Arab News: Suudi-Türk yakınlaşması bölgesel dengeleri değiştiriyor
Gazze Savaşı, Suriye, Somali, Sudan ve İsrail'in bölge ülkelerine tehditleri. Suudi-Türk yakınlaşması, dengelerin değiştiği bölgeyi nasıl etkileyecek?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 12.01.2026 - 06:45
Suudi Arabistan merkezli yayın organlarından Arab News'de, son dönemde bölgede gerçekleşen kritik gelişmelerin ardından, Türkiye ve Suudi Arabistan arasında yaşanan işbirliği adımlarının ve bu işbirliğinin olası etkilerinin değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.
Gazze'deki savaş, Esed rejiminin düşüşü, İsrail'in birçok bölge ülkesine saldırılarıları, Yemen ve Somali'deki gelişmeler ile ABD'nin değişen Orta Doğu politikaları nedeniyle, bölgenin yeni bir döneme girdiği tespiti yapılan analizde, yaşanan bu gelişmelerin ise Türkiye ve Suudi Arabistan arasında yeni bir ortaklık dönemini başlattığı tespiti yapıldı.
Analizde ayrıca; iki ülkenin birlikte attığı adımlar, bölgedeki ortak hedefleri ve artan işbirliklerinin bölgeye yansımalarına dair değerlendirmelere yer verildi.
İşte Arab News'de yayınlanan analiz:
Türkiye ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerde, bölgesel ve uluslararası faktörlerin birleşimi, bölgedeki güç dengesi ile ilgili gelişmeler söz konusu olduğunda işbirliği derinleşiyor.
Bu durum özellikle; 2000'li yılların başında, gelişmelerin çoğunlukla güç dağılımı ile ilgili olduğu ve Türkiye ile Suudi Arabistan'ın iç meselelerini bir kenara bırakarak birbirlerine olumlu yaklaştıkları dönemde görüldü.
İki ülke, farklı diyalog ve işbirliği araçları ile aralarındaki farklılıkları yönetmeyi başardılar.
Ancak, bölgesel gelişmelerin itici gücü çoğunlukla ideolojik veya kişisel nitelikte olduğunda, iç faktörlerin ilişkilerini kısıtladığını da görüldü. Bu bakımdan en iyi örnek, 2010 sonrası Orta Doğu'daki gelişmelerdir.
Bölge için kritik dönem
Bölge, Gazze'deki savaşla başlayan ve Esed rejiminin düşüşü, İsrail'in birçok bölge ülkesine saldırıları, Yemen ve Somali'deki durumlar ve ABD'nin Orta Doğu politikaları nedeniyle bölge yeni bir kritik döneme girdi ve bu gelişmeler, Ankara ile Riyad'ı yeniden aynı noktaya getirdi.
Bu kez bölge çok daha kutuplaştı ve her iki ülke için de ciddi tehditler oluşturan krizlere karşı giderek daha savunmasız hale geldi.
Türkiye ve Suudi Arabistan, bölgesel hedefleri olan orta güçler olarak tanımlanabilir. Ancak güçleri ve etkileri, hem güçlü yanları hem de sınırlamalarıyla birlikte varolmaktadır.
Geçmişte, bu iki gücün çıkarları örtüştüğünde, çıkarlarına daha iyi hizmet eden yeni bir bölgesel denge ortaya çıktığı görülmüştür.
İlk olarak, her iki ülke de güney sınırlarında yapısal zorluklarla karşı karşıya.
Türkiye, Suriye sınırında yaşananları yakından takip ederken, Suudi Arabistan da Yemen sınırında aynı şeyi yapıyor. Bu paralel güvenlik bakış açısı, Ankara'nın Riyad'ın Yemen'deki tutumunu neden desteklediğini ve Suudi Arabistan'ın Türkiye'nin Suriye konusundaki tutumunu neden anladığını açıklamaya yardımcı oluyor.
Suudi Arabistan için Yemen jeopolitik ve stratejik açıdan hayati öneme sahiptir ve Husiler Suudi Arabistan için varoluşsal bir tehdit oluşturmaktadır.
Türkiye için Suriye de aynı derecede önemlidir, çünkü buradaki terörist gruplar Türkiye'nin istikrarını ve güvenliğini tehdit etmektedir.
Buna ek olarak, İsrail'in eylemleri Suriye'deki durumu karmaşıklaştırırken, Yemen'de çok sayıda aktör Suudi Arabistan'ın karşı karşıya olduğu zorlukları derinleştirmeye devam etmektedir.
Son olarak Pazar günü, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile yaptığı telefon görüşmesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'nın Yemen'deki rakip tarafları bir araya getirmeye yönelik çabalara katkıda bulunmaya hazır olduğunu belirtti. Türkiye, 2015 yılında Husilere karşı “Kararlı Fırtına Operasyonu”nu başlattığında “Yemen'de Meşruiyeti Yeniden Sağlama Koalisyonu”nu da desteklemişti.
