Middle East Eye: İsrail ve ABD, İran'daki protestoları nasıl kullanıyor?
Filistin'deki soykırıma sessiz kalan Batı medyası, İran protestolarını neden sahipleniyor? İran'da yaşanan protestolar, ABD ve İsrail istihbaratının faaliyet alanına mı dönüştü?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 15.01.2026 - 01:14
İngiltere merkezli yayın organlarından Middle East Eye'de, İran'da devam eden protestolara dair ABD ve İsrail'in izlediği stratejinin ve Batı medyasının yaklaşımının değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.
İran'da özellikle orta gelir ve işçi kesimlerinin ekonomik zorluklar nedeniyle haklı bir protesto sürecine başladığına dikkat çekilen analizde, ancak sürecin uzaması ile birlikte protestoların ABD ve İsrail istihbaratının faaliyet alanına dönüşmeye başladığı tespştş yapıldı.
Analizde ayrıca; İsrail'de yaşanan soykırımı yıllardır görmeyen Batı medyasının İran'daki protestolar konusundaki ikiyüzlü tutumuna dair değerlendirmelere yer verildi.
İşte Middle East Eye'de yayınlanan analiz:
Geçen yılın sonlarında İran genelinde protestolar patlak verdiğinden bu yana çok sayıda protestocu ve İran güvenlik gücü mensubu hayatını kaybetti.
Şu anda da İran'da önemli bir protesto dalgası başladı ve ölü sayısının giderek yükseldiği belirtiliyor. Ancak bu verilerin çoğu kesinlikle batı kaynaklı kurumlardan geliyor.
Özellikle BBC Farsça, bu protestoların boyutunu abartmak için ciddi bir misyon üstlenmiş görünüyor.
Ajans, özellikle İsrail'in müttefiki olan Reza Pehlevi'nin talimatlarını uygulamayı reddeden İran nüfusunun önemli bir bölümünü sistematik olarak görmezden geliyor.
Çok sayıda Batı yayın kurumu gibi, BBC Farsça'nın da İran protestolarına yönelik haberciliği, İsrail'in Filistin'de işlediği soykırımı patolojik bir şekilde görmezden gelme politikasıyla derin bir şekilde iç içe geçmiş görünüyor.
İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, devam eden protestoların, devlete karşı meşru ekonomik şikayetleri olanlarla, rejim değişikliği ve İran'ın parçalanması gibi diğer amaçları desteklemek için hareketi kullananlar arasında bir ayrım yapılması gerektiğini belirtti.
Her açıdan bakıldığında, bu yeni protesto dalgası öncelikle gerçek ve haklı nedenlerle başlamış ancak protestolar uzadıkça büyük ölçüde manipüle edilmiş olarak görünüyor.
Krizin dinamikleri
İlk olarak, protestolar İran'ın on yıllardır yaşadığı derin ekonomik krizden kaynaklanıyor.
Bu ekonomik sorunlar, devlet kurumlarındaki yolsuzluk ve ekonomi yönetiminin yetersizliği ile ABD ve diğer ülkeler tarafından uygulanan ağır dış yaptırımlar gibi, birbirini tamamlayan iki faktöre bağlı.
Aynı zamanda, bu kriz, giderek İsrail ve ABD tarafından yönlendirilen yapay bir dikkat dağıtma çabasına dönüşüyor.
İki ülke; bir kez daha, küresel dikkatleri İran'a çekerek, gözleri Gazze'de hala devam eden soykırımdan uzaklaştırmak istiyorlar.
İranlılar, şüphesiz olarak ekonomik ve siyasi koşulları protesto etmek için her türlü hakka ve nedene sahipler. Zira; yoksullaşan ve neredeyse yok olan orta sınıfın yanı sıra, işçi sınıfı da akıl almaz yoksulluk altında hayat mücadelesi veriyor.
Ancak İsrail'in bugün İran'a odaklanması birçok faktörden kaynaklanıyor.
