Sosyal medyadaki sağlık yalanlarının en büyük hedefi ve mağduru kadınlar

Yapılan istatistiksel çalışmalar; sosyal medyada hızla yayılan bilim dışı bilgilerin, sahte tedavi yöntemlerinin ve "wellness" (sağlıklı yaşam) adı altında pazarlanan trendlerin en büyük hedef kitlesinin ve mağdurunun kadınlar olduğunu ortaya koyuyor.

0:00

--:--

Son Güncelleme: 06.06.2026 - 09:43

NSosyal Logo
Sosyal medyadaki sağlık yalanlarının en büyük hedefi ve mağduru kadınlar
  • Genç kadınların yüzde 92,4’ü sosyal medyada algoritmalar nedeniyle tesadüfi olarak sağlık iddialarıyla karşılaşıyor.
  • Kadınların yüzde 65,5’i sağlık sorunlarına çözüm bulmak için sosyal medyayı doğrudan arama motoru gibi kullanıyor.
  • Türkiye’de sağlık içerikli sosyal medya hesaplarındaki diyet ve detoks kürlerini uygulayanların yüzde 65’ini kadınlar oluşturuyor.
  • Yanlış iddialar nedeniyle çikolata kisti hastası kadınların yüzde 50'den fazlası asla anne olamayacağı karamsarlığına kapılıyor.

Türkiye Gazetesi’nin haberine göre, yapılan istatistiksel çalışmalar; sosyal medyada hızla yayılan bilim dışı bilgilerin, sahte tedavi yöntemlerinin ve "wellness" (sağlıklı yaşam) adı altında pazarlanan trendlerin en büyük hedef kitlesinin ve mağdurunun kadınlar olduğunu ortaya koyuyor. Uzmanlar, kadınların hem dünyada hem de Türkiye’de ailesi ve kendisiyle ilgili tıp ve sağlık kararlarının yaklaşık yüzde 80’ini veren grup olduğuna dikkat çekerek toplum sağlığının ciddi bir tehdit altında olduğu uyarısını yapıyor.

Gebelik ve lohusalık döneminde bilgi kirliliği zirve yapıyor

Türk Alman Jinekoloji Eğitim Araştırma ve Hizmet Vakfı (TAJEV) tarafından Van’da düzenlenen “Kadın Sağlığına Güncel Yaklaşımlar Sempozyumu” öncesindeki basın toplantısında, dijital dezenformasyonun boyutları göz önüne serildi. TAJEV Vakfı Başkanı Prof. Dr. Cihat Ünlü, özellikle gebelik ve lohusalık döneminde bilgi ihtiyacı artan kadınların erkeklere kıyasla çok daha fazla hedef alındığını belirtti.

Kadınların sosyal medyada "aşırı aşı karşıtlığı", "bitkisel kürlerle doğumu kolaylaştırma" veya "bebek beslenmesinde bilim dışı katı gıda trendleri" gibi tehlikeli içeriklere maruz kaldığını aktaran Ünlü, bu yanlış yönlendirmelerin kadınların anne olma umutlarını bile ellerinden alabildiğini vurguladı.

Aşılar hakkındaki alüminyum söylentileri gerçeği yansıtmıyor

Türk Derneği ile Ortadoğu ve Akdeniz Jinekolojik Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Faruk Köse, sosyal medyadaki bilgi kirliliğinin özellikle HPV aşısı ve gebelikte yapılan şeker yükleme testi konularında toplumda ciddi kafa karışıklığı yarattığına dikkat çekti. Vatandaşları bilimsel kaynaklara güvenmeye çağıran Köse, HPV aşısının güvenilirliği konusunda dünya genelinde 25 yılı aşkın bir bilimsel deneyim bulunduğunu hatırlattı.

Aşıların içindeki alüminyum oranına yönelik asılsız iddialara değinen Prof. Dr. Faruk Köse, şu çarpıcı karşılaştırmayı yaptı:

"Aşıların içinde alüminyum olduğu söyleniyor. Oysa aşıda 0,1 oranında alüminyum varsa her gün yiyeceklerimizi sardığımız alüminyum folyolardan aşılarda bulunanın 10 kat daha fazlasını vücudumuza alıyoruz ve çocuklarımıza yediriyoruz. Bu tür söylentiler yüzünden dünya çapında gurur kaynağı olan yüzde 98 oranındaki aşılamada çok gerilere düştük."

Yapay zekaya bakarak kendi kendine teşhis koymak tehlikeli

Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Üstün, internet dünyasındaki tıklanma rekorlarının sağlık alanında olduğunu belirterek son dönemin en büyük problemlerinden birinin ChatGPT gibi yapay zeka araçlarına bakarak kendi kendine teşhis koymak olduğunu söyledi. Tıpta "hastalık yoktur, hasta vardır" ilkesinin geçerli olduğunu ve dünyanın bireyselleştirilmiş tıp dönemine girdiğini ifade eden Üstün, genelleme yapan bir teknolojiyle teşhis koymanın son derece tehlikeli olduğunu belirtti. Prof. Dr. Üstün, "Bu teknolojiyi doktora gelirken ona soracağınız soruları çıkarmak için kullanın ancak kendi kendinize teşhis koymayın" uyarısında bulundu.

Teknolojinin tıp alanındaki doğruluğu üzerine 2025 yılında Kanada’daki University of Waterloo araştırmacıları tarafından yapılan bir çalışma da bu tehlikeyi doğrular nitelikte. ChatGPT-4o’ya gerçek hasta sorularına benzetilen açık uçlu teşhis soruları yöneltildiğinde, verilen cevapların yalnızca yüzde 37’sinin doğru çıktığı, yaklaşık üçte ikisinin ise yanlış veya belirsiz olduğu saptandı. Araştırmacılar, yapay zekada yanlış bilgilendirme riskinin hâlâ çok yüksek olduğunu raporladı.

Güzelleşmek uğruna sürülen hormon jelleri meme kanserini tetikliyor

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Özlem Pata ise son dönemde kadınlar arasında yayılan korkutucu bir kozmetik akımına dikkat çekti. Normal şartlarda menopoz dönemindeki uygun hastalara kalp ve kemik sağlığını korumak amacıyla reçete edilen östrojen jellerinin, kadınlar tarafından kozmetik amaçlarla yüz ve dekolte bölgesine sürülmeye başlandığını belirten Pata, bu durumun meme kanseri riskini ciddi oranda artırabileceğini söyledi.

Yüze sürülen östrojen hormonunun deriden emilerek doğrudan kana karıştığını ve vücudun tüm hormon dengesini bozduğunu ifade eden Prof. Dr. Özlem Pata, tehlikenin boyutunu şu sözlerle aktardı:

"Bu ürünler tıbbi üründür, kadın doğum doktorlarının kontrolünde bacak ve ön kol içine sürülerek kullanılabilir. Ancak kozmetik amaçlarla göğüs bölgesine yakın sürüldüğünde özellikle yüksek dozlu ve kontrolsüz kullanımlar, meme kanseri başta olmak üzere östrojen duyarlı durumlar için risk faktörü oluşturabilir. Üstelik ülkemizde merdiven altında 'bioeşdeğer ürün' tanımlamasıyla üretilen ve sosyal medya aracılığı ile pazarlanan bu ürünlerin içinde ne kadar etken madde olduğu bilinmiyor. Bu yönüyle de kadın sağlığını tehdit ediyor."

Kaynak:

GDH Haber

GDH Digital'i sosyal medyadan takip edin!

Loading Spinner