Zihnimde sürekli yankılanan, adeta sarsılmaz bir hakikati özetleyen o çarpıcı cümleyle başlamak istiyorum:
"Küçük düşünenlere evren hizmet etmez."
Bu sözün içinde sadece kişisel gelişime dair bir motivasyon değil, köklü bir varoluş felsefesi gizli. Hayatı, hedefleri ve insanın evrendeki konumunu düşündüğümüzde, karşımıza çıkan en büyük sınavın "nitelikli bir süreklilik" olduğunu görüyoruz. Geçtiğimiz günlerde Angela Duckworth’un Azim (Grit) adlı eserini bitirip, o meşhur TED konuşmasını yeniden izlediğimde, modern psikolojinin "metanet" olarak adlandırdığı bu kavramın, aslında bizim kadim "sabır ve sebat" anlayışımızın bilimsel bir tezahürü olduğunu bir kez daha fark ettim.
Duckworth'un anlattığı bu teoriyi sadece bireysel kariyer basamaklarını tırmanmak için kullanılan materyalist bir tanımdan öteye geçirmemiz gerekiyor. Değişen ve dönüşüne bu çağda, bizim sadece kendi kişisel gelişimine odaklanan değil; milli ve manevi değerleriyle kök salmış, vizyonuyla ufkun ötesini gören ve çağına yön veren bireyler yetiştirmemiz gerekiyor.
İşte bu büyük ufka ulaşmanın yolu, azmin, sebat etmenin ve istikamet üzere olmanın o çelikten doğasını kavramaktan geçiyor:
· Saman Alevi Değil, Sönmeyen Bir Ateş: Azim; anlık heveslerin ötesine geçerek, uzun vadeli hedefler için sarsılmaz bir tutku ve sebat gösterebilme gücüdür. Rüzgâr tersine estiğinde bile o ateşi harlayabilmektir. Bunun içinde sadece materyalist hedefler değil kişinin içinde inanç olmalı.
· Geleceği Bugünden İnşa Etmek: Sosyal medyanın bize dayattığı o "anlık motivasyon" efsanelerine aldanmamaktır. Metanet; günlük motivasyon kırıntılarıyla sınırlı kalmayan, geleceği bugünden tuğla tuğla inşa etmek için göze alınan, yıllarca süren zorlu bir yürüyüştür. Bunun içinde zamanın kıymetini bilmek gerek.
· İstikamet Üzerine Sebat Etmek: Hayat ve ideallerimiz kısa bir sprint, 100 metrelik bir koşu değildir. Bu, tam anlamıyla soluk soluğa ama kararlılıkla koşulan bir maratondur. Asıl kazananlar, hızlı başlayanlar değil, ritmini koruyanlardır.
· İnancını ve Motivasyonunu Kaybetmemek: Düşmemek imkânsızdır; ancak metanet, düştüğün yerden kalkarken her gün, her adımda hayata karşı biraz daha dirençli, hedefine karşı biraz daha odaklı kalabilmektir. Damlanın taşı delmesi, suyun gücünden değil, damlaların sürekliliğindendir.
Peki, bu uzun maratonda bizi ayakta tutacak, pes etmenin eşiğinden döndürecek asıl güç nedir? Çoğu zaman başarıyı anlık bir "motivasyon" patlamasına bağlama hatasına düşüyoruz. Oysa dışarıdan aşılanan motivasyon rüzgâr gibidir; çabuk eser ve hızla geçer. Asıl kalıcı olan, zihnin o büyük ideale tam anlamıyla kilitlenmesi, yani "şartlanma" halidir. Başarma hırsı dediğimiz o muazzam itici güç, zihnin geri dönüş biletini yırtıp atmasıyla başlar.
Tam bu noktada, Jules Payot’nun nesiller boyu yankılanan İrade Terbiyesi adlı o eşsiz eserindeki şu sözü akla gelir:
"İrade, yalnızca arzu etmek değil, hedefe giden yolda çekilecek tüm zahmetleri peşin peşin kabul etmektir. Düzenli ve devamlı bir gayret, en parlak fakat geçici zekâ pırıltılarından çok daha değerlidir."
Payot’nun da altını çizdiği gibi, bir insan hedefine ulaşmaya kendini şartladığında ve iradesini eğittiğinde, beyni artık engelleri birer "durdurucu duvar" olarak değil, aşılması gereken birer "basamak" olarak kodlar. Bu zihinsel şartlanma ve irade terbiyesi, kuru bir inadın çok ötesindedir; kişinin kendi potansiyeline ve davasına duyduğu sarsılmaz inançtır.
Başarma hırsını kalbinde ve zihninde büyüten, iradesini bir demirci ustası gibi her gün döverek çelikleştiren bir birey yorgunluğu hissetmez mi? Elbette hisseder. Ancak şartlanmış ve terbiye edilmiş bir irade için yorgunluk, pes etmenin bir bahanesi değil, bedel ödendiğinin ve hedefe yaklaşıldığının en asil kanıtıdır.
İşte bizler evlatlarımıza, gençlerimize sadece ayakta kalmayı değil, bu sarsılmaz iradeyle fırtınanın yönünü değiştirmeyi öğretmeliyiz. Hayat karşısında sadece maruz kalan, pasifçe "ayakta duran" kitleler değil; değerleriyle, ahlakıyla, başarma hırsıyla ve yürüdüğü yola yön belirleyen öncüler olmak zorundayız.
Gayenizi ve himmetinizi sıradanlaştırmayın. Hedeflerinizi küçük tutmayın; zira göklerin ve yerin Rabbi, yüce ideallerle yola çıkanların samimi gayretini görür ve bu fiili duaya muhakkak icabet eder. Asla ye'se kapılıp vazgeçmeyin; çünkü azim, sadece pasif bir bekleyişle yolda yürümek değil, tevekkül ve sarsılmaz bir iradeyle o yolda kendi hayırlı nasibini bizzat inşa etmektir.