Her şeyden önce, bu bir dikkat dağıtma taktiği, küresel dikkatin İsrail'in Filistinlilere yönelik devam eden soykırımından ve devletin işgal altındaki Batı Şeria'daki sistematik olarak uyguladığı işgal statejisinden uzaklaştırılmasını amaçlanıyor.
Tel Aviv, bölgede ne kadar çok kaos ve kargaşa yaratırsa, dünyanın Gazze soykırımını o kadar çabuk unutacağını ve başka konulara geçeceğini düşünüyor.
İkinci ve bununla bağlantılı hedef ise, İran'ın Lübnan ve Suriye gibi diğer bölge ülkeleri için İsrail'in planladığı gibi daha küçük etnik devletlere bölünmesidir.
Tel Aviv, tüm bölgeyi kendi imajına, yani bir garnizon devletine dönüştürmek istiyor. Nitekim “Somaliland”ı kötü niyetle tanıması da bu senaryonun bir parçası.
İran'ın nükleer programına dair aldatıcı bilgiler de bu plan doğrultusunda kullanılmaya devam ediliyor. Zira İran ile Obama yönetimi arasında hazırlanan nükleer uzlaşı süreci, Netanyahu'nun baskısı ile Trump yönetimi tarafından iptal edildi.
İsrail, ABD içindeki beşinci kolu olan Aipac aracılığıyla, bu anlaşmaya sürekli olarak karşı çıktı ve Trump, göreve gelir gelmez bu anlaşmayı hızla feshetti.
Rejim hayatta kalabilecek mi?
İran devleti şu anda hayatta kalma mücadelesi veriyor. Ancak, ülkenin tarihine bakıldığında, bir krizden diğerine geçmek İran'ın DNA'sında var.
Haziran ayında ABD ve İsrail'in İran'ın nükleer tesislerine düzenlediği saldırıların ardından, devlet bu protestolara acımasızca müdahale edecek ve savaşı ABD'nin bölgesel üslerine ve doğrudan İsrail'e taşımaktan çekinmeyecektir.
Bu bağlamda ilk saldırıya verilecek olan karşılık, senaryoyu aniden ve kökten değiştirecektir.
Bu arada, protestolar kör bir öfkeyle devam ediyor gibi görünüyor.
BBC ve Wall Street Journal gibi batı medyası, “İsrail dostu” Pehlevi için bir halk tabanı oluşturmaya çalışmaya devam ederken, İran devleti Trump'ın tehdit ettiği gibi ABD'nin, İsrail'in veya her ikisinin birden saldırısını bekliyor.
Sonuç olarak; ayaklanma gerçek ve meşru nedenlerle başlamış olsa da, gelinen noktada ABD ve İsrail'in süreci ele geçirmeye başladığı görülüyor.
Kaynak:
Middle East EyeİLGİLİ HABERLER
The Conversation: Dünyada yeni bir emperyal çağ mı başlıyor?
The Quincy Institute: Trump savaşları bitirebilecek mi?
The Hill: Asya'daki “güç oyunu” nasıl şekillenecek?
Trump’tan İran açıklaması: İdam planı yok, ölümler durdu
Real Clear Defence: Avrupa'nın stratejik kör noktası Grönland
Trump 75 ülkenin vize işlemini askıya alıyor!
DİĞER HABERLER
Real Clear Defence: Avrupa'nın stratejik kör noktası Grönland
The New Arab: ABD ve İsrail'in İran saldırısı kaçınılmaz mı?
American Enterprise Insitute: Liberal küresel düzen çöktü
Politico: Avrupa'ya lider aranıyor
Geopolitical Futures: Grönland neden çok önemli?
Arab News: Suudi-Türk yakınlaşması bölgesel dengeleri değiştiriyor
The Atlantic: Trump'ın yeni hedefi İran mı olacak?
Gulf State Analytics: Netanyahu için tek kurtuluş İran savaşı mı?
Center for Strategic and International Studies: Trump'ın Grönland ısrarının arka planında ne var?
National Security Journal: İran'ı neler bekliyor?


