- Kılıçdaroğlu, delege borsası iddiaları ve şüpheli mal varlıkları nedeniyle savcılığın MASAK incelemesi başlattığını duyurdu.
- Mutlak butlan kararının ardından yasal sorumluluğu gereği göreve dönmeyi kabul ettiğini açıkladı.
- Mevcut genel merkez yönetimini bir şirkete usulsüz şekilde 700 milyon lira aktarmakla suçladı.
- Özgür Özel'in Bülent Arınç aracılığıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan ile diyalog kurmaya çalıştığını öne sürdü.
Yetkin Report’un haberine göre, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "mutlak butlan" kararı sonrası görevi devralmasının ardından parti içindeki son duruma ve muhalif kanada dair yakın çevresine çok çarpıcı açıklamalarda bulundu. Yönetimsel süreçlere yönelik ağır finansal ve ahlaki suçlamalar yönelten Kılıçdaroğlu, örgüt tamamen temizlenmeden yeni bir liderlik yarışına izin vermeyeceğini net bir dille ifade etti.
Mahkeme kararıyla para karşılığı delege alıp satan sekiz kişi belgelenmiştir
"Kurultaya gitmeyeceğim demiyorum ki, tedbir olduğu sürece, bu şartlarda gidemeyiz diyorum" diyerek sürecin hukuki boyutuna dikkat çeken Kılıçdaroğlu, Yargıtay'daki başvuruların çekilmesi halinde kurultayı toplayacağını ifade etti. Ancak kurultay öncesinde partide köklü bir temizlik yapılması gerektiğinin altını çizen CHP lideri, eski yönetime yakın isimlerin ani zenginleşmelerini işaret etti.
"Tamam kurultayla gideceğim ama parti kirlilikten arınmadan, hırsızlar partiden temizlenmeden kurultaya gidilmesi doğru mu? Bakın bakalım önceki yönetimin yanında olan isimlere. Nasıl zenginleşmişler bir anda? Savcılık şimdi yakınlarının da malvarlıklarının araştırılmasını MASAK’tan istedi. Bakalım neler çıkacak?" diyen Kılıçdaroğlu, dijital çağda bu araştırmaların en fazla bir ay süreceğini vurguladı.
"Ben de kurultay istiyorum. Kurultay yapılmayacak demiyordum ki… Kurultay tabii ki yapılacak. İmza sayısı bırakın 900’ü, 1300 de olabilir, ama tedbir kararı varken kurultayı nasıl toplayacaksınız? İyi de mahkeme para ile delege alıp satan 8 kişinin adını da kararında belirtti. Onları ne yapacağız? Parayı alanlar, aldım diyor; onlarla ilgili ne diyeceğiz? Parti kirlilikten arınmadan kurultaya gidilmesi doğru mu? Bu kişiler para ile iş yaptı." sözleriyle delege seçimlerine şaibe karıştığını iddia etti.
Mutlak butlan kararı sonrası Özgür Özel ile ortak bir uzlaşı zemini aradım
Yargıdan çıkan mutlak butlan kararının öncesinde ve sonrasında yaşanan krizlere dair bilinmeyen detayları paylaşan Genel Başkan Kılıçdaroğlu, önemli belediye başkanlarının süreçte kendisine geldiğini aktardı. Görevi devralması yönündeki hukuki zorunluluğu ve partinin geleceğini koruma motivasyonunu dile getirdi.
"Özgür Özel ile her türlü diyaloğu, ortak çözümü denedim ama olmuyor. Özgür Bey arınmayı kabul etmekten kaçınıyor. Butlan kararı çıkmadan önce Mansur Yavaş (Ankara Büyükşehir Başkanı), Vahap Seçer (Mersin Büyükşehir Başkanı) ve Engin Özkoç birlikte geldiler ve Mutlak Butlan çıkması halinde benim görevi kabul etmememi istediler. Ben de kendilerine eğer bir çağrı heyeti oluşturulmak istenirse bunda yer almayacağımı, ama butlan ile göreve dönmem yönünde bir karar çıkarsa da bunu kabul etmek durumunda kalacağımı söyledim. Çünkü ben kabul etmediğim takdirde çok daha sıkıntılı bir sonuç doğuracağını, kişilerin eline kalacağını belirttim. Butlan kararı çıkınca da verdiğim sözde durdum. Butlan kararı çıktığı gün de Özgür Bey’i de aradım, haldi gel beraber bir yol bulalım diye ama yanaşmadı." diyerek yaşananları özetledi.
