Middle East Monitor: İsrail Türkiye'yi neden tehlike olarak görüyor?
Türkiye pragmatik stratejileri ile giderek daha merkezi bir aktör haline geliyor! Peki İsrail, Türkiye'yi neden büyük bir rakip ve “tehlike” olarak görüyor?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 24.02.2026 - 02:06
İngiltere merkezli önemli yayın organlrından Middle East Monitor'de, İsrail'in özellikle son dönemde Türkiye'ye karşı izlediği stratejinin ve geleceğe dair endişelerinin arka planına dair değerlendirmelerin yapıldığı bir analiz yayınlandı.
İsrail'in Türkiye'yi, İran'ın aksine daha pragmatik ve uluslararası sisteme entegre olan güçlü bir ülke olarak gördüğüne dikkat çekilen analizde, özellikle Türkiye-Katar eksenine Pakistan’ın nükleer kapasitesinin eklenmesiyle ortaya çıkabilecek yeni bir güç dengesinin İsrail'i giderek daha fazla rahatsız ettiği tespiti yapıldı.
Analizde ayrıca; Türkiye'nin müslüman aleminde büyük karşılık bulması, G20 ve NATO gibi uluslararası sistemlerin içerisinde olması ve Osmanlı mirası gibi etkileri nedeniyle bölgede giderek daha merkezi bir aktör haline geldiği belirtildi.
İşte Middle East Monitor'de yayınlanan analiz:
İsrailli elitlere göre; eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett’in, Türkiye’nin Katar desteğiyle İsrail için başlıca stratejik tehdit haline geldiğini söylemesi, artık sıradan bir siyasi uyarıdan çok daha fazlasını ifade ediyor.
Bu açıklama, İsrail güvenlik çevrelerinde giderek güçlenen daha geniş bir kaygının yansıması niteliğinde. İsrail, tarihsel anlamı da olan yeni bir rekabet dönemine giriyor olabilir.
Ancak bu kez karşısındaki aktör yalnızca ideolojik değil, aynı zamanda ekonomik, askeri ve diplomatik kapasitesi yüksek bir güç.
On yıllar boyunca İsrail’in güvenlik gündemi İran ve onun Şii ekseni tarafından şekillendirildi. İran’ın nükleer programı, Hizbullah’ın füze kapasitesi ve Suriye ile Lübnan’daki örtülü savaşlar Tel Aviv’in stratejik hesaplarının merkezinde yer aldı.
Ancak Bennett’in sözleri, yeni bir eksen ihtimaline işaret ediyor: NATO üyesi, küresel ekonomik entegrasyonu güçlü ve bölgesel iddiaları bulunan Türkiye’nin, İran’ın kurduğu Şii ekseninden daha etkili olabilecek bir jeopolitik güç ettiği düşüncesi.
Türk dış politikası üzerine çalışan uzmanlara göre Türkiye’nin ideoloji ile pragmatizmi aynı anda kullanabilmesi, onu hem güvenilir hem de öngörülmesi zor bir aktör haline getiriyor.
Yeni eksenin dinamikleri
İsrailli stratejistlerin perspektifinde mesele yalnızca Türkiye değil, Türkiye ile Katar’ın birlikte oluşturduğu etki alanı. Suriye ve Gazze’de artan nüfuz, hatta Suudi Arabistan’ın İsrail ile yakınlaşma sürecinden uzaklaştırılabileceğine dair iddialar, Tel Aviv’deki tehdit algısını derinleştiriyor.
En kötü senaryo ise, Türkiye-Katar eksenine Pakistan’ın nükleer kapasitesinin eklenmesiyle ortaya çıkabilecek yeni bir güç dengesi olarak değerlendiriliyor.
Bazı Batılı analizlere göre, Türkiye’nin Suudi Arabistan ile ilişkilerini güçlendirmesi veya Pakistan ile stratejik iş birliğini derinleştirmesi halinde bölgesel güç haritası hızla değişebilir. Bu durumda tehdit yalnızca İran kaynaklı füze kapasitesi olmaktan çıkarak, nükleer yetenekle bağlantılı daha geniş bir Sünni jeopolitik alan haline gelebilir.
Ekonomik rekabet ve yaptırım boyutu
Türkiye-İsrail gerilimi yalnızca askeri veya ideolojik değil, aynı zamanda ekonomik bir boyut da taşıyor.
