Politico: İran krizi Avrupa'da bölünmüşlüğü tırmandırıyor!
Ukrayna Savaşı'nın ardından Avrupa şimdi de İran Savaşı'nda stratejik açmaz içerisinde. İran krizi Avrupa'da bölünmüşlüğü nasıl tırmandırdı?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 04.03.2026 - 04:41
Brüksel merkezli önemli yayın organlarından Politico'da, İran savaşının ardından Avrupa içerisinde, ortak eylem mekanizmalarının yaşadığı krize dair gelişmelerin değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.
Ukrayna Savaşı'nın ardından Avrupa'nın şimdi de İran Savaşı'nda stratejik bir açmaz içerisine girdiği tespiti yapılan analizde, ülkelerin farklı stratejik yaklaşımları nedeniyle, Avrupa'daki bölünmüşlüğün giderek daha fazla tırmandığı belirtildi.
Analizde ayrıca; savaşın uzaması durumunda birliğin ortak hareket etme kabiliyetinin nasıl şekillenebileceği ve olası adımlarına dari değerlendirmelere yer verildi.
İşte Politico'da yayınlanan analiz:
İran’la çatışmanın derinleşmesi ve AB’nin 27 dışişleri bakanının ortak bir bildiri üzerinde görüş ayrılığı yaşamasının ardından Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa yetkililerini acil bir toplantıya çağıracak.
Orta Doğu’ya füzeler yağarken ve Kıbrıs’a yönelik tehdit endişeleri artarken AB kriz moduna geçti; pazar günü acil oturumlar düzenledi ve olağanüstü toplantılar planladı. Ancak Birlik, bölgede sınırlı etki kapasitesine sahip olduğu bir coğrafyada tutarlı bir dış politika yanıtı üretmekte zorlanıyor.
Üstelik içeride ve dışarıda birden fazla cephede meydan okumalarla karşı karşıya.
Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık’tan oluşan “E3” liderlerinin pazar gecesi AB’nin saatler önce yayımladığı metinden çok daha sert bir açıklama yapması, daha geniş bir eğilimi ortaya koyuyor: Ukrayna’daki savaş ve Donald Trump döneminde yeniden artan transatlantik gerilimler gibi küresel krizler çoğalırken, AB tek sesle konuşmakta zorlanıyor.
Letonya Dışişleri Bakanı Baiba Braze, AB’nin önceliğinin “sivillerin korunmasını ve gerilimin düşürülmesini sağlamak, İran halkının iradesini ifade edebilmesini temin etmek; aynı zamanda Ukrayna’ya sarsılmaz desteği sürdürmek ve Rusya üzerindeki baskıyı devam ettirmek” olduğunu söyledi.
Von der Leyen’in Brüksel’de düzenleyeceği güvenlik odaklı acil toplantı, Kıbrıs’ta planlanan Avrupa işleri bakanları toplantısıyla aynı zamana denk geliyor.
Bu gelişmeler, ABD ve İsrail’in İran şehirlerine yönelik iki gün süren yoğun bombardımanının ardından geldi. Rejimi devirmeyi amaçlayan hava saldırılarında İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney hayatını kaybetti; Tahran yönetimi ise Orta Doğu genelinde karşı saldırılar başlattı.
Bir Avrupa Komisyonu yetkilisine göre, bölgeye en yakın AB ülkesi olan Kıbrıs’a yönelik saldırı riski “yüksek”. AB Konseyi dönem başkanlığını da yürüten Kıbrıs, salı günü Entegre Siyasi Kriz Müdahale toplantısı çağrısı yaptı. Bu format daha önce Covid-19, göç krizi ve Ukrayna savaşı sırasında da kullanılmıştı.
AB dışişleri bakanları ile Körfez ülkeleri dışişleri bakanları arasında da bu hafta bir toplantı organize ediliyor.
Uluslararası hukuk tartışması
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, İran’ın füze ve İHA kapasitesini kaynağında yok etmek için “gerekli ve orantılı savunma adımlarını” atabileceklerini belirtti ve bu konuda ABD ve bölgesel müttefiklerle çalışacaklarını açıkladı.
Bundan kısa süre önce AB, 27 dışişleri bakanının iki buçuk saatlik video konferansının ardından dikkatle dengelenmiş bir bildiri yayımladı. Bildiride “uluslararası hukuka tam saygı” çağrısı yapıldı, İran’a füze programını durdurma çağrısında bulunuldu, bölgesel güvenliğin yeniden tesis edilmesi gerektiği vurgulandı ve İran halkının “temel özgürlüklerine” destek ifade edildi.
Ancak “uluslararası hukuk” ifadesinin Trump yönetimi ve İsrail hükümetine yönelik bir eleştiri olarak algılanıp algılanmayacağı tartışma yarattı. Avrupa başkentleri bu konuda kamuoyu önünde de bölünmüş durumda.
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, ABD-İsrail saldırılarını kınayarak bunun “daha belirsiz ve daha düşmanca bir uluslararası düzen” yaratabileceğini söyledi. Almanya Başbakanı Merz ise “müttefiklerimize ders verme zamanı değil” diyerek hedeflerde büyük ölçüde mutabık olduklarını ancak bunları tek başlarına gerçekleştiremediklerini belirtti.
