Asia Times: ABD, İran rejimini değiştirme hedefine ulaşabilecek mi?
Hamaney'in ölümüne rağmen İran'ın güvenlik mimarisi ve yönetim yapısı nasıl ayakta kaldı? ABD, İran rejimini değitirme hedefine ulaşabilecek mi?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 03.03.2026 - 05:38
Kanada merkezli küresel yayın organlarından Asia Times'da, ABD'nin İran saldırılarının temelini oluşturan “Rejimi yıkma” planına dair değerlendirmelerin yapıldığı bir analiz yayınlandı.
ABD'nin saldırıların hemen öncesinde Hamaney'in öldürülmesinin İran’daki İslami rejimi ölümcül biçimde zayıflatacağı düşüncesinde olduğu belirtilen analizde, ancak bu hedefin gerçekleşmesine rağmen sonucun ABD'nin istediği gibi gelişmediğine dikkat çekildi.
Analizde ayrıca; İran'ın yönetim yapısına dair detaylı analizler verilerek rejimin yıkılmasının neden kolay olmayacağına dair değerlendirmeler yapıldı.
İşte Asia Times'da yayınlanan analiz:
İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik son askeri hamlesi, doğrudan ülkenin en üst askeri-dini makamını hedef alan stratejik hava saldırılarıyla başladı.
Saldırılarda, danışmanlarıyla toplantı halinde olduğu belirtilen İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in hayatını kaybettiği iddia edildi.
Bu hamlenin arkasındaki temel varsayımın, liderin ani şekilde ortadan kaldırılmasının İran’daki İslami rejimi ölümcül biçimde zayıflatacağı düşüncesine dayandığı anlaşılıyor.
Bu yaklaşım, Muammer Kaddafi sonrası Libya’da ve Beşşar Esad sonrası Suriye’de görülen devlet çözülmelerine benzer bir senaryonun İran’da da yaşanabileceği varsayımını içeriyor. Ancak İran’ın siyasal yapısı, bu örneklerden yapısal olarak farklı bir karakter taşıyor.
Kişisel rejim değil kurumsal devrim
İran’da dini lider makamı, dini meşruiyet, silahlı kuvvetlerin komutası ve nihai siyasi hakemlik yetkisini bünyesinde topluyor. Bu yönüyle çağdaş sistemler arasında oldukça merkezi bir otorite yapısı sergiliyor. Ancak bu merkeziyet, kişisel bir diktatörlükten ziyade, yoğun kurumsal ağlarla çevrili bir yapı içinde işliyor.
İslam Cumhuriyeti, kırılganlıklarının farkında olarak inşa edilmiş devrimci bir sistemdir. Liderlik boşluğuna karşı ön alıcı mekanizmalar geliştirilmiş; kurumlar yalnızca lidere hizmet etmek için değil, gerektiğinde onu dengelemek ve sistemin devamlılığını sağlamak için tasarlanmıştır. Baskı altında sistemin dağılması değil, konsolide olması hedeflenmiştir.
İran siyasal elitinin tarih algısı bu noktada belirleyicidir. Kaçar Hanedanı’nın çöküşü, Safevilerin İsfahan’ın düşüşü sonrası dağılması, Nadir Şah’ın ölümünü izleyen kaos ve Kerim Han Zend sonrası iç savaşlar, İran siyasi hafızasında liderlik boşluğunun devlet çözülmesine yol açabileceğine dair güçlü örneklerdir. 1979 devriminin mimarları bu tarihsel travmaları kurumsal güvenlik mimarisine dönüştürmüştür.
1979 anayasası ve kriz mühendisliği
Ayetullah Humeyni, mutlak otoriteyi ortadan kaldırmadı; onu kurumsallaştırdı. 1979 Anayasası hazırlanırken temel kaygı, liderlik boşluğu halinde devletin dağılmasını önlemekti.
Bu çerçevede:
- Anayasayı Koruyucular Konseyi, ideolojik sapmayı engellemek için kuruldu.
- Uzmanlar Meclisi, dini lideri seçmek ve denetlemekle görevlendirildi.
- Maslahat Konseyi, kurumsal tıkanıklıkları aşmak üzere tasarlandı.
- Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) ve istihbarat yapıları, hem iç hem dış tehditlere karşı rejimi koruma misyonuyla oluşturuldu.
Bu üst üste binen kurumsal yapı, bir unsur zayıfladığında diğerinin devreye girmesi mantığına dayanıyor. Humeyni’nin açıkça ifade ettiği ilke şuydu: İslam Cumhuriyeti’nin bekası, herhangi bir liderin bekasından önce gelir.
Bugün ilk kez bu mekanizmalar, doğrudan liderliğe yönelik askeri saldırı altında eş zamanlı biçimde devreye girmiş durumda.
