Middle East Eye: ABD'nin Ortadoğu'daki askeri varlığı ve transferler
Bölgede bulunan ABD askeri üsleri, geniş konuşlanmalar ve son günlerdeki büyük çaplı sevkiyatlar. ABD'nin Ortadoğu'daki askeri varlığı hakkında neler biliniyor?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 23.02.2026 - 01:57
İngiltere merkezli önemli yayın organlarından Middle East Eye'de, ABD ve İran arasında giderek tırmanan gerilimin ve bir savaşa dönmesi konusunda beklentilerin giderek arttığı bir dönemde, ABD'nin Ortadoğu'daki askeri varlığının ve olası karşılıklı misillemelerin sonuçlarının değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.
ABD ve İran arasında devam eden diplomatik görüşmelerin giderek daha büyük bir çıkmaza girdiği tespiti yapılan analizde, ABD'nin bölgede, Bahreyn, Mısır, Irak, İsrail, Ürdün, Kuveyt, Katar, Suudi Arabistan, Suriye, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde bulunan askeri üslerinin yanı sıra, son haftalarda büyük sevkiyatlar yaptığına da dikkat çekildi.
Analizde ayrıca; olası bir savaşta hem ABD'nin hem de İran'ın bölgedeki ABD üslerine karşı atabileceği adımlara dair değerlendirmelere yer verildi.
İşte Middle East Eye'de yayınlanan analiz:
Washington yönetimi son dönemde İran’a yönelik söylemini sertleştirirken askerî seçenek vurgusunu da artırıyor. Tahran ise olası bir saldırı durumunda bölgedeki ABD üslerinin hedef alınacağı yönünde tehditlerde bulunarak gerilimi tırmandırıyor.
Tarafların karşılıklı açıklamaları sürerken Ortadoğu’ya ilave Amerikan askerî unsurlarının sevk edildiği bildiriliyor.
Ortadoğu’daki ABD üs ağı
ABD Dış İlişkiler Konseyi verilerine göre ABD’nin Ortadoğu genelinde en az 19 askeri noktası bulunuyor ve bunların sekizi kalıcı nitelik taşıyor.
ABD; Bahreyn, Mısır, Irak, İsrail, Ürdün, Kuveyt, Katar, Suudi Arabistan, Suriye, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde askerî varlık bulunduruyor. Türkiye ve Cibuti’deki büyük üsler de farklı bölgesel komutanlıklara bağlı olsalar da Ortadoğu operasyonlarına destek sağlıyor.
Bahreyn’de yaklaşık 9 bin Amerikan askeri bulunuyor ve ABD Donanması’nın 5’inci Filosu’nun karargâhı burada yer alıyor. Filo, Basra Körfezi’nden Kızıldeniz’e kadar geniş bir deniz alanından sorumlu.
Katar’daki El Udeyd Hava Üssü ise yaklaşık 10 bin askerle bölgedeki en büyük ABD üssü konumunda ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) taktik karargahı olarak görev yapıyor. CENTCOM’un sorumluluk sahası Ortadoğu’nun yanı sıra Orta ve Güney Asya’nın bazı bölgelerini de kapsıyor.
Kuveyt’te Camp Arifjan ABD Kara Kuvvetleri Merkez Komutanlığı’nın ileri karargâhına ev sahipliği yaparken Ali es Salim Hava Üssü ve Camp Buehring de Irak ve Suriye’ye sevk edilen birlikler için kritik merkezler olarak kullanılıyor. Ülkede toplam yaklaşık 13 bin 500 Amerikan askeri konuşlu bulunuyor.
Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki El Dafra Hava Üssü yaklaşık 3 bin 500 Amerikan askerine ev sahipliği yapıyor ve IŞİD’e karşı operasyonlar ile keşif faaliyetlerinde kullanıldı. Irak’ta Ayn el Esed ve Erbil üsleri aktif rol oynarken Suudi Arabistan’da Prens Sultan Hava Üssü Patriot hava savunma sistemleri dahil önemli unsurları barındırıyor.
Ürdün’de Muvaffak Salti Hava Üssü ABD’nin 332’nci Hava Seferi Filosu’na ev sahipliği yaparken ülkede yaklaşık 3 bin 800 Amerikan askeri bulunuyor. Irak’ta 2 bin 500, Suriye’de ise yaklaşık 2 bin Amerikan askeri konuşlu.
Türkiye’de ise en kritik tesislerden biri, Türk Silahlı Kuvvetleri ile ortak kullanılan İncirlik Hava Üssü olarak öne çıkıyor. Bu üste ABD’ye ait nükleer başlıkların bulunduğu yönünde uzun süredir iddialar bulunuyor.
Bölgeye sevk edilen yeni askeri unsurlar
Savunma yetkililerine göre Ortadoğu’da hâlihazırda yaklaşık 40 bin Amerikan askeri bulunuyor. Personelin yaklaşık dörtte biri El Udeyd Üssü’nde konuşlu. İkinci büyük yoğunlaşmanın Bahreyn’deki deniz üssü olduğu değerlendiriliyor.
Trump yönetiminin ikinci döneminin başında bazı deniz unsurları bölgeden çekilmiş olsa da sonrasında yeniden takviye süreci başladı. Bu kapsamda USS Abraham Lincoln uçak gemisinin Güney Çin Denizi’nden ayrılarak Umman Denizi’ne konuşlandırılması dikkat çekti. Uydu görüntülerine göre gemi İran’a yaklaşık 700 kilometre mesafede bulunuyor.
Nükleer tahrikli uçak gemisi; Tomahawk seyir füzeleriyle donatılmış Arleigh Burke sınıfı destroyerler, savaş uçakları filoları, elektronik harp unsurları ve helikopterlerden oluşan güçlü bir taarruz grubuna sahip. Gemide yaklaşık 5 bin 680 personel görev yapıyor.
