Eski İskoçya Başbakanı kaleminden çarpıcı analiz: Barış masalarının yeni adresi İstanbul
Eski İskoçya Başbakanı Hamza Yusuf, Al Jazeera’daki yazısında, uluslararası barış diplomasisinde Avrupa’nın eski ağırlığını kaybettiğini ve bu rolün Türkiye ile Katar gibi İslam dünyası ülkelerine kaydığını vurguluyor.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 30.06.2025 - 14:34
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Katar Emiri Al Sani'yi Ankara'da kabul etti. (AA)
“Barış görüşmeleri artık Oslo’da değil, İstanbul ve Doha’da yapılıyor” diyen Eski İskoçya Başbakanı Hamza Yusuf, Al Jazeera’da yayımlanan yazısında Türkiye ve Katar’ın yeni dönemde barış diplomasisinin merkezine yerleştiğini ifade ediyor.
Oslo’dan Doha’ya Cenevre’den İstanbul’a
Hamza Yusuf, “1990’larda dünya liderleri barış için bir araya geldiklerinde yolları genellikle Cenevre ya da Oslo’ya düşerdi. Ama bugün artık liderler Doha’ya, İstanbul’a uçuyor,” diyor.
Yusuf’a göre Avrupa uzun yıllar boyunca barışın adresiydi. İsviçre ve Norveç gibi ülkeler, tarafsızlıklarını ve diplomatik becerilerini kullanarak dünya çapındaki çatışmalarda arabuluculuk görevini üstlendi. “Norveç’in Kolombiya barış sürecinde, İsviçre’nin Suriye’de, Mozambik’te gösterdiği çabalar unutulamaz,” ifadelerini kullandı.
Ancak artık bu rolün merkezinin değiştiğini söylüyor: “Diplomasideki ağırlık merkezi Avrupa’dan İslam dünyasına kayıyor.”
“Türkiye ve Katar barışta yeni güç merkezleri oldu”
Yusuf’a göre bu değişimin en çarpıcı örneklerinden biri, Türkiye’nin Rusya-Ukrayna savaşındaki arabuluculuğu:
Temmuz 2022’de Türkiye, BM ile birlikte Karadeniz Tahıl Girişimi’ne öncülük etti. Bu anlaşmayla Ukrayna tahılı güvenli şekilde ihraç edildi. 32 milyon ton gıda dünya pazarına ulaştı.
Yusuf, Türkiye’nin sadece teknik bir arabulucu değil, stratejik denge sağlayan bir aktör olduğunu belirtiyor:
Hem Ukrayna hem Rusya, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ev sahipliğinde müzakerelere açık olduklarını belirttiler. Bu, Türkiye’nin Doğu ve Batı arasında nasıl bir denge kurduğunu gösteriyor.
Türkiye’nin diplomaside stratejik rolü
Hamza Yusuf, Türkiye’nin barış diplomasisinde sadece arabulucu olmadığını, aynı zamanda bölgesel ve küresel dengeleri yönlendiren stratejik bir aktör olduğunu vurguluyor.
Türkiye’nin, Doğu ile Batı arasında köprü kurarak, her iki tarafla dengeli ilişkiler yürüttüğünü belirten Yusuf, bu yaklaşımın uluslararası barış süreçlerine yeni bir derinlik ve esneklik kazandırdığını söylüyor.
Ayrıca Türkiye’nin sadece Ukrayna-Rusya krizinde değil, Orta Doğu ve çevresindeki birçok çatışma noktasında aktif diplomasi yürüttüğüne dikkat çekiyor.
Neden İslam dünyası?
Hamza Yusuf’a göre, birçok çatışma bölgesinin Müslüman coğrafyalarda bulunması, bu bölgelerden çıkan arabulucuların kültürel ve dini ortaklıklar sayesinde daha etkili olabileceği anlamına geliyor. “İslam barışın dinidir” diyen Yusuf, bu noktada Arapça'daki “İslam” kelimesinin ‘barış’tan türediğini hatırlatıyor.