Türkiye ise, Yemen'e verdiği destek karşılığında Suudi Arabistan'dan Suriye konusunda destek istedi ve iki taraf bu dönemde yakın işbirliği içinde çalıştı.
Bu deneyimler, Türkiye ve Suudi Arabistan'ın hem acil krizleri hem de uzun vadeli bölgesel sorunları ele almak için politikalarını uyumlu hale getirdikleri ve çabalarını koordine ettikleri ilk örnek olmadığını gösteriyor.
Erdoğan, Yemen'in yanı sıra Türkiye'nin Somali'deki gelişmeleri de yakından takip ettiğini belirterek, ülkenin istikrarını ve toprak bütünlüğünü korumanın önemini vurguladı.
Ortaklık ilerliyor
Ankara ve Riyad, İsrail'in istikrarı bozucu eylemlerine yanıt olarak, Mısır, Irak ve Suriye gibi geleneksel Arap güçlerini de içeren daha geniş bir bölgesel konsensüs oluşturmak için çalışıyor.
Türkiye, bu Arap devletleriyle, özellikle Suudi Arabistan ile güvenlik işbirliğini derinleştirmeye başladı.
Türkiye ve Suudi Arabistan, geçen ay Riyad'da yapılan üst düzey askeri görüşmelerin ardından, Ankara'da ilk deniz kuvvetleri işbirliği ve koordinasyon toplantısını gerçekleştirdi. 2024 yılında Suudi Arabistan Silahlı Kuvvetleri de Türkiye'de düzenlenen çok uluslu askeri tatbikata katıldı.
Savunma ve güvenlik işbirliği, Türkiye-Suudi Arabistan yakınlaşmasının temel itici gücü olarak ortaya çıkıyor.
Ortaklıklarının ilk ve en önemli ayağı Gazze'dir. Her iki ülke de İsrail'in saldırganlığını durdurmak ve Filistin devletini kararlılıkla desteklemek istemektedir.
Suudi Arabistan, özellikle İsrail'in itirazlarına rağmen, Gazze savaşı sonrası oluşacak herhangi bir çerçeveye Türkiye'nin dahil edilmesini istemektedir.
İşbirliğinin ikinci ayağı Suriye'dir. Riyad ve Ankara, güçlü ve birleşik bir Suriye devleti vizyonunu paylaşmaktadır ve bu tutum, İsrail'in yaklaşımıyla tam bir tezat oluşturmaktadır.
Üçüncüsü, iki ülke, çeşitli aktörlerin devletin parçalanmasını teşvik ettiği Yemen ve Somali konusunda aynı görüşte olup, ne Türkiye ne de Suudi Arabistan bu sonucu kabul etmek istememektedir.
Son olarak ise; Mısır, Irak ve Suriye, ortaya çıkan Türkiye-Suudi Arabistan ittifakına katılmaya ilgi göstermiştir.
Bu anlamda, Ankara ve Riyad arasında daha yakın bir işbirliği, daha geniş bir bölgesel koordinasyonu teşvik eden itici bir güç olarak işlev görebilir.
Riyad ve Ankara'nın her düzeyde daha derin bir ortaklık lehine ciddi bir anlayışa sahip olduğu giderek daha açık hale gelmektedir. Hem bölgesel hem de ikili düzeydeki gelişmeler, bu işbirliğinin daha da yakın bir hale gelebileceğini göstermektedir.
Bugün, yeni bir gerçeklik şekilleniyor ve bölgesel sorunların yükünü ortaklaşa üstlenmek ve faydalarını paylaşmak, her iki ülkenin çıkarlarına daha uygun görünüyor.
Kaynak:
Arab NewsGDH Digital Telegram kanalına abone olabilirsiniz.
İLGİLİ HABERLER
The Hill: Asya'daki “güç oyunu” nasıl şekillenecek?
The Conversation: Dünyada yeni bir emperyal çağ mı başlıyor?

The Guardian: İsrail'in oluşturduğu 'ölüm bölgeleri' ve itiraflar!
Gulf State Analytics: Netanyahu için tek kurtuluş İran savaşı mı?
The Atlantic: Trump'ın yeni hedefi İran mı olacak?
Sudan'da tarihi gelişme: Hükümet başkent Hartum'a döndü
DİĞER HABERLER
The Atlantic: Trump'ın yeni hedefi İran mı olacak?
Gulf State Analytics: Netanyahu için tek kurtuluş İran savaşı mı?
Center for Strategic and International Studies: Trump'ın Grönland ısrarının arka planında ne var?
National Security Journal: İran'ı neler bekliyor?
The European Council on Foreign Relations: Trump'ın saldırganlığı ve Avrupa için üç sonuç
Newsweek: Küresel düzende dekolonizasyondan sömürüye dönüş
BRAC Institute: Trump'ın sıradaki kumarı İran mı?
TIME: 2026 küresel düzen için kırılma yılı mı olacak?
Cato Institute: ABD yeni bir Irak ve Afganistan mı yaratacak?
Asia Times: Trump'ın bir sonraki hedefi Küba mı olacak?

