Laos’ta bir ‘ölüm küpü’nü kazan arkeologlar, kabın yaklaşık 1.200 yıl önce birden fazla kuşağa ait insanların kısmen çürümüş kalıntılarını toplamak için kullanıldığını ortaya çıkardı. Üstelik küp, ölülerin son gömülme yeri olmaktan ziyade karmaşık bir cenaze sürecinin yalnızca bir adımını temsil ediyor olabilir.
“Jar 1” (Küp 1) olarak adlandırılan bu büyük ölüm küpü, kazı ekibinin yeni çalışmasında bildirdiğine göre, içinde bozulmamış insan kalıntıları barındıran kayıtlardaki ilk örnek. Geçtiğimiz on yıllarda Güneydoğu Asya’da yüzyıllar öncesine tarihlenen binlerce ölüm küpü bulundu. Araştırmacılar bu kapların ölü gömme amacıyla kullanılmış olabileceğinden uzun süredir şüpheleniyordu fakat bunu kanıtlayan somut bir bulgu şimdiye kadar elde edilememişti.
Çalışmanın ortak yazarı Nicholas Skopal, “Bu, şu anda Laos’ta bilinen en büyük küpler arasında yer alıyor” diyor. Alışılmadık derecede kalın duvarları, geniş tabanı ve kâseyi andıran görünümünün “içindeki olağanüstü miktardaki insan kalıntısıyla birleştiğinde Küp 1’i Laos’ta kazılmış diğer küplerden ayırdığını” söylüyor.
Araştırmacılar, kuzey Laos’taki Xieng Khouang Platosu’nda yer alan gizemli Küpler Ovası’nın 75 No’lu Alanı’nda yürüttükleri çalışmada büyük bir taş kabı kazdı. Bu peyzaj, en az bin yıl boyunca süren eski gömme ritüellerinde kullanılmış, içleri oyulmuş 2.000’den fazla taş küpten oluşuyor. Küplerin boyları yaklaşık 1 ile 3 metre arasında değişiyor ve MÖ 500 ile MS 500 arasında yoğun biçimde kullanılan ticaret yolları boyunca yerleştirilmişler. Ne var ki bu küpleri yapan uygarlık ve kapların gerçek işlevi hakkında bilinenler hâlâ son derece sınırlı.
75 No’lu Alan’da 2,05 metre genişliğindeki küpü kazan araştırmacılar, kabın içindeki insan kemiklerinin sayısı ve bu kemiklerin çürümüş bireylerin belirli kısımlarına ait olması karşısına oldukça şaşırdı. Örneğin kafatasları küpün kenarları boyunca yerleştirilmişken kol ve bacak kemikleri bir araya toplanmıştı. Bu durum, küpün birincil gömüt yeri olmadığına işaret ediyor. Küpte ayrıca büyük çoğunluğu Hindistan’da üretilmiş çok renkli cam boncuklar da bulundu.
Küpten alınan birkaç dişin radyokarbon tarihlemesi daha büyük bir sürpriz ortaya koyuyor: beklenenden çok daha yakın bir döneme ait sonuçlar. Yaşları küçük çocuklardan yetişkinlere kadar uzanan bu insanların kemikleri, küpe MS 890 ile 1160 arasında birkaç farklı zamanda yerleştirilmiş. Skopal, “Mevcut kanıtlar, burasının nesiller boyunca tekrar tekrar kullanılan kolektif bir cenaze alanı olduğunu, muhtemelen geniş aileler ya da topluluk grupları tarafından kullanıldığını gösteriyor” diyor.
Bu insanların kim olduğunu daha iyi anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var. “Antik DNA’nın, bireyler arasındaki biyolojik akrabalıkları incelememize olanak vermesini umuyoruz” diyor Skopal. “Antik DNA analizini henüz tamamlamadık. Bu çalışma, projenin en önemli sonraki adımlarından biri olacak.”
Sarsıcı bir keşif
Geçtiğimiz on yıllarda pek çok araştırmacı, Küpler Ovası’ndaki büyük taş kapların ölü gömmek için kullanıldığını ileri sürse de, bu fikri ilk kez kesin biçimde doğrulayan çalışma bu oluyor.
Küp mezarları üzerine çalışmış olan fakat bu araştırmada yer almayan arkeolog Anna Pineda, “Taş küplerin işlevleri her zaman bir tahminden ibaretti” diyor. “Sonunda küplerin içinde, yerinde (in situ) insan kemikleri bulmak, bu kapların kullanım amaçlarından birini kesin olarak yanıtlıyor: ikincil gömütler için bir cenaze kabı olarak.”
Yine küp gömütleri üzerine çalışan ve çalışmada yer almayan arkeolog Don Matthews da aynı görüşte. “Küplerin dışında bilinçli insan gömütleri kayıt altına alınmıştı şüphesiz fakat küplerin içinde şimdiye kadar hiç bulunmamıştı” diyor.
Yine de tüm küplerin aynı işlevi görüp görmediği ya da bu küpün alışılmadık veya yerel bir geleneğin parçası olup olmadığı belirsizliğini koruyor.
“Büyük bir taş küpün içinde insan kalıntılarının keşfi, Küpler Ovası araştırmalarına yeni ve önemli bir katkı” diyor Matthews. “Ancak Küpler Ovası genelinde benzer gömütler gözlemlenene kadar bu bulgu temkinle karşılanmalı.”
Cam boncuklar da arkeologların Küpler Ovası kültürü ve buradaki gömme uygulamaları hakkında daha fazla şey öğrenmesine yardımcı olabilecek önemli bir kanıt hattı sunuyor.
Skopal, “Küp 1’de yoğun biçimde bulunan boncuklar ve nesneler, bu eşyaların büyük olasılıkla son cenaze ritüellerinin ve ata anma uygulamalarının önemli bileşenleri olduğunu gösteriyor” diyor. Pineda’ya göre, çoğunun ticaret yoluyla bölgeye ulaştığı düşünülen bu boncukların yüksek miktarı, Güneydoğu Asya geneline yayılmış ticari bağlantılara işaret ediyor.



