Sergide, 16. ve 17. yüzyılda otağ hümayun çadırlarını süsleyen motifler deri üzerine işlendi. Böylece, geleneksel desenler modern tasarımlarla bir araya getirilerek kültürel mirasın günümüze aktarılması hedeflendi.
Küratörlüğünü üstlenen Kültür ve Yaşayan Miras Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sıddı Zübeyde Atan Bülbül, projenin somut olmayan kültürel mirasın yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla hazırlandığını belirtti.
Bülbül, “Aktarım işlemlerini yaparken döneme uygun malzemeler ve teknikler kullandık, hiçbir teknolojik araçtan yararlanmadık. Tüm eserler el işçiliğiyle hayat buldu.” dedi.
“Her adım elde dikildi”
Sanatçı Heves Kayın, uzun yıllardır deri ve saraciye alanında çalıştığını, geleneksel motifleri modernize ederek yeni ürünler ortaya çıkarmak istediğini söyledi.
Çanta, kıyafet, şapka ve yemeni ayakkabıdan oluşan tasarımların kombinlenerek giyilebilir hale getirildiğini anlatan Kayın, “Genel olarak aplike tekniğini kullandım. Ayrıca deri bezleme, kabartma ve bitkisel örücülük yöntemlerini de uyguladım. Hiçbir aşamada makine kullanılmadı, fermuarına kadar her şey elde dikildi.” ifadelerini kullandı.
Kayın, Edirne’den topladığı tarihi saraciye aletlerini de üretim sürecinde kullandığını belirterek, “Aplike denildiğinde hep kumaş akla gelir. Ben aplikeyi deriyle harmanladım. Bu desenlerin 16. ve 17. yüzyıldan bugüne uzanan bir hikâyesi var, ben de onu hissettirmek istedim.” dedi.

