gdh'de ara...

Bosna Hersek'te güvenlik krizinin ayak sesleri

1. resim

1992-1995 arasında Bosna'da yaşayan ve 100 binden fazla insanın hayatını kaybetmesine sebep olan iç savaşın üzerinden yaklaşık çeyrek asır sonra bölge yeni bir güvenlik krizine sürükleniyor.

Bosna Hersek anayasasına aykırı olduğu halde "Sırp Cumhuriyeti Günü" kutlamaları sonrası bölgedeki gerginlik yeni bir boyut kazandı.

Avrupa'nın ortasında Srebrenitsa'da Sırp Ordusu'nın Boşnaklara yönelik soykırımı bugün dahi hafızlarda tazeyken, bölgede yaşanacak yeni bir kriz tüm bölge ülkelerini tedirgin ediyor.

Srebrenitsa trajedisinden Dayton Anlaşmasına: 90'larda Bosna'da neler yaşandı?

25 Haziran 1991'de Hırvatistan ve Slovenya’nın resmi olarak bağımsızlıklarını ilan etmesi ardından Yugoslavya dağılmaya başladı. Bosna Hersek 1 Mart 1992'de yapılan referandumla eski Yugoslavya'dan ayrılarak bağımsızlığını ilan etti.

Bosna'yı ele geçirmek isteyen Sırp ve Hırvatlar peşi sıra bağımsızlıklarını ilan ettiler. Bu gelişmeden kısa bir süre sonra Bosnalı Sırplar Müslüman Boşnaklara saldırılara başladı. Etnik bir kırıma dönüşen saldırılara karşı Aliya İzzetbegoviç önderliğinde savaş başladı.

Çok sayıda sivil bu çatışmalarda hayatını kaybetti. Ardından Birleşmiş Milletler tarafından Srebrenitsa Boşnaklar için "Güvenli Bölge" ilan edildi ve 400 Hollandalı askerin denetimine bırakıldı.

Uzun süren bir kuşatma ardından "Bosna Kasabı" lakaplı Ratko Mladic komutasındaki Sırp birlikler 11 Temmuz 1995'te Srebrenitsa'ya girdi. Sırp ordusu burada en az 8 bin 372 Boşnak sivili ormanlık alanda, fabrikalarda ve depolarda katletti. Katledilen Boşnaklar, toplu mezarlara gömüldü.

Ülke genelinde kurulan yüzlerce toplama kampında esir tutulan Boşnaklar, işkencelere maruz kaldı, tecavüze uğradı ve katledildi.

14 Aralık 1995 tarihinde Boşnak, Hırvat ve Sırpları karşı karşıya getiren, 100 bini aşkın can kaybının yanı sıra yaklaşık 2 milyon insanın da yerinden olduğu savaş, Fransa’nın başkenti Paris’te bulunan Cumhurbaşkanlığı Sarayı Elysee'de imzalanan Dayton Barış Anlaşması'yla sona erdi.

Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi, Bosnalı Sırpların eski lideri Radovan Karaciç'i Srebrenitsa'da yaşananlardan sorumlu tuttu ve 40 yıl hapis cezası verdi. "Bosna Kasabı" lakaplı Ratko Mladic ise soykırım sebebiyle müebbet hapse mahkum edildi ve cezası onandı.

Bosna'nın bugünü: Krizler devlet sisteminden mi kaynaklanıyor?

Bosna'da yaşanan trajedi, Dayton Anlaşması ile son bulsa da, anlaşma bölgede siyasi olarak dünyanın en karmaşık yapılarından birini bıraktı. Zira günümüzde yaşanan süreç de bu karmaşanın bir sonucu olarak değerlendiriliyor.

1995 yılında imzalanan anlaşma ile sadece savaş son bulmadı, aynı zamanda yeni oluşan devletin sistemi ve anayasası da tesis edildi. Buna göre devletin kurucu halkları olarak Boşnaklar, Sırplar ve Hırvatlar olarak belirlendi. Devletin üst makamı ise Yönetim Konseyi olarak isimlendirilen ve bahse konu üç etnisiteden üç temsilcinin sekizer ay dönüşümlü olarak dört sene boyunca başkanlık ettiği bir mekanizma ile yönetiliyor. Parlamento ise Temsilciler Meclisi ve Halklar Meclisi olarak iki kademeli şekilde teşkil edilmiş durumda.

Bosna Hersek, biri Bosna Hersek Federasyonu, diğeri Sırp Cumhuriyeti (RS) olmak üzere iki devletçiğe ayrılmış durumda.Ayrıca Bosna Hersek’te ayrı bir yönetimi bulunan Brçko Özerk Bölgesi de mevcut. Çoğunluğunu Boşnak ve Hırvatların meydana getirdiği Bosna Hersek Federasyonu içerisinde de ayrıca 10 kanton var. Her kantonun kendi meclisi ve hükümetleri bulunuyor.

