Arab News: Esed sonrası yeni bölgesel ortaklıklar
Türkiye, çok sayıda bölge ülkesinden sonra Ürdün ile de yakın ilişkiler kuruyor. Esed sonrası, ortaya çıkan yeni ortaklıklar bölgenin kaderini nasıl değiştirecek?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 16.02.2026 - 01:12
Suudi Arabistan merkezli yayın organlarından Arab News'de, Beşar Esed rejiminin çökmesiyle birlikte Türkiye’nin bölge ülkeleriyle attığı adımların etkisinin ve son olarak Ürdün ile artan ilişkilerinin geleceğinin değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.
Türkiye'nin bölgedeki diğer ülkelere nazaran Suriye iç savaşından en çok etkilenen ülke olduğu belirtilen analizde, Türkiye'nin son dönemde bölge ülkeleri ile yeni ortaklıklar kurmasının ardından benzer bir adımı Ürdün ile de attığına dikkat çekildi.
Analizde ayrıca, Ankara ile Amman arasında artan ilişkilerin geleceğine ve bölgesel etkilerine dair değerlendirmelerde bulunuldu.
İşte Arab News'de yayınlanan analiz:
On yılı aşkın süren Suriye iç savaşı Türkiye ve Ürdün’ü önemli ölçüde etkiledi. Ancak Aralık 2024’te Beşar Esed rejiminin çökmesiyle birlikte Türkiye’nin güney ve Ürdün’ün kuzey sınırları boyunca yeni bir dinamik ortaya çıktı.
Görece küçük ve tarafsız bölgesel politikasıyla bilinen Ürdün, geleneksel olarak Türk dış politikasında öne çıkan bir ülke olmadı. Ancak jeopolitik önemi göz ardı edilemeyecek kadar büyük ve ortak bölgesel güvenlik zorluklarına karşı koyma konusunda önemli potansiyel taşımaktadır.
Bu nedenle Ankara ile Amman arasındaki son üst düzey görüşmeler, Türk-Ürdün iş birliği ihtimalini anlamak açısından yakından incelenmeyi hak etmektedir.
Ürdün Kralı Abdullah, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daveti üzerine geçtiğimiz günlerde Türkiye'ye resmi bir ziyaret gerçekleştirdi ve İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda kabul edildi.
Kral Abdullah’ın Türkiye’ye son ziyareti Şubat 2019’da gerçekleşmişti. O dönemde bölgesel tablo çok farklıydı. Bugün ise 7 Ekim saldırılarından İran-İsrail savaşına ve Esad rejiminin çöküşüne kadar bir dizi büyük gelişme, iki ülkenin çevresindeki siyasi ve güvenlik dinamiklerini köklü biçimde değiştirmiştir.
Esad rejiminin düşmesiyle birlikte Ürdün, özellikle Suriye ve Gazze bağlamında Türkiye’nin bölgesel politikasında kilit ortaklardan biri haline gelmiştir. Türkiye açısından Ürdün hem güney çevresinde istikrar sağlayıcı bir aktör hem de Esed sonrası bölgesel düzenin yönetiminde pratik bir ortak niteliği taşımaktadır.
Güvenlik iş birliği ve bölgesel mimari
Amman ve Ankara bölgesel krizler konusunda benzer pozisyonlarda yer almıştır. Bu nedenle Ürdün, Türkiye, Suriye, Irak ve Lübnan arasında kurulan ve ortak güvenlik tehditlerine karşı koordinasyonu amaçlayan bölgesel iş birliği mekanizmasının parçası olmuştur.
Amman, Türkiye öncülüğünde düzenlenen üst düzey bölgesel güvenlik toplantılarına ev sahipliği yapmış; dışişleri bakanları, savunma bakanları ve istihbarat başkanları terörle mücadele ve daha geniş bölgesel tehditleri ele almak üzere bir araya gelmiştir.
Ürdün-Türkiye iş birliği sayesinde Suriye’nin özellikle DEAŞ olmak üzere terör örgütleriyle mücadelesini desteklemek için ortak bir misyon kurulmuştur. Suriye’deki yeni liderliğin talebi üzerine Şam’da faaliyet gösterecek bu ortak misyon, kurumsallaşmış bölgesel güvenlik iş birliğine yönelik somut bir adım olmuştur. Ürdün ve Türkiye aynı zamanda ABD Başkanı Donald Trump’ın Barış Kurulu’nun da parçasıdır; bu durum Gazze barış sürecindeki ortak rollerini daha da vurgulamaktadır.
Ortak açıklamalarında Kral Abdullah ve Erdoğan, bölgedeki tüm devletlerin toprak bütünlüğünün, egemenliğinin ve ulusal birliğinin korunmasının önemini vurgulamıştır. Bu vurgu ortak bir bakış açısını yansıtmaktadır.
Ürdün uzun süredir sınırları boyunca istikrarı önceliklendiren statüko odaklı bir dış politika izlemektedir. Türkiye’nin merkezi ve toprak bütünlüğünü koruyan bir Suriye’ye verdiği destek de bu açıdan Ürdün’ün çıkarlarıyla yakından örtüşmektedir.
Her iki ülke de Suriye’de parçalanma ve istikrarsızlığı doğrudan güvenlik tehdidi olarak görmekte; bu nedenle politika yakınlaşması yalnızca stratejik değil aynı zamanda zorunlu hale gelmektedir.
