Avrupa’nın İran tepkisi AB içinde ve Atlantik hattında ayrışmayı görünür kıldı

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına Avrupa’dan gelen temkinli ve sınırlı tepkiler, hem Avrupa Birliği içinde ton farklarını hem de transatlantik ilişkilerdeki görüş ayrılıklarını yeniden gün yüzüne çıkardı.

0:00

--:--

Son Güncelleme: 04.03.2026 - 13:41

NSosyal Logo
Avrupa’nın İran tepkisi AB içinde ve Atlantik hattında ayrışmayı görünür kıldı

Avrupalı liderler Brüksel'de - VCG

  • AB kurumları itidal ve diplomasi vurgusu yaptı, saldırılara açık destek ya da sert kınama gelmedi.
  • Berlin ve Madrid hattında belirgin ton farkı oluştu.
  • Brüksel’de kurumsal liderlik tartışması dikkat çekti.
  • Washington’da özellikle Cumhuriyetçi çevreler Avrupa’yı “yumuşak” kalmakla eleştirdi.

ABD ve İsrail’in 28 Şubat sabahı İran’a saldırı başlatmasının ardından ilk açıklama, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’tan geldi.

Kallas, önceliğin sivillerin korunması ve AB vatandaşlarının tahliyeleri olduğunu belirterek diplomatik çözüm arayışının süreceğini ifade etti.

Ardından AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Konseyi Başkanı Antonio Costa ortak mesaj yayımlayarak itidal çağrısında bulundu.

İsviçre, İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya ve İrlanda’dan da “gerilimin tırmandırılmaması” yönünde açıklamalar geldi. Ancak saldırıların meşruiyetine ilişkin net ve ortak bir AB söylemi oluşmadı.

Brüksel kulislerinde bu tablo “mesajda birlik, tonlarda ayrışma” şeklinde yorumlandı.

View post on X
NSosyal icon

GDH Digital NSosyal kanalını takip edebilirsiniz.

Takip Et

Berlin ve Madrid hattında belirgin ayrışma

AB içindeki ana kırılma hattını saldırıların uluslararası hukuk açısından meşruiyeti oluşturdu.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Washington’ı doğrudan eleştirmekten kaçınan bir çizgi izledi. Merz, “Müttefiklerimize ders verme zamanı değil. Çekincelerimize rağmen hedeflerinin çoğunu paylaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ise saldırıları “tek taraflı askeri eylem” olarak nitelendirerek açık şekilde eleştirdi ve bunun uluslararası ortamı daha belirsiz ve düşmanca hale getirdiğini savundu.

Fransa ve İngiltere saldırılara katılmadıklarını vurgularken, İran’ın nükleer ve balistik programlarının engellenmesi hedefini anlayışla karşıladı.

Çekya gibi bazı Orta Avrupa ülkeleri Washington’a daha açık destek verirken, Belçika Savunma Bakanı Theo Francken saldırıları “kesinlikle meşru” olarak niteledi.

View post on X

Brüksel’de kurumsal gerilim

İran krizi, yalnızca üye ülkeler arasındaki farklılıkları değil, AB kurumları arasındaki örtülü rekabeti de görünür hale getirdi.

Kallas 1 Mart’ta acil Dışişleri Bakanları toplantısı düzenlerken, von der Leyen 2 Mart’ta özel güvenlik toplantısına başkanlık etti.

Hafta sonu boyunca yoğun diplomatik temas trafiğine rağmen iki ismin doğrudan görüşmemesi Brüksel’de dikkat çekti. Diplomatik çevreler, İran krizinin AB’nin kurumsal koordinasyon kapasitesini de test ettiğini belirtiyor.

View post on X

Irak’ın işgalinin tarihsel etkisi

Avrupa’nın temkinli tutumunun arkasında 2003 Irak işgalinin siyasi ve toplumsal mirasının etkili olduğu değerlendirmesi yapılıyor. Avrupa kamuoyunda askeri müdahalelere yönelik güçlü şüphe devam ederken, birçok hükümet Orta Doğu’da doğrudan askeri angajmandan kaçınan çizgiyi koruyor.

Ayrıca Avrupa’nın güvenlik odağının büyük ölçüde Rusya-Ukrayna savaşına yönelmiş olması da İran dosyasında daha sınırlı bir pozisyon alınmasına yol açıyor.

Download GDH App

Transatlantik hatta yeni stres testi

Brüksel’deki diplomatik kaynaklara göre AB, önceliğini çatışmanın bölgesel savaşa dönüşmesini önlemek ve Avrupa’ya olası yansımaları sınırlamak olarak belirledi.

Ancak bu temkinli yaklaşım ABD’de farklı okumalara neden oldu. ABD Başkanı Donald Trump’a yakın çevreler Avrupa’yı İran karşısında “yumuşak” kalmakla suçladı.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham Avrupa’nın İran politikasını “son derece yumuşak” sözleriyle eleştirirken, Trump’ın kampanya stratejistlerinden Chris LaCivita Avrupa liderliğini “zayıf ve kararsız” olmakla suçladı.

Bu çıkışlar, Trump’ın ikinci döneminin ilk yılında zaten dalgalı seyreden transatlantik ilişkilerde İran dosyasının yeni bir gerilim başlığına dönüşebileceği yorumlarını güçlendirdi.

Uzmanlara göre İran’ın atacağı yeni adımlar, enerji piyasalarındaki dalgalanma ve Washington’ın Avrupa’dan beklentilerinin tonu, önümüzdeki dönemde Atlantik hattının seyrini belirleyecek temel unsurlar olacak.

Kaynak:

GDH Haber

GDH Digital'i sosyal medyadan takip edin!

Loading Spinner