Genel merkez binası önünde milletvekillerinin içeri alınmaması ve polisin binaya girmesiyle tırmanan gerginliğe de değinen Kılıçdaroğlu, uygulanan güvenlik tedbirlerini eleştirdi. "Ben yollamadım, milletvekili arkadaşlar gitmiş. Ama onları da içeri almamışlar. Milletvekili partisinin genel merkezine nasıl sokulmaz? Yanlarındaki o kişilerle gitmeleri doğru değildi. Belki o saatte gitmeleri doğru olmayabilir, ama milletvekilini içeri nasıl almazsınız siz parti genel merkezinde. Ayrıca o gün polisin içeri girmesi doğru değildi. Ama bana 10’uncu, 12’nci katlara, 5 ve 6’ya polisin girmediğini söylediler. Genel Başkan ve yardımcılarının bulunduğu katlara polis girmemiş. Ben bana söyleneni söylüyorum." ifadelerini kullandıldı.
Şüpheli villaların nasıl alındığını ve muhasebe ofisinin neden yakıldığını açıklayacağım
Partinin İsmet İnönü dönemi hariç tek başına iktidar olamamasına rağmen ahlaki üstünlüğünü ve dürüstlüğünü her zaman koruduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, bu mirasın kirletilmesine izin vermeyeceğini belirtti. Yakın süreçte bazı isimlerin maskelerini düşürecek belgeleri tek tek sıralayacağını vaat etti.
"Biz partiyi tekrar kirli insanlara bırakırsak, para karşılığı delege alıp satanların kirli oyunlarına tekrar teslim edersek, hırsızlara, zenginleşmesinin kaynağını açıklayamayan en yakınındaki kişilere partiyi bırakırsak, o zaman arınmayı nasıl başaracağız? O villaları kim nasıl almış, onların hepsini tek tek sıralayacağım. Bir süre sonra herkes kimin ne olduğunu anlar, maskeleri düşer. Bu kişilerin partiden atılmasını sağlayacağım. Zenginleşmesinin kaynağını açıklayamadıgı için muhasebe ofisini yakan bir insandan söz ediyorum. Neden yanar bir şirketin muhasebe ofisi? Kirli paranın kaynağını açıklamayacağı için… Ne kadar sürerse o kadar… Ama kısa sürede kurultayı toplarız, uzun sürmez. Yakında hepsini tek tek açıklayınca insanlar kimin ne olduğunu görür." diyerek finansal usulsüzlük iddialarının üzerine gideceğini söyledi.
Toplumdan gelebilecek olası ilk tepkilere karşı geri adım atmayacağını söyleyen genel başkan, eski yönetimin bütçe harcamalarını da sert bir dille sorguladı. "Toplum ilk başta tepki gösterebilir. Ama onlar bunu yapıyor diye biz arınmaktan vaz mı geçeceğiz? Temiz olmayan, kirli insanları partide mi tutalım? Bu mu isteniyor? Ben hepsini temizleyeceğim. Partiden bir şirkete tam 700 milyon lira vermişler. Özgür Bey’e soracağım bu parayı niye verdin diye… Kim bunlar? Para ile irade satılır mı? Ben onların televizyonlarına çıkmak istiyorum. Halk TV’de, Sözcü TV’de “Haydi gelin, bana dilediğinizi sorun” diyorum ama beni çıkarmıyorlar." diyerek medyanın kendisine uyguladığı ambargodan dert yandı.
Saray ile müzakere değil sonuna kadar mücadele edilmesi gerektiğini savundum
Kendisine yöneltilen "iktidarla gizli diyalog kurma" ve "bayramlaşma konuşmasında hükümeti eleştirmeme" yönündeki iddiaları yalanlayan Kılıçdaroğlu, asıl diyalog arayışında olan tarafın eski yönetim olduğunu iddia etti. İktidara karşı her zaman en sert muhalefeti yürüttüğünü anımsattı.
"Beni Erdoğan ile diyalog kurmakla suçluyor. Oysa Bülent Arınç üzerinden diyalog kurmaya çalışan kendisiydi. Ben çıkıp müzakere değil, mücadele lazım demedim mi? Ben Erdoğan’ın kontrolüne niye gireyim? Bana diyorlar ki bayramlaşma konuşmasında iktidara laf etmedi… Söyledim ya, 418 milyarı, 128 milyarı, 5’li çeteyi. Müzakere değil mücadele etmek lazım dedim yine. Mahir Polat arkadaşımızın TGRT’ye teşekkür etmesi yanlıştı. Benim yakınlığım yok." dedi.