Sonuçta tüm ülkeler ortak bildiriyi onayladı ve AB, çatışmadan etkilenen vatandaşlarını korumak için “gerekli tüm adımları” atacağını duyurdu.
Ancak pazar günü büyükelçiler düzeyinde uzlaşı sağlanamamış, Macaristan’ın metne onay vermediği belirtilmişti. Budapeşte, Ukrayna’ya destek ve Rus petrolünü Orta Avrupa’ya taşıyan bir boru hattı meselesini gündeme getirerek farklı bir gündem açtı.
Bölgesel yangın ve Avrupa’nın kırılganlığı
Cumartesi günü başlayan saldırılardan bu yana Orta Doğu genelinde patlamalar yaşanıyor. İran, Bahreyn, Irak, Ürdün, Kuveyt, Umman, Katar, Suudi Arabistan ve BAE’deki ABD askeri üslerini hedef aldı.
Dubai’de lüks bir otel vurulurken, Bahreyn’de bir ABD deniz üssüne füze isabet etti. Üç Amerikan askeri hayatını kaybetti. Trump, operasyonun yaklaşık dört hafta ya da daha kısa sürebileceğini söyledi.
AB büyükelçileri, krizin bölgedeki Avrupalıların güvenliğine etkisini ve çatışmaların sürmesi halinde Birlik açısından doğuracağı sonuçları ele aldı. Özellikle Hürmüz Boğazı’nın kapanması ihtimali üzerinde duruldu. Dünya petrolünün yüzde 20’sinin geçtiği bu kritik geçit, enerji arzı ve ticaret açısından hayati önemde.
Kıbrıs’a yönelik füze atıldığı yönündeki haberler ise Lefkoşa tarafından yalanlandı.
Avrupa’nın stratejik açmazı
Bu tablo, AB’nin kronik bir sorununu yeniden gözler önüne seriyor: Jeopolitik krizler karşısında refleks var, fakat stratejik birlik zayıf.
E3 ülkeleri daha sert ve askeri opsiyona açık bir dil kullanırken, AB kurumsal yapısı daha dengeli ve hukuki çerçeveye vurgu yapan bir pozisyon aldı. Bu durum, Birliğin “jeopolitik aktör” olma iddiası ile üye devletlerin ulusal öncelikleri arasındaki gerilimi ortaya koyuyor.
İkinci kritik başlık enerji güvenliği. Hürmüz Boğazı’nın kapanması, zaten Ukrayna savaşı sonrası enerji arzını çeşitlendirmeye çalışan Avrupa için yeni bir şok anlamına gelir. Bu nedenle AB’nin İran krizine yaklaşımı yalnızca normatif değil, aynı zamanda sert jeoekonomik hesaplara dayanıyor.
Üçüncü olarak, transatlantik denklem yeniden sınanıyor.
Trump liderliğindeki Washington’un agresif çizgisi karşısında Avrupa’nın ne ölçüde hizalanacağı ya da mesafe koyacağı sorusu, AB içindeki fay hatlarını derinleştiriyor.
Sonuç olarak bu kriz, yalnızca İran rejiminin kaderini değil, Avrupa’nın küresel rol iddiasının da sınavını temsil ediyor. Eğer AB, ortak ve tutarlı bir strateji geliştiremezse, Orta Doğu’daki gelişmelerin pasif izleyicisi olmaya devam edecek ve kararları şekillendiren değil, sonuçlarına uyum sağlayan bir aktör konumunda kalacaktır.
Kaynak:
PoliticoİLGİLİ HABERLER
The Conversation: Dünyada yeni bir emperyal çağ mı başlıyor?
The Hill: Asya'daki “güç oyunu” nasıl şekillenecek?
Versant Media: Trump'ın İran planı başarısız mı olacak?
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 86 milyonun güvenliği için temkinli olacağız
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: İran'ın stratejisi son derece yanlış
Uzmanlar Meclisi kararını verdi: Hamaney'in oğlu İran'da yeni dini lider seçildi!
DİĞER HABERLER
Versant Media: Trump'ın İran planı başarısız mı olacak?
Asia Times: ABD, İran rejimini değiştirme hedefine ulaşabilecek mi?
ABD'nin Ortadoğu'daki askeri üsleri ve merak edilenler
The New Arab: Trump ve Netanyahu Orta Doğu'yu nasıl ateşe verdi?
Arab Center DC: İran, bölge ülkelerini hedef alarak neyi hedefliyor?
The Defense Post: Türk savunma sanayisi güç dengelerini yeniden şekillendiriyor!
Responsible Statecraft: İsrail'in teoloji üzerinden işgal inşaası
Al Jazeera: İran ordusu ABD-İsrail savaşına hazır mı?
Newsweek: ABD Venezula'daki başarısını İran'da neden tekrarlayamaz?
Yeni dünya düzeninde “Avrupa yapısı” yok mu olacak?


