Arab News: Türkiye, ABD ve İran'a hangi sinyalleri gönderdi?
Ortadoğu’da genişleyen savaşın ortasında Türkiye, çok hassas bir denge politikası yürütüyor. Peki uzayan savaşta Türkiye, ABD ve İran'a hangi sinyalleri gönderiyor?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 09.03.2026 - 05:20
Suudi Arabistan merkezli yayın organlarından Arab News'de, ABD ve İran arasında artık 10. gününe giren yıkıcı savaşta, Türkiye'nin izlediği stratejinin ve taraflara verdiği mesajların değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.
Türkiye'nin Ortadoğu’da genişleyen savaşın ortasında çok hassas bir denge politikası yürüttüğü belirtilen analizde, Türkiye’nin hem Tahran’a hem de Washington’a verdiği mesajlar daha net hale gelmeye başladığı belirtildi.
Analizde ayrıca, Türkiye'nin bölgede bulunan “Kürt” terörist grupların bölgedeki hamlelere ve NATO'ya dair stratejilerine dair de değerlendirmelere yer verildi.
İşte Arab News'de yayınlanan analiz:
ABD-İsrail ile İran arasında başlayan savaşın üzerinden bir haftadan fazla zamanın geride kalması ile birlikte Türkiye’nin hem Tahran’a hem de Washington’a verdiği mesajlar daha net hale gelmeye başladı.
Ankara bu süreçte diplomatik sinyallerini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Milli Savunma Bakanlığı üzerinden iletti.
Bu açıklamalar, Türkiye’nin savaşta denge politikası izlediğini ve doğrudan taraf olmak istemediğini ortaya koyarken, aynı zamanda Ankara’nın güvenlik kırmızı çizgilerini de hatırlatan bir diplomatik çerçeve oluşturuyor.
Erdoğan’ın taziye mesajı ve tarafsızlık sinyali
İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in hayatını kaybetmesinin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran halkına taziye mesajı ilettiğini ve Hamaney’in ölümünden üzüntü duyduğunu açıkladı.
Bu açıklama, bölgedeki ülkeler arasında dikkat çekici bir gelişme oldu. Çünkü Türkiye, İran’a açık şekilde taziye mesajı ileten tek bölge ülkesi konumunda bulunuyor.
Aslında Türk yetkililerin geçmişte İranlı üst düzey isimlerin ölümünde taziye mesajı yayımlaması yeni bir durum değil. Örneğin eski İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin ölümünün ardından da Ankara benzer bir diplomatik yaklaşım sergilemişti. Ancak mevcut savaş ortamında Erdoğan’ın mesajı, Türkiye’nin çatışmada tarafsız kalma niyetinin önemli bir diplomatik işareti olarak değerlendiriliyor.
Bugün itibarıyla Türkiye, NATO içinde İran ile açık diplomatik iletişim kanallarını koruyan tek ülke konumunda bulunuyor. Bu durum Ankara açısından kritik bir stratejik avantaj oluşturuyor.
Hakan Fidan’ın İran’a yönelik eleştirisi
Türkiye’nin ikinci önemli mesajı ise Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’dan geldi. Fidan, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırı stratejisini sert şekilde eleştirerek bu yaklaşımı “inanılmaz derecede yanlış bir strateji” olarak nitelendirdi.
Fidan’a göre Tahran yönetimi adeta “ben düşüyorsam bölgeyi de beraberimde götürürüm” yaklaşımıyla hareket ediyor.
Bu açıklama diplomatik açıdan oldukça önemliydi. Çünkü Ankara’nın yalnızca Washington’un politikalarından değil, aynı zamanda Tahran’ın bölgesel gerilimi tırmandıran adımlarından da rahatsızlık duyduğunu açık şekilde ortaya koydu.
Fidan ayrıca krizin bu noktaya gelmemesi için Türkiye’nin geçmişte çeşitli girişimlerde bulunduğunu ve gerilimi önlemeye çalıştığını da ifade etti.
Türkiye hava sahasına yönelen balistik füze olayı
Fidan’ın açıklamasından bir gün sonra Türkiye Savunma Bakanlığı önemli bir gelişmeyi duyurdu. Açıklamaya göre İran’dan ateşlenen bir balistik füze Türkiye hava sahasına doğru yöneldi ancak Doğu Akdeniz üzerinde NATO hava ve füze savunma sistemleri tarafından imha edildi.
Füzenin Suriye ve Irak hava sahasından geçtiği ve Türkiye’ye ulaşmadan önce etkisiz hale getirildiği bildirildi.
Olayın ardından İran hızlı şekilde hasar kontrolü sürecine girdi. Tahran yönetimi Türkiye’yi hedef almadığını açıklayarak Ankara’nın egemenliğine saygı duyduğunu vurguladı.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı da Türk bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada İran’ın Türkiye’yi hedef almak için herhangi bir nedeni bulunmadığını ve iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlü şekilde devam ettiğini belirtti.
