Dün İspanya'da sadece bir yarış kazanılmadı. Formula 1'in son yıllarının en büyük soru işaretlerinden birine cevap geldi.
Lewis Hamilton, Ferrari ile ilk Grand Prix zaferini aldı.
Bu sonuç kağıt üzerinde sıradan bir galibiyet gibi görünebilir. Ancak Formula 1'in hikâyeleri kronometreyle yazılmaz. Bazen tek bir yarış, aylarca süren bekleyişin ve yıllardır biriken şüphelerin cevabı olur. Barselona da böyle bir yarış oldu. Sadece bir puan toplama günü değil, bir hesaplaşma günü.
Hamilton'ın Ferrari macerası başladığından bu yana herkes gibi biz de aynı soruyu sorduk: Yedi dünya şampiyonluğu kazanmış bir efsane, kariyerinin son bölümünde gerçekten yeniden zirveye çıkabilir miydi? Yoksa bu transfer, büyük bir ismin büyük bir takımda sessizce soluklanmasından mı ibaretti?
Sezonun başında şüpheler haklı çıkıyor gibiydi. Hamilton Ferrari'ye alışmakta zorlanıyordu. Araç farklıydı, mühendisler farklıydı, dinamikler farklıydı. Pist içindeki sürat tartışmasızdı; ama şampiyonluk yarışı için gereken o keskin uyum henüz oturtturulmamıştı. Eleştiriler yavaş yavaş birikmişti. "Yaşı mı geçti?" sorusu fısıltıdan yüksek sese dönmeye başlamıştı.