Geçmiş krizler ve sistemin refleksi
İran sistemi daha önce de ağır stres testlerinden geçti. Cumhurbaşkanı Benisadr’ın azledilmesinin ardından Cumhurbaşkanı Recai ve Başbakan Bahonar’ın suikast sonucu öldürülmesi, rejimi sarsmıştı.
Ancak 50 gün içinde Ali Hamaney cumhurbaşkanı seçilerek liderlik boşluğu dolduruldu.
1989’da Humeyni’nin ölümü de benzer bir eşikti. Dini otorite hiyerarşisinde üst sıralarda yer almayan Hamaney’in dini lider seçilmesi, önceden belirlenmiş bir miras planından ziyade kurumların üzerinde uzlaşmasıyla gerçekleşti.
Aynı refleks, 2024’te Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin helikopter kazasında ölümü sonrasında da görüldü; anayasal prosedürler hızla işletildi, seçimler zamanında yapıldı ve siyasi istikrar korundu.
Anayasal geçiş ve güç dengesi
İran Anayasası’nın 111. maddesi, dini liderin ölümü veya görev yapamaz hale gelmesi durumunda yetkinin geçici olarak cumhurbaşkanı, yargı erki başkanı ve Maslahat Konseyi üzerinden seçilecek bir din adamından oluşan konseye devredileceğini öngörüyor. Amaç dönüşüm değil, sürekliliktir.
Yeni liderin seçimi için kesin bir takvim bulunmaması, özellikle savaş koşullarında geçici düzenlemenin aylarca sürebilmesine imkân tanıyor. Dış gözlemciler için bu durum belirsizlik gibi görünse de sistem açısından tasarlanmış bir esneklik alanıdır.
Resmi olarak dini lideri Uzmanlar Meclisi seçse de aday havuzu gayriresmî filtrelerden geçer. Devrim Muhafızları lideri doğrudan belirlemez; ancak “kabul edilemez risk” tanımını yaparak süreci etkiler. Ulusal bütünlüğü veya güvenlik mimarisini tehdit edeceği düşünülen isimlerin yükselmesi zordur.
Hamaney’in ölümünün teyit edilmesi halinde, IRGC İstihbarat Teşkilatı’nın iç güvenlik denetimini artırması ve kara unsurlarının iç istikrarı öncelemesi beklenir. Devrim Muhafızları’nın çıkarları hem ideolojik hem de maddidir; özerkliğini ve ekonomik ağlarını korumak temel önceliğidir.
Stratejik sonuç
ABD-İsrail ekseninin varsayımı, lider odaklı bir çözülme senaryosuna dayanıyor olabilir. Ancak İran modeli, kişisel değil kurumsal bir devrim mimarisi üzerine inşa edilmiştir.
Tarihsel travmalardan ders çıkararak tasarlanan bu yapı, lider kaybını rejim çöküşü değil, sistem içi yeniden üretim süreci olarak ele alacak şekilde kurgulanmıştır.
Dolayısıyla İran’da yaşanacak süreç, Libya veya Suriye benzeri bir dağılmadan ziyade; güç merkezleri arasındaki kontrollü pazarlık, güvenlik aygıtının konsolidasyonu ve anayasal süreklilik üzerinden şekillenme potansiyeli taşımaktadır.
Asıl soru, rejimin ayakta kalıp kalmayacağı değil; yeni güç dengesinin hangi fraksiyon lehine evrileceği olacaktır.
Kaynak:
Asia TimesİLGİLİ HABERLER
The Conversation: Dünyada yeni bir emperyal çağ mı başlıyor?
The Hill: Asya'daki “güç oyunu” nasıl şekillenecek?
İran’da mahalleler için Direniş Karargahı talimatı
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan ateşkes çağrısı: Kimse bu yükü taşıyamaz
İran Savaşı Türkiye için hangi güvenlik risklerini barındırıyor?
İran Savaşı Türkiye'yi nasıl etkileyecek?
DİĞER HABERLER
ABD'nin Ortadoğu'daki askeri üsleri ve merak edilenler
The New Arab: Trump ve Netanyahu Orta Doğu'yu nasıl ateşe verdi?
Arab Center DC: İran, bölge ülkelerini hedef alarak neyi hedefliyor?
The Defense Post: Türk savunma sanayisi güç dengelerini yeniden şekillendiriyor!
Responsible Statecraft: İsrail'in teoloji üzerinden işgal inşaası
Al Jazeera: İran ordusu ABD-İsrail savaşına hazır mı?
Newsweek: ABD Venezula'daki başarısını İran'da neden tekrarlayamaz?
Yeni dünya düzeninde “Avrupa yapısı” yok mu olacak?
Hudson Institute: Trump'ın “güç yoluyla barış” stratejisi İran'da neden çöktü?
The Realist Review: ABD'nin İran saldırısı neden kaçınılmaz?


