26 Eylül Cuma Hutbesi yayınlandı mı? Diyanet ile bu hafta Cuma hutbesi konusu nedir?

26 Eylül Cuma Hutbesi bugün kılınacak Cuma namazı öncesi ve sonrasında okunmak istenerek 26 Eylül Cuma Hutbesi yayınlandı mı, konusu nedir? soruları üzerinden araştırılıyor.

0:00

--:--

Son Güncelleme: 26.09.2025 - 13:11

editor avatar
Berk Turan

SEO Editör

NSosyal Logo
26 Eylül Cuma Hutbesi yayınlandı mı? Diyanet ile bu hafta Cuma hutbesi konusu nedir?

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından her hafta yayınlanan ve içerisinde dini konuları ve sosyal yaşamı kapsayan pek çok bilgi ve müslümanlara öğütler yer alan Cuma Hutbesi 26 Eylül tarihli olarak okumaya sunuldu.

26 EYLÜL CUMA HUTBESİ

Diyanet ile 26 Eylül Cuma Hutbesi konusu ve detayları şöyle;

PEYGAMBERİMİZ (S.A.S), CAMİ VE NAMAZ

Muhterem Müslümanlar!

Yüce dinimiz İslam’ın temel esaslarından biri de

namazdır. Namaz, Cenâb-ı Hakk’ın bütün peygamberlere

ve ümmetlerine emrettiği bir ibadettir. Namaz; dinin

direği, müminin miracı, imanın hayata yansımasıdır.

Huzurun, teslimiyetin ve kulluğun tezahürüdür. Rükün,

şart ve adabına riayet edilerek kılınan namaz; nefsimizi

terbiye eder. Ömrümüze bereket katar. Evlerimize huzur

verir. Bizleri dünyevi hırs ve gösterişten korur. Yorgun

ruhlarımızı dinlendirir. Zorluklara ve sıkıntılara karşı

sabretmeyi öğretir.

Aziz Müminler!

Namaz, sadece belirli hareketlerden ibaret değildir;

o, hayatımıza yön veren, bizi istikamet üzere sabit tutan

bir yol haritasıdır. Nitekim bizler; namaza başlarken

‘İftitah Tekbiri’ alır, Allah’tan başka ilah olmadığını dile

getiririz. ‘Kıyam’ ile hakkın yanında batılın karşısında

duracağımızı, zulme ve zalime asla rıza

göstermeyeceğimizi beyan ederiz. ‘Kıraat’ ile Kur’an-ı

Kerim’i okur, onun çağları aşan mesajlarını hayatımızın

her alanına aktaracağımızı ifade ederiz. ‘Rükû’ ile

Allah’tan başkasının önünde eğilmeyeceğimizi izhar

ederiz. ‘Secde’ ile Rabbimize olan yakınlığımızın huzur ve

mutluluğuna varırız. ‘Selâm’ ile elimizden ve dilimizden

kimseye zarar gelmeyeceğinin güvenini veririz.

Kıymetli Müslümanlar!

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) için namaz, hayatın

son anına kadar terk edilmeyen bir kulluk vazifesidir. O,

hayatının son günlerinde çok hasta olmasına rağmen

cemaatle namazı bırakmamış, zorlukla da olsa namaz

kılmak için mescide gelmiştir. Allah Resûlü (s.a.s), namazı

bir kalkan olarak görmüş, meleklerin şahitlik ettiği sabah

namazıyla gününe başlamış, “Her kim sabah namazını

kılarsa, o kimse Allah’ın koruması altındadır.” [1]

buyurmuştur. Bir vakit namazı terk etmeyi; dünyayı ve

içindekileri kaybetmekle eşdeğer görmüş, “İkindi

namazını kılmayan kimse, sanki ailesini ve malını yitirmiş gibidir.” [2]

uyarısında bulunmuştur. Resûl-i Ekrem

(s.a.s) sabah namazının bereketiyle başlayan gününü yatsı

namazının sekinetiyle tamamlamış, “İnsanlar sabah ve

yatsı namazındaki sevabı bilselerdi sürünerek de olsa

camiye gelirlerdi.”[3] buyurmuştur.