ABD donanma gücüne ayrıca USS McFaul, USS Mitscher ve Akdeniz’de USS Roosevelt gibi platformlar da katıldı. Şubat ortasında dünyanın en büyük savaş gemisi olan USS Gerald R. Ford’un da bölgeye doğru ilerlediği bildirildi. Açık kaynak verilerine göre Ortadoğu çevresinde en az 12 Amerikan savaş gemisi bulunuyor.
Hava gücü ve elektronik harp takviyesi
Takviyeler yalnızca deniz unsurlarıyla sınırlı kalmadı. ABD Hava Kuvvetleri’ne ait RC-135W Rivet Joint elektronik istihbarat uçaklarının Katar’a indiği tespit edildi. Ürdün’de Muvaffak Salti Üssü’ne bir F-15 filosu konuşlandırıldı.
Buna ek olarak Atlantik üzerinden bölgeye doğru ilerleyen altı adet EA-18G Growler elektronik harp uçağının da sevk edildiği bildirildi. Bu uçaklar hava savunma sistemlerini bastırma ve elektronik destek sağlama kabiliyetiyle biliniyor.
Şubat ortasına kadar F-35 ve F-22 savaş uçakları, KC-135 ve KC-46 tanker uçakları ile E-3 Sentry erken ihbar ve komuta kontrol uçaklarının da Ortadoğu’ya ulaştığı açıklandı. İsrail medyası, İran’ı vurma menzili içinde Amerikan unsurlarının konuşlandırıldığını ileri sürdü. Ayrıca bir THAAD hava savunma bataryasının da bölgeye gönderilmesinin beklendiği belirtildi.
Bölge ülkelerinin üs kullanımına yaklaşımı
Bölgedeki bazı ülkeler, topraklarının İran’a yönelik saldırılar için kullanılmasına karşı mesafeli bir tutum sergiliyor. Birleşik Arap Emirlikleri, İran’a karşı herhangi bir “düşmanca askerî faaliyet” için topraklarının kullanılmasına izin vermeyeceğini açıkladı.
Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman da İran Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşmede Suudi hava sahasının veya topraklarının bu amaçla kullandırılmayacağını teyit etti. Buna karşın ABD’nin Riyad’ı tutumunu değiştirmeye ikna etmeye çalıştığı iddia ediliyor.
Katar, Umman ve Türkiye’nin de Washington nezdinde İran’a karşı askerî harekâta karşı diplomatik girişimlerde bulunduğu belirtildi.
Misilleme riskleri ve bölgesel gerilim
İran, geçen yıl Haziran ayında üç nükleer tesisine yönelik ABD saldırısına karşılık Katar’daki El Udeyd Üssü’nü hedef almıştı.
Saldırının kontrollü şekilde yapıldığı ve Katar’ın önceden bilgilendirildiği belirtilmişti. ABD ve Katar Patriot sistemleriyle balistik füzeleri imha etmişti.
Ortadoğu’daki birçok ABD üssünün İran balistik füze menzili içinde bulunması, olası bir çatışmada risk seviyesini artırıyor. Körfez ülkeleri de daha geniş bir savaşa sürüklenme ihtimali nedeniyle hava sahalarının kullanımına sınırlamalar getirdi.
Yemen’deki Husiler, ABD’nin İran’a saldırması halinde Kızıldeniz’de gemilere yönelik saldırıları yeniden başlatacaklarını duyurdu. Irak’taki İran destekli milis gruplar da Amerikan hedeflerine misilleme tehdidinde bulundu. Bu durum özellikle Irak ve Ürdün’deki ABD üslerini potansiyel hedef haline getiriyor.
Nitekim Ocak 2024’te Ürdün-Irak sınırındaki bir ABD üssüne yönelik İHA saldırısında üç Amerikan askeri hayatını kaybetmiş, 40’tan fazla asker yaralanmıştı.
Tüm bu gelişmeler, ABD-İran geriliminin yalnızca iki ülke arasında değil, Ortadoğu genelinde geniş çaplı bir güvenlik krizine dönüşme potansiyeli taşıdığını ortaya koyuyor.
Kaynak:
Middle East EyeGDH Digital NSosyal hesabını takip edebilirsiniz.
İLGİLİ HABERLER
The Conversation: Dünyada yeni bir emperyal çağ mı başlıyor?
The Hill: Asya'daki “güç oyunu” nasıl şekillenecek?
Arab News: Türkiye'nin Afrika politikasında sert ve yumuşak güç
Trump'ın malikanesine tüfekle giren kişi öldürüldü
Netanyahu “altıgen ittifak” planını açıkladı
İran'ın son Türk hanedanının veliahtından gdh'a özel açıklamalar
DİĞER HABERLER
Arab News: Türkiye'nin Afrika politikasında sert ve yumuşak güç
The New Arab: Oslo'dan günümüze İsrail Batı Şeria'daki ilhakı
The Wall Street Journal: Rejimin çökmesi İran'da nasıl bir tablo ortaya çıkarır?
Newsweek: ABD, İran'da nasıl bir askeri senaryo hazırladı?
TIME: Trump'ın “Gazze Barış Kurulu” ve küresel düzene etkisi
Eurasia Review: Rusya-Ukrayna müzakereleri sonuca ulaşacak mı?
Axios: ABD ve İran büyük bir savaşa doğru ilerliyor
Middle East Monitor: Gazze nasıl ölüm laboratuvarına dönüştürüldü?
National Security Journal: Avrupa kendi Monroe Doktrini'ni mi ilan edecek?
Asia Times: Trump'ın İran yaklaşımı blöf mü savaş hazırlığı mı?


