalnızca bölgesel bir deniz güvenliği meselesi değil, aynı zamanda ABD ile Çin arasındaki küresel güç rekabetinin yeni bir boyutu olarak görülebilir.
ABD, enerji yollarının güvenliğini askeri güçle sağlamaya çalışırken Çin daha çok ekonomik ve diplomatik araçlara dayalı bir strateji izliyor.
Bu nedenle Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler, yalnızca Orta Doğu’daki savaşın değil, aynı zamanda 21. yüzyılın enerji jeopolitiğinin ve büyük güç rekabetinin yönünü belirleyebilecek bir kriz olarak değerlendirilebilir.
Kaynak:
GDH Haber
İLGİLİ HABERLER
İran savaşında inisiyatif ABD ve İsrail'in elinden çıkmış olabilir
İsrail'den İran itirafı: Savaş istenilen hızda ilerlemiyor
Trump’ın Hürmüz koalisyonu çağrısına dünyadan farklı tepkiler geldi
İran’dan ABD uçak gemisine tehdit: Kızıldeniz’deki lojistik noktalar hedef
Mearsheimer’dan ABD ve İsrail’e İran savaşı eleştirisi
İran’ın İsrail’e yönelik misilleme saldırısında Tel Aviv yakınlarında hasar oluştu
DİĞER HABERLER
İran’ın İsrail’e yönelik misilleme saldırısında Tel Aviv yakınlarında hasar oluştu
Trump’ın Hürmüz koalisyonu çağrısına dünyadan farklı tepkiler geldi
Mearsheimer’dan ABD ve İsrail’e İran savaşı eleştirisi
İsrail'in Lübnan'a saldırıları Mayıs sonuna kadar devam edecek
İsrail'den İran itirafı: Savaş istenilen hızda ilerlemiyor
İran’dan ABD uçak gemisine tehdit: Kızıldeniz’deki lojistik noktalar hedef
Oscar ödülleri 2026 | Oscar ödülü alanlar kimler, hangi yapımlar?
İran savaşında inisiyatif ABD ve İsrail'in elinden çıkmış olabilir
Abbas Arakçi İsrail'in yakıt depolarına saldırı düzenlemesine tepki gösterdi
İngiltere'de aktivistler İran için sokakta