Bu gelişmeler üzerine İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Hakan Fidan ile acil bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Aynı zamanda Türkiye de İran’ın Ankara Büyükelçisi’ni Dışişleri Bakanlığı’na çağırdı.
Bu olay, Ankara’nın Tahran’a doğrudan uyarıda bulunduğu ilk durum olarak kayda geçti. Ancak verilen tepki diplomatik olarak dikkatle ayarlanmış bir tepkiydi. Hızlı diplomatik temaslar, iki tarafın da olayın ciddiyetini fark ettiğini gösterdi.
İran içindeki karar alma zafiyeti ihtimali
Füzenin asıl hedefinin ne olduğu ise hâlâ belirsizliğini koruyor. Bu durum bazı önemli ihtimalleri gündeme getiriyor.
Son dönemde İran yönetiminde yaşanan kayıplar ve güç dengesi değişimleri nedeniyle karar alma mekanizmasının zayıflamış olabileceği değerlendiriliyor.
Bu nedenle İran Devrim Muhafızları içindeki bazı unsurların koordinasyon dışında hareket etmiş olması veya krizi tırmandırmak isteyen aktörlerin bilinçli şekilde böyle bir hamle yapmış olması ihtimaller arasında gösteriliyor.
İran güvenlik yapısı içindeki belirsizlik arttıkça yanlış hesaplama riskleri de artıyor.
NATO boyutu ve Türkiye’nin denge politikası
Füze olayına rağmen herhangi bir can kaybı yaşanmaması ve İran’ın Türkiye’yi hedef aldığını açık şekilde ifade etmemesi nedeniyle Ankara NATO’nun kolektif savunma maddesi olan 5. maddeyi devreye sokmadı.
Ancak Türkiye’nin güvenliğinin tehdit altında olduğu durumlarda kullanılan NATO’nun 4. maddesi kapsamında istişare çağrısı yapma ihtimali Ankara’nın seçenekleri arasında bulunuyor.
Savunma Bakanlığı açıklamasında füzenin “NATO unsurları” tarafından imha edildiğinin özellikle vurgulanması dikkat çekti. Bu ifade dolaylı şekilde İran’a bir mesaj niteliği taşıyor: Türkiye NATO üyesidir ve güçlü askeri kapasiteye sahiptir; ancak buna rağmen Ankara savaşta taraf olmamayı tercih etmektedir.
Türkiye ile İran arasındaki ilişkiler tarih boyunca askeri çatışmaya dönüşmeyen rekabet şeklinde ilerledi. İki ülke de açık bir savaşın maliyetlerinin son derece yüksek olacağını bilerek doğrudan çatışmadan kaçınmayı tercih etti.
Sonuç
Ortadoğu’da genişleyen savaşın ortasında Türkiye, çok hassas bir denge politikası yürütüyor. Ankara bir yandan NATO üyesi kimliğini ve askeri kapasitesini hatırlatırken, diğer yandan İran ile diplomatik kanalları açık tutarak çatışmanın bölgesel bir felakete dönüşmesini engellemeye çalışıyor.
Ancak savaş uzadıkça yanlış hesaplamalar, kontrolsüz askeri hamleler ve etnik fay hatlarının tetiklenmesi Türkiye için güvenlik risklerini artırabilir. Bu nedenle Ankara’nın önümüzdeki süreçte hem diplomasi hem de askeri hazırlık açısından son derece dikkatli bir strateji izlemesi gerekecek.
Kaynak:
Arab NewsİLGİLİ HABERLER
The Conversation: Dünyada yeni bir emperyal çağ mı başlıyor?
The Quincy Institute: Trump savaşları bitirebilecek mi?
Uzmanlar Meclisi'nde Dini Lider seçimi kaosu
Trump: İran’ın haritası muhtemelen aynı kalmayacak
İran'da Dini Lider beli oldu: Uzmanlar Meclisi Mücteba Hamaney'i seçti
Responsible Statecraft: İran Savaşı Batı ve Körfez'i nasıl yakınlaştırıyor?
DİĞER HABERLER
Responsible Statecraft: İran Savaşı Batı ve Körfez'i nasıl yakınlaştırıyor?
Brussels Signal: Yeni küresel gerçeklikte Avrupa'ya yer yok mu?
Foreign Affairs: Çin, İran'a neden yardım etmiyor?
Arab News: İran savaşı ve Türkiye'nin pragmatik kriz yönetimi
The National Interest: İran'ın Körfez'e baskı stratejisi başarılı olacak mı?
Versant Media: Trump'ın İran planı başarısız mı olacak?
Politico: İran krizi Avrupa'da bölünmüşlüğü tırmandırıyor!
Asia Times: ABD, İran rejimini değiştirme hedefine ulaşabilecek mi?
ABD'nin Ortadoğu'daki askeri üsleri ve merak edilenler
The New Arab: Trump ve Netanyahu Orta Doğu'yu nasıl ateşe verdi?

