Arab News: Türkiye Balkanlar’daki etkisini artırıyor
Ankara, Balkan Barış Platformu hamlesi ile birleştirici rolünü pekiştiriyor. Türkiye, Balkanlarda artan etkisi ile İsrail’in Batı'daki manevra alanını daraltıyor!
0:00
--:--
Son Güncelleme: 03.02.2026 - 06:26
Suudi Arabistan merkezli yayın organlarından Arab News'de, Türkiye'nin Balkanlar'da izlediği stratejinin, hem bölgeye hem de İsrail'in planlarına olan etkisine dair değerlendirmelerin yapıldığı bir analiz yayınlandı.
Bölgenin tarihinin çatışma, parçalanma ve kronik istikrarsızlıkla şekillenmiş olması nedeniyle Türkiye'nin her bir Balkan ülkesine yönelik hesaplı ve dengeli bir politika izlediği tespiti yapılan analizde, Balkan Barış Platformu hamlesi ile de birleştirici rolünü pekiştirdiği belirtildi.
Analizde ayrıca; Türkiye'nin Balkanlarda artan etkisi ile İsrail’in Batı'daki manevra alanını daraltığı tespitine yer verilerek, sürece dair değerlendirmeler yapıldı.
İşte Arab News'de yayınlanan analiz:
Eski Yugoslavya’nın dağılmasından bu yana Balkanlar, jeopolitik yakınlık ile tarihsel ve kültürel bağlar nedeniyle Türkiye için öncelikli bir bölge olmuştur.
Ankara, ekonomik ve siyasi etkisi aracılığıyla Balkanlar’ı özel ilgi alanı içine yerleştirmiş, bu doğrultuda Balkan ülkeleriyle ilişkiler, Türkiye’nin dış politika gündeminde önemli bir yer tutmaya başlamıştır.
Bölgenin tarihinin çatışma, parçalanma ve kronik istikrarsızlıkla şekillenmiş olması nedeniyle Türkiye, her bir Balkan ülkesine yönelik hesaplı ve dengeli bir politika izlemektedir.
Balkan Barış Platformu ve Türkiye’nin birleştirici rolü
Bu politikanın bir parçası olarak Türkiye, Balkan Barış Platformu adlı diplomatik girişimi hayata geçirmiştir.
Platformun ikinci toplantısı geçen ay İstanbul’da düzenlenmiş; Arnavutluk, Bosna-Hersek, Karadağ, Kosova, Kuzey Makedonya ve Sırbistan dışişleri bakanlarını bir araya getirmiştir. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, platformun kısa sürede diyaloğu derinleştiren önemli bir mekanizma haline geldiğini vurgulayarak, Türkiye’nin birleştirici aktör rolüne dikkat çekmiştir.
Küresel dikkat çoğu zaman Gazze’den İran’a, Sudan’dan Yemen’e uzanan krizlere odaklansa da Balkanlar birçok aktör için öncelikli bir bölge gibi görünmeyebilir. Ancak Avrupa’nın çeperinde yer almasına rağmen Balkanlar; Türkiye, İsrail, İran, Rusya ve Batılı güçlerin etki alanlarını genişletmeye çalıştıkları bir rekabet sahasına dönüşmüştür.
Avrupa, Orta Doğu, Akdeniz ve Karadeniz’i birbirine bağlayan bu bölge, farklı motivasyonlara sahip aktörlerin kesişme noktasıdır.
Gazze savaşı ve İran-İsrail gerilimiyle birlikte artan küresel tansiyon, Balkan ülkelerinin uluslararası alandaki görünürlüğünü de artırmıştır.
Kosova Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani, ABD öncülüğündeki Barış Kurulu’na katılan 20 ülkenin liderleri arasında yer almıştır. Arnavutluk Başbakanı Edi Rama ise geçtiğimiz ay İsrail Knesset’inde kabul edilerek Başbakan Binyamin Netanyahu ile görüşmüştür. Kısa süre sonra Netanyahu, Sırbistan lideri Ana Trisic-Babic ve eski lider Milorad Dodik’i de kabul etmiştir.
Gazze savaşının başlamasından bu yana İsrail, Balkan ülkeleriyle ilişkilerini derinleştirmeye çalışmaktadır. İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un Arnavutluk ve Sırbistan'a gerçekleştirdiği ziyaretler bu açıdan tarihî nitelik taşımaktadır.
Tel Aviv özellikle askeri ve ekonomik bağlarını genişleterek Balkanlar'da ivme kazanmayı hedeflemektedir. İsrail’in Sırbistan ile kurduğu savunma ortaklığı, ülkedeki İsrail varlığının artmasına zemin hazırlamıştır.
Savunma iş birliğinin yanı sıra İsrail, Balkanlar’ı bölgedeki rakiplerine ve özellikle de Türkiye’ye karşı, istihbari faaliyetler açısından da işlevsel bir alan olarak görmektedir.
