Dijitalleşen dünyada bilgiye ulaşmak kolaylaşsa da, doğru ve teyitli bilgiye erişmek her zamankinden daha kritik hale gelmiştir. Zengin bir kelime dağarcığına sahip olmak, karmaşık durumları bile basit ve anlaşılır şekilde anlatmanın anahtarıdır. Sıkça araştırılan bir ayak üstünde kırk yalanın belini bükmek nedir, Türkçedeki tam karşılığı neyi ifade eder?
Bir ayak üstünde kırk yalanın belini bükmek nedir? TDK'ya göre anlamı
Türk Dil Kurumu'nun güncel veri tabanı esas alındığında, bir ayak üstünde kırk yalanın belini bükmeğin tanımlanmış manası aşağıda yer almaktadır.
- Çok kısa sürede pek çok yalan söylemek
Bir ayak üstünde kırk yalanın belini bükmek ifadesinin kullanım alanları ve örnekler
Bir ayak üstünde kırk yalanın belini bükmek ifadesinin cümle içinde nasıl geçtiğini gösteren mevcut kullanım örneği aşağıda belirtilmiştir.
- Bir ayak üstünde kırk yalanın belini büktüğü hâlde para hesabına bir türlü akıl erdiremez.
Bir ayak üstünde kırk yalanın belini bükmek ifadesini barındıran atasözleri ve deyimler
Dilimizin zenginliğini yansıtan ve içinde bu kelimenin geçtiği atasözleri ile deyimler aşağıda sıralanmıştır.
- ... bir hâl almak (hâle girmek)
- Bir ... bir (veya bir de)
- Bir abam (postum) var atarım, nerede olsam yatarım
- Bir adama kırk gün ne dersen o olur
- Bir ağaçta gül de biter diken de
- Bir ağızdan çıkıp bin dile yayılır
- Bir anaya bir kız, bir kafaya bir göz
- Bir arpa boyu (gitmek veya yol almak)
- Bir aşağı bir yukarı
- Bir ayağı çukurda olmak
- Bir ayak üstünde bin yalan söylemek
- Bir ayak üzerinde (veya üstünde)
- Bir baba dokuz evladı besler, dokuz evlat bir babayı beslemez
- Bir baltaya sap olamamak
- Bir bardak suda fırtına koparmak
- Bir başa bir göz yeter
- Bir başka (olmak)
- Bir baştan (veya uçtan) bir başa (veya uca)
- Bir ben, bir de Allah bilir
- Bir biçimine getirmek
- Bir boka yaramamak
- Bir bu eksikti
- Bir çatı altında (olmak veya bulunmak)
- Bir çekirdek geri kalmamak
- Bir çiçekle bahar (veya yaz) olmaz
- Bir çöplükte iki horoz ötmez
- Bir çuval inciri berbat etmek
- Bir dalda durmamak
- Bir de
- Bir dediği bir dediğini tutmamak
- Bir dediği iki olmamak
- Bir dediğini iki etmemek
- Bir deli kuyuya bir taş atar, kırk akıllı çıkaramazmış
- Bir deri bir kemik (kalmak)
- Bir dikili ağacı olmamak
- Bir dikiş kaldı
- Bir dokun bin ah işit (veya dinle) (kâseifağfurdan)
- Bir don bir gömlek
- Bir dostluk kaldı!
- Bir dönüm güzlük on dönüm yazlığa bedeldir
- Bir dudağı yerde bir dudağı gökte
- Bir düşüncedir (veya düşünce) almak
- Bire ... vermek
- Bire beş katmak
- Bire bin katmak
- Bir el bir eli yıkar, iki el bir yüzü yıkar
- Bir elini bırakıp ötekini öpmek
- Bir elinin verdiğini öbür elin görmesin
- Bir elin nesi var, iki elin sesi var
- Bir elin sesi çıkmaz
- Bir eli yağda bir eli balda (olmak)
- Bir elle verdiğini öbür elle almak
- Bir elmanın yarısı o, yarısı bu
- Bir fende kazık kakmak (veya çakmak)
- Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır
- Bir fit bin büyü yerine geçer
- Bir gömlek aşağı
- Bir gömlek fazla eskitmiş olmak
- Bir görüş bir kör biliş
- Bir göz ağlarken öbür göz gülmez
- Bir göz gülmek
- Bir gülmedir almak (veya tutmak)
- Bir hâl olmak
- Bir hiç uğruna
- Bir hizaya gelmek
- Biri bilmeyen bini hiç bilmez
- Bir içim su (gibi olmak)
- Bir iğne bir iplik olmak
- Bir ilke imza atmak
- Bir inat, bir murat
- Bir işaretine bakmak
- Bir işi başından kesmek
- Bir iş olmak
- Bir iştir oldu
- Bir kafada olmak
- Bir kapıya çıkmak
- Bir karıyla bir koca, dırdır eder her gece
- Bir kaşık suda boğmak
- Bir kazanda kaynamak
- Bir kenara atılmak
- Bir kenarda durmak
- Bir kıza dünür düşmek
- Bir kızı bin kişi ister, bir kişi alır
- Bir kolayını aramak
- Bir kolayını bulmak
- Bir kol çengi
- Bir koltuğa iki karpuz sığmaz
- Bir korkak bir orduyu bozar
- Bir koyundan iki post çıkarmak
- Bir Köroğlu, bir Ayvaz
- Bir köşeye atılmak
- Bir köşeye atmak
- Bir köşeye çekilmek
- Bir köşeye koymak
- Bir köşeye oturmak
- Bir köşeye sinmek
- Bir kötünün yedi mahalleye zararı vardır (veya dokunur)
- Bir kulağından girip öbür kulağından çıkmak
- Bir kurşun atımı
- Bir mıh bir nal kurtarır, bir nal bir at kurtarır
- Bir mum al da derdine yan
- Bir noktaya kadar
- Bir o kadar
- Bir olmak
- Bir olmak
- Bir o yana, bir bu yana
- Bir papel (veya pul) etmemek
- Bir pula satmak
- Bir selam bin hatır yapar
- Bir sıçrarsın çekirge, iki sıçrarsın çekirge, sonunda yakalanırsın çekirge (veya üçüncüsünde avucuma düşersin çekirge)
- Bir sıkımlık canı olmak
- Bir söylemek pir söylemek
- Bir söyle on dinle
- Bir sözünü (veya dediğini) iki etmemek
- Bir sürçen atın başı kesilmez
- Bir şey (veya şeyler) olmak
- Bir şey anlamamak
- Bir şeye benzememek
- Bir şeyler, bir şeyler
- Bir şey sanmak
- Bir şey söylemek
- Bir şey yapmak
- Bir tanem
- Bir tarafa bırakmak (veya koymak)
- Bir tarakta bezi olmamak
- Bir taşla iki kuş vurmak
- Bir tat, bin feryat
- Bir tek
- Bir tek atmak
- Bir tepe yıkılır, bir dere dolar
- Bir torba kemik
- Bir tuhaflığı olmak
- Bir tutmak (veya görmek)
- Bir varmış bir yokmuş
- Bir yakadan baş çıkarmak
- Bir yastığa baş koymak
- Bir yastıkta kocamak
- Bir yaşına daha girmek
- Bir yemem diyenden kork, bir oturmam diyenden
- Bir yere kadar
- Bir yiyip bin şükretmek
- Bir yol tutturmak
- Bir yolunu bulmak


