Tunç Çağı’nda Güney Kafkasya’da hangi mutfak pratikleri hâkimdi? Yeni bir çalışma, mutfağın dikkat çekici ölçüde çeşitli olduğunu ortaya koyuyor. Kanıtlar, Kura-Aras topluluklarında çok bileşenli bir mutfağın yanı sıra süt ürünleri, meyve ve üzüm bazlı içeceklerin merkezi rolünü gözler önüne seriyor.
Kura-Aras kültürü, Hazar Denizi’ne dökülen Güney Kafkasya’nın iki ana nehri Kura ve Aras’tan adını alıyor. Bu tarihöncesi kültürel gelenek, MÖ 4. binyılın ortasında Güney Kafkasya’da ortaya çıktı ve MÖ 3. binyılın başından ortasına kadar Güneybatı Asya’nın en yaygın kültürel olgusu haline geldi. Mezopotamya’nın çağdaş erken devlet ve hiyerarşik toplumlarının kentsel gelişim çizgileriyle taban tabana zıt biçimde, küçük ölçekli, hane temelli topluluklar içinde gelişti.
Bonn Üniversitesi’nden biyomoleküler arkeolog Maxime Rageot, “Yaklaşık MÖ 2.800 ila 2.600 yıllarına tarihlenen Azerbaycan’daki Qaraçinar Kura-Aras yerleşiminden elde edilen 52 seramik kabın teknolojik, morfolojik, kullanım aşınması ve biyomoleküler analizlerini bir araya getirerek ve bu sonuçları botanik ve faunal verilerle bütünleştirerek Kura-Aras besin örüntülerini ve mutfak pratiklerini yeniden kurmak için geniş bir materyal kanıt yelpazesini inceledik” diyor.
Kendine Özgü Çanak Çömlek
Kazı projesini yöneten Bari Üniversitesi ve CNRS’den tarihöncesi arkeolog Giulio Palumbi, “Bu araştırmanın merkezinde yer alan çanak çömlek, Kura-Aras geleneğinin en belirgin ifadelerinden biriydi ve yayılımının temel bir göstergesiydi. Kura-Aras topluluklarının zaman ve mekân içindeki sosyal bütünleşme süreçlerinde ve kültürel yeniden üretiminde kritik bir rol oynadı” diyor.
Küçük Kafkasya’nın doğu eteklerinde yer alan Qaraçinar, 2019 ile 2024 yılları arasında Azerbaycan Ulusal Bilimler Akademisi Arkeoloji ve Antropoloji Enstitüsü’nden Muzaffar Huseynov ve Bahtiyar Jalilov ile iş birliği içinde kazıldı.
Seramik Kaplardaki Kalıntılar
Çanak çömlekte olağanüstü biçimde korunmuş organik kalıntılar, meyve ve üzüm ürünleri, bitkisel yağlar ve mumlar, iğne yapraklı ağaç reçineleri, süt ürünleri ve diğer geviş getiren hayvan yağlarının hazırlanması ve tüketimine ilişkin güçlü biyomoleküler kanıtlar sunuyor.
Araştırmacılar aynı zamanda ısıl işlem göstergeleri de tespit etti. Bu bulgular tekrarlayan pişirme faaliyetleriyle tutarlı. Bu bulgular, sütün ikincil ürünlere dönüştürülmesi de dahil olmak üzere Kura-Aras beslenme ve mutfak pratiklerinde süt ürünleri ile geviş getiren hayvan yağlarının önemli rolünü kanıtlıyor.
Sonuçlar aynı zamanda üzüm bazlı içeceklerin Kura-Aras topluluklarındaki rolüne ve önemine, bunların tüketim biçimlerine de yeni ışık tutuyor. Zaman zaman iğne yapraklı ağaç reçineleriyle tatlandırılmış şarap tüketilmiş olabilir. Kura-Aras toplumunun hiyerarşik olmayan yapısı içinde, yerel olarak temin edilebilen bu ürün (potansiyel olarak yabani asma bitkilerinden toplanmış) çağdaş Mezopotamya bağlamlarının aksine seçkin ya da prestij tüketimiyle ilişkili görünmüyor.
Üzüm ve Meyvelerin Çeşitli Kullanımları
Üzüm ve diğer meyve ürünleri (fermente ve fermente olmamış), yalnızca içme/servis kaplarında değil, çok sayıda pişirme tenceresi ile bazı büyük depolama kaplarında da tespit edildi. Bu durum, yemeklerin tatlandırılması ya da lezzet katmak ve peynir yapımı gibi biyokimyasal süreçlerde katalizör işlevi görme gibi çok amaçlı mutfak kullanımlarına işaret ediyor. Bunun yanı sıra çam familyasına ait reçineler, yiyecek ve içeceklerin tatlandırılmasında hem lezzet verici hem de koruyucu ajan olarak kullanılmış olabilir.
Qaraçinar’daki Kura-Aras çanak çömleğinde darı bazlı yiyecek ya da içeceğin tespit edilmesi, bu dönemde darının Orta Asya’da yetiştirildiği ancak daha önce bu kadar erken bir tarihte ve bu denli batıda belgelenmediği göz önüne alındığında, doğu bölgelerle uzak mesafeli bağlantılara işaret ediyor. Üstelik bu araştırma, çanak çömlek türleri arasında ilk kez işlevsel bir ayrımı ortaya koyuyor: Tek renkli kaplar ağırlıklı olarak pişirmede kullanılırken, Kırmızı-Siyah Perdahlı kapların ham süt ürünleri ile şarap dahil meyve ya da üzüm bazlı içeceklerin tüketimine ayrılmış olduğu görülüyor.
Bu bulgular bir arada, Kura-Aras topluluklarının gündelik yaşamı ve mutfak geleneklerine ilişkin yeni içgörüler sunuyor. Rageot, “Toplumun düşük düzeyde sosyal tabakalaşmayla karakterize edilmesi sayesinde mutfağın çeşitliliği herkese açıktı” diyor.
Sonuçlar aynı zamanda gelecekteki araştırmalar için yeni perspektifler de açıyor. Kura-Aras geleneğinin yayılımının Güney Kafkasya’dan kaynaklanan kendine özgü mutfak pratiklerinin de yayılmasını kapsıyor olabileceğine işaret ediyor.