Yusuf, çatışma arabuluculuğunun sadece yüce bir amaç olmadığını, aynı zamanda maliyetli bir iş olduğunu da vurguluyor. Çok sayıda heyeti ağırlamak için kaynaklar, önemli zaman yatırımı, siyasi sermaye, enerji ile insani ve mali kaynaklar gerektiğini belirtiyor.
Avrupa ülkeleri ekonomik zorluklar ve siyasi değişimlerle karşı karşıya kalırken, İslam dünyasının arabuluculuk sahnesine girmesinin yeni bakış açıları sunduğunu ve bu alana gerçek finansman kaynakları eklediğini ifade ediyor. Bu durum, küresel diplomasi güç dengesindeki yeni bir dönüşümü simgeliyor.
“Katar sessiz ama etkili bir oyuncu”
Yusuf, Katar’ın barış diplomasisindeki rolünü de şu sözlerle anlatıyor:
“Katar, küçük nüfusuna rağmen büyük işler başardı. Sudan, Yemen, Çad gibi bölgelerde yıllardır sessiz ama etkili bir arabulucu. Gazze’de de aralıksız ateşkes görüşmeleri yürütüyor.”
Katar’ın bu çabalarının çoğu medyada manşet olmasa da, arka planda büyük bir diplomatik yük üstlendiğini vurguluyor.
Yusuf, Batı’da bazı çevrelerden gelen “İnsan hakları sicili zayıf ülkeler arabulucu olamaz” eleştirilerine de şu sözlerle karşılık veriyor:
“Uluslararası diplomasiyi her zaman azizler yürütmez. Önemli olan, dar çıkarları bir kenara bırakıp insanlık adına adım atabilmektir. Türkiye’nin tahıl anlaşması ya da Katar’ın Gazze’deki rolü gibi somut insani etkiler, en değerli ölçüdür.”
“Barış gerçekten ortak hedefimizse…”
Hamza Yusuf, yazısını şu net sözlerle tamamlıyor:
“Barış gerçekten ortak hedefimizse, samimi her katkıyı –kaynağı ne olursa olsun– memnuniyetle karşılamalıyız. İslam dünyası artık sadece izleyen değil, inşa eden konumunda. Ve bu, insanlık için umut verici.”
Kaynak:
GDH Haber
İLGİLİ HABERLER
İstanbul'da çocuk istismarı içeriklerine yönelik dev operasyon: 47 gözaltı
MLKP terör örgütüne yönelik 22 ilde dev operasyon: 96 şüpheli yakalandı
İstanbul ve Ankara'da Ramazan pidesi fiyatı ne kadar?
İstanbul'da kentsel dönüşümde tarihi eşik: 927 bin konut yenilendi
Pezeşkiyan'dan ABD ile müzakere talimatı: Diplomasi masası Türkiye'de kurulabilir
Arab News: Türkiye Balkanlar’daki etkisini artırıyor
DİĞER HABERLER
Atina yönetimi iş gücü açığını kapatırken düzensiz göçe yaptırımı sertleştiriyor
İnsan Hakları İzleme Örgütü'nde Filistin sansürü: İstifalar gecikmedi
Epstein'den ifşa olan Prens Kraliyet konutunu boşalttı
Beyaz Saray'da kritik Trump-Petro görüşmesi
İsrail ordusu ateşkese rağmen yine Gazze'ye saldırdı
ABD-İran müzakereleri Umman'da düzenlenecek
Elon Musk'tan İspanya Başbakanı Sanchez'e sert sözler
Libya'nın devrik lideri Kaddafi'nin oğlu öldürüldü
Pezeşkiyan ABD ile gerilimi azaltmak için müzakere çağrısı yaptı
Brezilya’da otobüs kazasında 16 kişi hayatını kaybetti