Türkiye’nin 2024 yılında İsrail ile ticareti tamamen durdurması ve daha önce belirli ürün gruplarına getirilen kısıtlamaları genişletmesi, Tel Aviv açısından önemli bir stratejik mesaj olarak yorumlandı.
İsrail yönetimi bu adımı Ankara’nın Hamas’a verdiği destekle ilişkilendirirken, İsrailli yorumcular Türkiye’nin ekonomik gücünü siyasi araç olarak kullanma iradesine dikkat çekti.
G20 üyesi bir ekonomi olan Türkiye’nin Avrupa, Orta Doğu ve Asya ile ticari bağları düşünüldüğünde, bu tür ekonomik baskı araçlarının İsrail tarafından ciddiye alınması gerektiği yönünde değerlendirmeler yapılıyor.
Analistlere göre bu durum, Türkiye’nin yalnızca askeri değil ekonomik kapasite açısından da göz ardı edilemeyecek bir aktör olduğunu hatırlatan bir gelişme niteliği taşıyor.
Tarihsel hafıza ve Osmanlı mirası
Rekabetin önemli boyutlarından biri de tarihsel psikoloji. Filistin topraklarının 1917’ye kadar Osmanlı yönetiminde bulunmuş olması, Türkiye’nin bölgedeki söylemine farklı bir meşruiyet zemini kazandırıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmalarında Osmanlı referanslarını sık kullanması ve Türkiye’yi Müslüman coğrafyanın koruyucusu olarak konumlandırması, İsrail’de dikkatle izleniyor.
Uzmanlara göre Türkiye’nin bölgedeki tarihsel ve kültürel bağları, İran’dan farklı olarak Arap dünyasında daha geniş bir kabul potansiyeli yaratıyor. İran devrimci ideolojiyle sınırlı bir etki üretirken, Türkiye’nin Osmanlı geçmişi söylemsel gücünü artırıyor ve bu da İsrail’deki tehdit algısını besleyen faktörlerden biri haline geliyor.
Son tahlilde İsrail açısından Türkiye, hem tehlikeli hem de sistemin içinde yer alan bir güç olarak değerlendiriliyor. Zira; İran yaptırımlarla sınırlanmış bir rakipken, Türkiye pragmatik politikalar izleyen ve küresel ticaret ağlarının merkezinde bulunan bir ülke konumunda.
Bu durum, Orta Doğu’nun yeni bir rekabet döngüsüne girme ihtimalini artırırken, Türkiye’nin bölgesel dengelerde giderek daha merkezi bir aktör haline geldiğini de gösteriyor.
Kaynak:
Middle East MonitorİLGİLİ HABERLER
The Conversation: Dünyada yeni bir emperyal çağ mı başlıyor?
The Hill: Asya'daki “güç oyunu” nasıl şekillenecek?
İran’da siber operasyon: 50 bin kişiye "Trump" mesajı gönderildi
Foreign Affairs: Trump ABD'nin gücünü nasıl otokrasiye dönüştürüyor?
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan tarihi mesajlar: "Dünyada Türkiye rüzgarı esiyor"
19 ülkeden İsrail’e ortak ilhak resti: Hukuka aykırı kararları derhal geri alın!
DİĞER HABERLER
Foreign Affairs: Trump ABD'nin gücünü nasıl otokrasiye dönüştürüyor?
Arab News: Türkiye'nin Afrika politikasında sert ve yumuşak güç
Middle East Eye: ABD'nin Ortadoğu'daki askeri varlığı ve transferler
The New Arab: Oslo'dan günümüze İsrail Batı Şeria'daki ilhakı
The Wall Street Journal: Rejimin çökmesi İran'da nasıl bir tablo ortaya çıkarır?
Newsweek: ABD, İran'da nasıl bir askeri senaryo hazırladı?
TIME: Trump'ın “Gazze Barış Kurulu” ve küresel düzene etkisi
Eurasia Review: Rusya-Ukrayna müzakereleri sonuca ulaşacak mı?
Axios: ABD ve İran büyük bir savaşa doğru ilerliyor
Middle East Monitor: Gazze nasıl ölüm laboratuvarına dönüştürüldü?