Ürdün ayrıca NATO’nun Orta Doğu’daki ilk irtibat ofisine ev sahipliği yapmak üzere seçilmiştir. Geçen Eylül ayında açılan bu ofis ülkenin jeopolitik önemini ortaya koymaktadır. Ürdün 1995’ten beri NATO Akdeniz Diyaloğu üyesidir. NATO müttefiki olan Türkiye, ittifakın Amman ile iş birliğini giderek daha önemli görmekte; çünkü NATO’nun ülkedeki varlığı bölgesel güvenlik mimarisinin güçlenmesine katkı sağlayacaktır.
Ekonomik entegrasyon ve altyapı projeleri
Amman yalnızca güvenlik iş birliği açısından değil ekonomik koordinasyon bakımından da kilit bir konumdadır. Ürdün ve Türkiye, Suriye ile birlikte tarihi Hicaz Demiryolu’nun yeniden inşası için ortak bir girişim üzerinde çalışmaktadır.
Bu kapsamda üç ülkeyi birbirine bağlayan hattın restorasyonu hedeflenmekte; savaş ve sınır kapanmaları nedeniyle kesintiye uğrayan bölgesel ulaşım ve ticaret ağlarının yeniden kurulması amaçlanmaktadır. Üç ülke yetkilileri hasar gören demiryolu hatlarının onarımını kapsayan bir mutabakat zaptı taslağı için ön şartlar üzerinde anlaşmıştır.
Bir dönem ekonomik, sosyal ve siyasi önemi nedeniyle “Demir İpek Yolu” olarak anılan demiryolu, savaşlar, sınırlar ve gelişmiş ulaşım yöntemleri nedeniyle işlevini yitirmiş bölgesel birlik hayalinin bir kalıntısı olarak tanımlanmaktadır. Bugün ise üç ülke bu hattın canlandırılmasını hem sembolik hem stratejik görmekte; bölgesel bağlantısallığın yeniden kurulması, ticaretin artırılması ve savaş sonrası yeniden inşaya katkı sağlaması hedeflenmektedir.
Ankara ile Amman arasındaki bir diğer önemli iş birliği alanı ise Ürdün’ün Akabe Limanı’ndan Türkiye’ye ve oradan Doğu Avrupa’ya uzanan kara taşımacılığı hattının üçlü anlaşmalarla güçlendirilmesidir. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türk müteahhitlerin Ürdün’deki 15 milyar dolarlık kalkınma ve altyapı projelerine davet edildiğini belirtmiştir.
Bunun yanında Ürdün 2011 yılında Türkiye ile nükleer enerji geliştirme konusunda iş birliği anlaşması imzalamış ve iki ülke arasında daha yakın bağların önü açılmıştır. Bu hafta Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu, Ürdün ve Türkiye hükümetleriyle barışçıl nükleer ve atom enerjisi iş birliği anlaşmaları müzakere edilmesi ve imzalanması için yetkilendirilmiştir.
Türkiye ve Ürdün ayrıca Türk tırlarının Suriye üzerinden Ürdün ve Körfez ülkelerine ulaşmasını sağlayacak bir kara koridoru üzerinde de iş birliği yapmaktadır. Suriye’de kalan sorunların çözülmesinin ardından koridorun gelecek yıl tamamen faaliyete geçmesi ve bölgesel ticareti önemli ölçüde artırması beklenmektedir.
Bolat bu hattın önemini vurgulayarak, “2010 öncesinde olduğu gibi bu yolları ve demiryollarını yeniden canlandırdığımızda ticaret ve halkların refahı hızla artacaktır” demiştir. 2010 öncesine yapılan atıf özellikle dikkat çekicidir.
Ankara, bölgesel devletlerle koordinasyonu dış politikasının kritik bir unsuru olarak görmekte ve bu çerçevede Ürdün, Türkiye’nin bölgesel perspektifinde kilit potansiyel ortaklardan biri olarak öne çıkmaktadır.
Kaynak:
Arab NewsİLGİLİ HABERLER
The Conversation: Dünyada yeni bir emperyal çağ mı başlıyor?
The Hill: Asya'daki “güç oyunu” nasıl şekillenecek?
ABD-Azerbaycan ilişkilerinde yeni sayfa: Stratejik ortaklık
Rubio’dan Suriye itirafı: Ülkenin parçalanması yerine Şara ile çalışmayı seçtik
Cato Institute: Avrupa'nın savunma bağımsızlığı mümkün mü?
Ermenistan-ABD ilişkileri Rusya'yı kaygılandırdı
DİĞER HABERLER
Cato Institute: Avrupa'nın savunma bağımsızlığı mümkün mü?
Gulf State Analytics: İsrail ateşkesi nasıl bitirmeye çalışıyor?
The Hill: ABD, İran'da bataklığa mı saplanacak?
The National Interest: ABD İran'ı tekrar vuracak mı?
Middle East Monitor: “İsrail istisnacılığı” küresel düzeni nasıl yok etti?
The New Arab: “ABD-İran dizisinin yeni bölümünde” neler olacak?
The Guardian: İsrail'in Batı Şeria'da işgal adımları ve tepkiler
The European Conservative: Yeni küresel düzende Avrupa hayatta kalabilecek mi?
Middle East Eye: Türkiye ve Suudi Arabistan ortaklığının potansiyeli
Politico: Avrupa’nın bağımsızlık arayışı dönüm noktasında