Türkiye-İsrail gerilimi ve Balkanlara etkisi
Gazze savaşı nedeniyle Türk-İsrail ilişkilerinin bozulmasıyla eş zamanlı olarak İsrail’in Batı’daki lobi gücünü kullanarak Batı desteğine ihtiyaç duyan Balkan ülkeleri üzerinde etki kurmaya çalışması tesadüf değildir.
Bu açılım, İsrail’in Gazze nedeniyle uluslararası alanda giderek yalnızlaştığı bir dönemde gerçekleşmektedir. Balkanlar Avrupa’nın periferisi olarak görülse de İsrail, liderlerinin halen yurt dışına seyahat edebildiğini ve yabancı liderleri ağırlayabildiğini göstererek meşruiyet üretmeyi hedeflemektedir.
Küçük ve kırılgan Balkan devletleri açısından üst düzey yabancı liderleri ağırlamak ya da küresel girişimlere katılmak, uluslararası statüyü güçlendirme fırsatı olarak görülebilir. Ancak aynı zamanda “tarihin doğru tarafında yer alma” zorunluluğu da bulunmaktadır.
Avrupa’da dahi Netanyahu ile görüşmeye istekli lider sayısı bu kadar azken, onu kabul etmenin ya da ziyaret etmenin somut bir kazanç sağlamayacağı açıktır.
Balkan ülkelerinin İsrail ve Gazze savaşına yönelik tutumları farklılık göstermektedir. Arnavutluk, İsrail ile diplomatik ilişkileri ancak 1991’de komünist rejimin çöküşünden sonra kurmuştur. Öncesinde Filistin Kurtuluş Örgütü’nü destekleyen Tiran, 1991 sonrası artan ABD etkisiyle Filistin’e verdiği siyasi desteği azaltmıştır. Günümüzde Arnavutluk, Washington’daki etkisini artırma beklentisiyle İsrail’le güçlü bir ittifak sürdürmektedir.
Sırbistan, Gazze’ye insani yardım sağlamasına rağmen İsrail’e silah tedarik etmiş, Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, İsrail’in geçen yıl İran’a saldırmasının ardından bu sevkiyatları durdurmuştur.
O tarihten bu yana Belgrad, İran-İsrail geriliminin Balkanlar’a sıçramasından endişe ederek temkinli bir politika izlemektedir. Karadağ ve Kuzey Makedonya ise düşük profilli bir diplomatik duruş benimsemiştir.
Türkiye’nin rolü ve stratejik avantajı
Türkiye uzun süredir Balkanlar'ın dış aktörler tarafından kendi ajandaları doğrultusunda kullanılmasını engellemeye çalışmaktadır.
Geçmişte İran ve Rusya etkisine karşı çıkan Ankara için bugün İsrail yeni bir denge bozucu aktör olarak öne çıkmaktadır. İsrail’in Balkanlar’da güçlü bir varlık kurma kapasitesi sınırlı olsa da, Filistin davasına verilen desteği azaltmak ve Ankara’ya karşı müttefikler kazanmak için fırsatları değerlendirmesi muhtemeldir.
Türkiye, ortak tarih ve kültüre dayanan güçlü siyasi bağlara sahiptir ve bu ilişkileri daha da derinleştirme imkanına sahiptir.
Balkan Barış Platformu bu açıdan önemli bir araçtır. Ayrıca Ankara, NATO içindeki konumunu kullanarak bölge devletlerini Orta Doğu meselelerinde dengeli dış politikalar izlemeye teşvik edebilir ve İsrail’in bölgedeki manevra alanını daraltabilir.
Kaynak:
Arab NewsİLGİLİ HABERLER
The Conversation: Dünyada yeni bir emperyal çağ mı başlıyor?
The Hill: Asya'daki “güç oyunu” nasıl şekillenecek?
Fransa: Avrupa kendini büyük güç olarak göstermeli
Middle East Monitor: 21. yüzyılın "Küba Krizi" nasıl sonuçlanacak?
Epstein belgelerinde yeni şok: Robert Maxwell Mossad'ı 400 milyon sterlin için tehdit etti
Epstein dosyalarında çarpıcı iddia: Türkiye'den kız çocuklarını kaçırdığı ortaya çıktı!
DİĞER HABERLER
Middle East Monitor: 21. yüzyılın "Küba Krizi" nasıl sonuçlanacak?
Newsweek: ABD, müttefiklerini Çin'e mi kaptırıyor?
The National Interest: ABD'nin İran saldırısının etkileri ne olacak?
The New Arab: Gazze'de barış süreci ne durumda?
The Telegraph: Avrupa projesi nasıl öldü?
Asia Times: Davos, Grönland, Trump ve yeni dünya gerçekliği
The Quincy Institute: Arap devletleri İran saldırısına neden karşı çıkıyor?
Middle East Monitor: Yeni Suriye YPG'nin ayrılıkçı hayallerini nasıl sona erdirdi?
Middle East Eye: Trump ve İsrail küresel düzeni nasıl yıktı?
Newsweek: Trump'ın “Gazze Barış Kurulu” başarılı olabilir mi?