Değerli Müminler!

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in hayatında namaz,

kulun Allah ile olan bağını canlı tutan bir ibadet, camiler

ise bu ibadetin hayat bulduğu mübarek mekânlardır. Allah

Resûlü (s.a.s), “Bir kişinin namaz kılmak için sürekli

mescide gittiğini görürseniz onun imanına şahitlik

ediniz!”[4] buyurarak, namaz ve camiyi, bir bütünün iki

parçası olarak görmüş, imanın göstergesi saymıştır.

Nitekim camiler; Allah’ın evi, Kâbe’nin şubesi,

şehirlerimizin kalbi, medeniyetimizin temeli, huzur ve

barışın teminatı olan mukaddes yerlerdir. Birlikte omuz

omuza huzura durduğumuz, kardeşliğimizi

pekiştirdiğimiz; doğru ve sahih bilgilerle hayatımızı

güzelleştirdiğimiz ilim, hikmet ve irfan yuvalarıdır.

Aziz Müslümanlar!

Cami ve namaz; haz, hız, tüketim ve yalnızlığın

kıskacındaki günümüz insanına nefes alma, sükûnet bulma

ve yeniden huzura erme fırsatı verir. Toplumsal barışa

katkı sağlar. Çocuklarımıza ve gençlerimize kimlik ve

kişilik kazandırır, sorumluluk bilinci aşılar. Onları zararlı

alışkanlıklardan ve yıkıcı ideolojilerden korur; ailelerine,

topluma ve insanlığa faydalı hale getirir. O halde, Yüce

Rabbimizin,

“Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et.


Senden rızık istemiyoruz. Biz sana rızık veriyoruz.


Güzel sonuç Allah’a karşı gelmekten sakınanların


olacaktır” [5]


ayetine icabet ederek ailemizi; tatlı dil, güler

yüz ve sabırla namaza alıştıralım. Rızık endişesinden

dolayı çocuklarımızı ve himayemizde çalışanları

namazdan alıkoymayalım. Allah Resûlü (s.a.s)’in sabah

namazına giderken kızı Hz. Fâtıma annemizi ve damadı

Hz. Ali efendimizi namaz için uyandırdığını [6]

unutmayalım. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in, ömrünün

son anlarında bile “Namaza dikkat edin!”[7] uyarısında

bulunduğunu, asla göz ardı etmeyelim.

Kıymetli Müminler!

Her yıl, 1-7 Ekim tarihleri arası “Camiler ve Din Görevlileri Haftası” olarak kutlanmaktadır. Bu yıl,

“Peygamberimiz (s.a.s), Cami ve Namaz” temasıyla


haftamızı idrak edeceğiz inşallah. Bu vesileyle; geçmişten


günümüze aziz milletimizin manevi imarını gerçekleştiren


hocalarımızdan, camilerimizin inşasında emeği geçen


hayır sahiplerinden ve bütün cemaatimizden ahirete irtihal


edenlere rahmet, hayatta olanlara sağlık ve afiyet


diliyorum.


Hutbemi Ankebût sûresinin kırk beşinci ayetiyle


bitirmek istiyorum: “Kitaptan sana vahyedileni oku ve


namazı dosdoğru kıl. Kuşkusuz namaz, hayâsızlıktan


ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak en büyük iştir.


Allah yaptıklarınızı bilir.”[8]


[1] Müslim, Mesâcid, 262.

[2] Buhârî, Mevâkîtü's-salât, 14.

[3] Buhârî, Ezân, 9.

[4] Tirmizî, Îmân, 8.

[5] Tâhâ, 20/132.

[6] Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 33.

[7] İbn Mâce, Cenâiz, 64.

[8] Ankebût, 29/45.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Kaynak:

GDH Haber

GDH Digital'i sosyal medyadan takip edin!

Loading Spinner