Henry Kissinger ve Binyamin Netanyahu / 2008 - EFE
- ABD-İran mutabakatı İsrail'de rahatsızlık yarattı. Netanyahu'ya yakın isimler, Washington'ın İran'ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlerini anlaşmanın dışında bıraktığını savundu.
- İsrailli gazeteci Amit Segal, Henry Kissinger'a atfedilen "Amerika'nın dostu olmak ölümcüldür" sözünü paylaşarak ABD'yi eleştirdi.
- İsrail basınında, İran'ın anlaşmayla "hayatta kalma aşamasından güç pekiştirme aşamasına geçtiği" ve Tel Aviv'in gelişmeleri yalnızca izlemek zorunda kaldığı yorumları öne çıktı.
- Analistler, Hamas ve Hizbullah'ın tamamen etkisiz hale getirilemediğini belirterek Netanyahu hükümetinin askeri kazanımlara rağmen siyasi bir yenilgi yaşadığını ileri sürdü.
ABD ile İran arasında 19 Haziran'da İsviçre'de imzalanması beklenen mutabakat zaptı, İsrail'de siyasi ve medya çevrelerinde sert eleştirileri beraberinde getirdi.
İsrailli yorumcular, Washington yönetiminin İran konusunda belirlediği "kırmızı çizgilerin" yalnızca nükleer silah elde edilmesini engellemeye indirgenmesini eleştirirken, İran'ın balistik füze kapasitesi ve bölgedeki vekil güçlerinin göz ardı edildiğini savundu.
GDH Digital YouTube kanalına abone olabilirsiniz.
Kissinger sözü yeniden gündemde
Financial Times'ın aktardığına göre, Başbakan Binyamin Netanyahu'ya yakınlığıyla bilinen gazeteci Amit Segal, mutabakat haberlerinin ardından eski ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı ve Dışişleri Bakanı Henry Kissinger'a atfedilen şu ifadeyi paylaştı:
"Amerika'nın düşmanı olmak tehlikeli olabilir ama Amerika'nın dostu olmak ölümcüldür."
Söz konusu paylaşım, İsrail kamuoyundaki hayal kırıklığının sembolü olarak değerlendirildi.
GDH Digital X kanalını takip edebilirsiniz.
Haaretz'ten sert uyarı
İsrail'in önde gelen gazetelerinden Haaretz, Tel Aviv yönetiminin gelişmeleri "kenardan izlemekle" yetinmek zorunda kaldığını yazdı.
Gazetede yayımlanan analizlerde, İran'ın artık yalnızca ayakta kalmaya çalışan bir ülke değil, bölgesel etkisini artırmayı hedefleyen bir aktöre dönüştüğü savunuldu.
Bir değerlendirmede, "İran anlaşması İsrail'i daha kötü durumda bırakabilir" ifadesi kullanılırken, Hizbullah'ın halen İsrail'i yıpratabilecek kapasiteye sahip olduğu belirtildi.
Gazetenin analistlerinden Zvi Bar'el ise, mutabakatın nihai bir anlaşma değil, ileride yürütülecek müzakerelerin çerçevesini belirleyen bir belge niteliği taşıdığına dikkat çekti.
Bar'el, İran'ın balistik füze programı ve bölgesel vekil güçlerinin müzakerelerin dışında bırakılmasının Tel Aviv açısından ciddi risk oluşturduğunu savundu.
"İran siyasi zafer elde ediyor"
Hayom gazetesi yazarı Ben-Dror Yemini, anlaşmanın İran açısından siyasi bir başarı anlamına geleceğini ileri sürdü.
Yemini, ABD'nin olası mutabakatla birlikte "daha güçlü ve daha radikal bir İran rejimini fiilen tanımış olacağını" öne sürerek şu değerlendirmeyi yaptı:
"Olası anlaşma, daha güçlü ve daha radikal bir İran rejiminin ABD tarafından dolaylı olarak tanınması demek."
Yemini ayrıca İsrail'in son yıllardaki askeri operasyonlarının hedeflerine tam anlamıyla ulaşamadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Gazze'deki savaş iki yıl sürdü ama Hamas yenilmedi. Kırk gün bombalanan İran da yenilmedi."
GDH Digital NSosyal kanalını takip edebilirsiniz.
Netanyahu'ya siyasi yenilgi suçlaması
Maariv gazetesi yazarı Ben Caspit ise Netanyahu'nun İsrail'i ciddi bir siyasi yenilgiye sürüklediğini savundu.
Caspit'e göre Hamas, Hizbullah ve İran'a karşı elde edilen askeri başarılar, diplomatik alandaki kayıpların gölgesinde kaldı. Caspit, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı:
"Siyasi yenilgi, askeri başarılardan daha büyük. Son yıllarda elde edilen askeri kazanımların ötesinde, bu aktörler karşısında siyasi olarak kaybettik."
Caspit, Netanyahu'nun Donald Trump'a aşırı bağımlı hale geldiğini ve İsrail'i de bu tercihin sonuçlarıyla karşı karşıya bıraktığını ileri sürdü.



