Filonuzu dijitalleştirmenin yolu: Turkcell Filom

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a en yakın isim seçim tarihini ilk kez açıkladı

Erken seçim ihtimaline ilişkin konuşan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, bu senaryonun mevcut koşullarda gerçekçi olmadığını savundu. Uçum, Erdoğan’ın yeniden adaylığı için anayasa değişikliğine ihtiyaç bulunmadığını belirterek, seçimlerin 2028’de yapılabileceğini söyledi.

0:00

--:--

Son Güncelleme: 15.06.2026 - 12:23

editor avatar
Merve Yaz

Editör

NSosyal Logo
Cumhurbaşkanı Erdoğan'a en yakın isim seçim tarihini ilk kez açıkladı
  • Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, mevcut sistemde erken seçimin gerçekçi olmadığını ve 2028’e kadar olağanüstü şartlar oluşmadıkça seçimlerin zamanında yapılmasının beklendiğini savundu.
  • Uçum, anayasal düzende “erken seçim” yerine “seçimlerin yenilenmesi” kavramının bulunduğunu, bu nedenle tartışmaların eski parlamenter sistem mantığıyla yürütülmemesi gerektiğini belirtti.
  • Ayrıca Recep Tayyip Erdoğan’ın anayasa değişikliğine ihtiyaç olmadan yeniden aday olabileceğini ifade ederek seçimlerin 16 Nisan 2028’de yapılabileceğine işaret etti.

Erken seçim tartışmasının gerçekçi olmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Uçum'dan tarihli açıklama geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir kez daha aday olması için anayasa değişikliğine gerek olmadığını belirten Uçum, 2028'de seçimin yapılabileceği net tarihe değinerek dikkat çekti.

Siyasette erken seçim tartışmaları sürerken, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’dan açıklama geldi. AA Analiz için kaleme aldığı yazısında, 2028’e dek "olağanüstü şartlar ve istisnai durumlar oluşmadığı sürece" erken seçim tartışmasının somut bir gündem olamayacağı görüşünü belirtti. Uçum, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın anayasa değişikliği olmaksızın tekrar aday olabileceğini vurgularken seçimin 16 Nisan 2028'de gerçekleşebileceğini ifade etti.

Yazı kaleme aldı

İşte Uçum'un "Bir kez daha erken seçim tartışması üzerine" başlıklı yazısı:

Yeniden erken seçim ve baskın seçim gibi konular gündeme getirilmeye çalışılıyor. Başkanlık sistemine geçildikten sonra her fırsatta erken seçim konusunu öne çıkarmaya çalışanları gördük. Erken seçim tartışmasını ne zaman deneseler bu tartışma hep sonuçsuz kaldı. Buna rağmen vazgeçmiyorlar. Bu sebeple yeni sistemde erken seçim tartışmalarına tekrar göz atmak isabetli olabilir.

Parlamenter sistem ezberinden kurtulamamak

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçişi sağlayan 24 Haziran 2018 seçimlerini takiben yapılan 31 Mart 2019 yerel seçimlerinden sonra da bir "erken seçim" tartışması gündeme taşınmaya çalışılmıştı.
O zamanki tartışmalar sırasında "parlamenter sistem tecrübesiyle başkanlık sisteminde erken seçim beklentisine girmenin gerçekçi olmadığını" defalarca ifade etmiştik. Nitekim 18 Haziran 2023’te yapılması gereken seçimler bayram ve mevsim koşulları sebebiyle bir ay kadar geriye alınarak 14 Mayıs 2023’te yapıldı. Yani bazılarının beklediği gibi ve anlamına uygun bir "erken seçim" gerçekleşmedi. Seçimler teknik sebeplerle bir ay kadar geriye alınmakla birlikte normal döneminde yapıldı.

Bu tecrübeye rağmen 14 ve 28 Mayıs 2023 tarihlerinde gerçekleşen Meclis ve Cumhurbaşkanı seçimlerini takiben yapılan 31 Mart 2024 yerel seçimlerinden sonra da "erken seçim" tartışması yine gündeme getirildi. O tartışmadan da bir sonuç çıkmadı.

Şimdi de muhalefet yine bir erken seçim tartışması açmaya çalışıyor. Bunun da tutmayacağı açık ancak konunun doğru anlaşılması için anayasal sistemi bir kez daha hatırlamakta fayda var.

Öncelikle belirtelim ki anayasal sistemde erken seçim kavramı yok. Gerek cumhurbaşkanı gerekse meclis beş yıllık sabit süreyle seçiliyor.

“Doğru bir tartışma yapılamaz”

Ancak bu süre her iki kurum açısından da garanti sabit süre değil esnek sabit süredir çünkü bu süre içerisinde meclis veya cumhurbaşkanı seçimlerin yenilenmesi kararı verebilir. Bunun siyasi ve toplumsal sonucunun adı "erken seçim" olabilir. Ama hukuki anlamı ve adı seçimlerin yenilenmesidir.

Bu durumda konuyu eski sistemin kavramı olan "erken seçim" adıyla tartışınca doğal olarak eski sistemdeki erken seçim tecrübelerinin gerekçeleriyle meseleye bakılıyor. Bu da yeni sisteme tamamen yabancı ve eskimiş argümanlarla bir seçim tartışmasına sebebiyet veriyor.

Bu nedenle tartışma "seçimlerin yenilenmesi" kavramı üzerinden yapılmalı ve soru, "seçimlerin yenilenmesi hangi sosyal, siyasi, ekonomik ve hukuki koşullarda olabilir" diye sorulmalıdır. Aksi takdirde bağlamında ve doğru bir tartışma yapılamaz.

Dolayısıyla işin hukuki ve olgusal boyutuna bakmak seçimlerin yenilenmesi kararının nasıl verileceği ve sonuçlarının neler olacağını değerlendirmek gerekir.”

Kaynak:

GDH Haber

Next

GDH Digital NSosyal hesabını takip edebilirsiniz.

Takip Et
Loading Spinner