Bu karmaşık yapı Bosna Hersek'te siyasal krizlere zemin oluşturuyor. Zira bu yapı, ülkede hali hazırda var olan bölünmüşlüğü daha da belirgin hale getiriyor. Ülkede siyasal karar almayı imkansız hale sokuyor.

Bu krizin en ciddi örneklerinden birine ise yakın zamanda tanık olduk.

Eski Yüksek Temsilci Valentin İnzko, görev süresinin sonlarına yaklaşırken 2021 yılının Temmuz ayında Bonn yetkilerini kullanarak “Soykırım İnkar Yasası” çıkardı. Ardından Yönetim Konseyi'nin Sırp kökenli vekili Milorad Dodik’in kışkırtması ile Sırplar, evvela devlet kurumlarını boykot kararı aldı. Dodik'in kışkırtmaları bunlarla son bulmadı. Bonn yetkilerini tanımamak, Bosna Hersek Yüksek Temsilciliği tanımamak, Bosna devlet kurumlarıyla olan entegrasyonu sonlandırmaya çalışmak; adalet, savunma, güvenlik ve vergilendirme alanlarında devlet içinde paralel kurumlar kurmayı amaçlamak ve RS’nin kendi ordusuna sahip olmasını istemek gibi çeşitli provakatif söylem ve eylemleri ile krizi derinleştirdi.

Dodik'in eylemleri, uluslararası alanda zayıf da olsa tepki aldı. ABD, Milorad Dodik'i yolsuzluk ülke istikrarı ile toprak bütünlüğünü tehdit ettiği gerekçesi ile yaptırım listesine aldı. Hırvatistan Başbakanı Andrej Plenkovic ise Bosna Hersek Demokratik Eylem Partisi Başkanı Bakir İzzetbegoviç ile gerçekleştirdiği toplantıda, Bosna Hersek'te olası tüm ayrılıkçı eylemlere karşı olduklarını ifade etti.

Avrupa Güvenlik ve işbirliği Teşkilatı (AGİT) tarafından yapılan açıklamada ise

"Son günlerde Bosna Hersek’te, Sırp Cumhuriyeti başta olmak üzere, ülke genelinde bazı yetkililer tarafından, Bosna Hersek’in toprak bütünlüğüne ilişkin kışkırtıcı ve bölücü söylemler meydana geldi. Bu söylemler, ülkedeki huzur ve güven ortamına zarar veriyor. Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Sırp üyesi Milorad Dodik’in, Sırp Cumhuriyeti'ni Bosna Hersek’ten ayırıp Sırbistan ile birleştirme eylemleri, Müslüman Boşnaklara karşı etnik karalamaya dönüşmektedir."

ifadeleri kullanıldı.

Süreç nereye gidiyor?

Çok sayıda uzman ve analist, Dadik'in arkasına aldığı tahmin edilen Rus desteği ile, bölgede ciddi bir güvenlik krizini ateşleyebileceğinden endişeli. Ayrıca Putin'in, Batı'ya Batı Balkanlar bölgesini istediği zaman istikrarsızlaştırabileceğini göstermek için Bosna-Hersek'i bir pazarlık kozu olarak kullandığı öne sürülüyor.

Ukrayna'da yaşanan süreç göz önünde bulundurulduğu taktirde, Rusya'nın yakın coğrafyasındaki kriz alanlarına cevabını Avrupa ortasındaki istikrarı tehdit ederek vermek istemesi muhtemel görünüyor. ABD ve AB ise sürece dair planlamadan ve vizyondan yoksun olarak değerlendiriliyor.

Türkiye'nin ise bölgeyle olan kültürel bağları, krizin taraflarıyla diyalog kurabilme kapasitesi ve bölgeye olan desteği ile bir arabulucu rolü oynayabileceği öne sürülmekte.

Ancak gelinen noktada Bosna'da ateşlenen bir istikrarsızlık fitilinin tüm Balkanları etkileyeceği hususunda tüm uzmanlar hemfikir.

* * *

Kaynaklar:

https://www.aa.com.tr/tr/analiz/bosna-da-dodik-kiskirtmasi-muhtemel-senaryolar/2471802

https://www.trthaber.com/haber/dunya/hirvatistan-bosna-hersekte-olasi-tum-ayrilikci-eylemlere-karsiyiz-644085.html

https://www.trtworld.com/opinion/a-secession-in-bosnia-is-underway-and-nato-must-be-worried-52845

https://www.trthaber.com/haber/dunya/bosna-hersekin-kriz-cikaran-karmasik-siyasi-yapisi-569009.html

https://www.cbsnews.com/news/bosnia-herzegovina-serbs-bosnian-war-tension-protests/

https://www.aa.com.tr/tr/analiz/uluslararasi-toplum-bosnada-yine-sessiz/2460339

https://www.yeniasya.com.tr/dunya/agit-dodik-in-eylemleri-musluman-bosnaklara-karsi-etnik-karalamaya-donusuyor_556683