31°
PodcastArşivGaleri

GDH TV

text
text

Ana Sayfa

Gündem

Dünya

Ekonomi

Savunma

Bilim & Teknoloji

Kültür & Sanat

Spor

Sağlık

Yazarlar

Tarih

Yaşam

İnfografik

Canlı Gelişmeler

Eğitim

‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌

GDH, dünya gündemini yakından takip eden haber platformu.

Gizlilik politikamızı okuyun.

Ana SayfaCanlı GelişmelerHava DurumuGazete ManşetleriİnfografikPodcastGaleriGündemDünyaYerel Haberler
EkonomiSavunmaBilim & TeknolojiSporKültür & SanatTarihSağlıkYaşamEğitimYazarlar
Cuma HutbeleriDeprem HaritasıSeçim
Hakkımızdaİletişim BilgileriKünyeReklam ve İş BirliğiBize Haber GönderGizlilik PolitikasıKullanım KoşullarıÇerez PolitikasıSosyal MedyaKariyer
© 2026 gdh.digital
Bizi Takip Edin:
HEMEN İNDİR
App Store
HEMEN İNDİR
Google Play
31°
PodcastArşivGaleri

GDH TV

text
text

Ana Sayfa

Gündem

Dünya

Ekonomi

Savunma

Bilim & Teknoloji

Kültür & Sanat

Spor

Sağlık

Yazarlar

Tarih

Yaşam

İnfografik

Canlı Gelişmeler

Eğitim

‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
‌
  • GDH
  • Yazarlar
  • Şafak Altun
  • Hani yapay zeka işimizi elimizden alacaktı?
Şafak Altun
Şafak Altun

[email protected]

Sosyal Medya Hesapları:

Sosyal Medya Hesapları:

Hani yapay zeka işimizi elimizden alacaktı?

Yapay zekanın insanı işsiz bırakacağını iddia eden o popüler kehanet, bizzat yapay zekayı üreten dev şirket tarafından milyon dolarlık bir istihdam kapısıyla çürütülüyor. Çünkü mesele hiçbir zaman "insanın yok edilmesi" olmadı; mesele her zaman "işin evrilmesiydi".

0:00

--:--

Son Güncelleme: 26 Haziran 2026 Cuma - 10:53 | GDH Haber

editor avatar
Şafak Altun

Yazar

Abone Ol

Google News Logo
NSosyal Logo
NSosyal Logo

Sabah kahvenizi yudumlarken akıllı telefonunuzun ekranına düşen o malum haber başlıklarına mutlaka denk gelmişsinizdir: "Yapay zeka şu kadar mesleği yok edecek", "Makineler insan emeğinin yerini alıyor". Küresel bir histeriye dönüşen bu panik dalgası, insanlığı kolektif bir kaygı çukuruna sürüklüyor. Oysa modern iş dünyasının kalbinden gelen son bir gelişme, bu korku imparatorluğunun ne kadar temelsiz olduğunu ve sorduğumuz o meşhur sorunun ne kadar gereksiz olduğunu yüzümüze vuruyor.

Yapay zeka dünyasının devlerinden Anthropic, "Claude Corps" adını verdiği sarsıcı bir kariyer programı başlattı. Detaylar tam anlamıyla ezber bozan cinsten: Şirket, yapay zekayı gerçek dünya problemlerine entegre edecek binlerce genci eğitmek için 150 milyon dolarlık devasa bir bütçe ayırdı. En çarpıcı kısım ise şu: Hiçbir teknik geçmiş veya deneyim şartı aranmıyor ve programa kabul edilen gençlere yıllık 85 bin dolar maaş veriliyor.

Yapay zekanın insanı işsiz bırakacağını iddia eden o popüler kehanet, bizzat yapay zekayı üreten dev şirket tarafından milyon dolarlık bir istihdam kapısıyla çürütülüyor. Çünkü mesele hiçbir zaman "insanın yok edilmesi" olmadı; mesele her zaman "işin evrilmesiydi". Bu yüzden "Yapay zeka işimizi elimizden alacak mı?" sorusu, bugünün dünyasında tamamen zaman aşımına uğramış, beyhude bir sorudur.

Sokrates’ten balyozlu işçilere: Yenilikten neden korkarız?

İnsanlık, tarihi boyunca kendi hayatını kolaylaştıracak her radikal yeniliğe ilk önce düşmanca yaklaştı. Bu direnç, sadece ekonomik kaygılardan değil, insan psikolojisinin bilinmeyene duyduğu o ilkel korkudan beslenir.

Felsefe tarihinin en büyük ironilerinden biri Sokrates’e aittir. Platon’un Phaedrus diyaloğunda aktardığına göre Sokrates, yazının icadına şiddetle karşı çıkmıştı. Yazının insan hafızasını körelteceğini, insanları tembelliğe iteceğini ve bilgiyi değersizleştireceğini savunuyordu. Bugün Sokrates’in bu muazzam felsefesini hala tartışabiliyorsak, bunu bizzat karşı çıktığı o "yazı" teknolojisine borçluyuz.

  1. yüzyıl İngiltere’sine gittiğimizde ise karşımıza Ludditler çıkar. Tekstil fabrikalarındaki otomatik dokuma tezgahlarını "işimizi elimizden alıyor" diyerek geceleri balyozlarla kıran öfkeli işçi grupları... Onlar makineleri parçalayarak kendi geleceklerini kurtarabileceklerini sandılar. Oysa o makineler tekstil sektörünü öyle bir büyüttü ki, sonraki yüzyıllarda lojistikten tasarıma, modadan pazarlamaya kadar milyonlarca insan için yepyeni iş kolları doğdu. Matbaaya karşı çıkan hattatlar, otomobil fabrikalarına saldıran faytoncular... Tarih, eski işlerin yasını tutanları değil, yeni teknolojinin direksiyonuna geçenleri yazdı.

Sosyal Psikoloji: Kayıptan kaçınma ve statüko yanlılığı

Peki, rasyonel olarak bu dönüşümü bilmemize rağmen neden hala aynı paniğe kapılıyoruz? Sosyal psikoloji ve davranışsal ekonomi bu durumu kusursuz bir şekilde açıklar.

Daniel Kahneman ve Amos Tversky’nin Nobel ödüllü "Kayıptan Kaçınma" (Loss Aversion) teorisine göre, insan zihni elindeki mevcut bir şeyi kaybetme korkusuna, yeni bir şey kazanma ihtimaline kıyasla en az iki kat daha fazla psikolojik tepki verir. Mevcut işimizi (ne kadar sıkıcı veya düşük ücretli olursa olsun) kaybetme düşüncesi, yapay zeka çağının getireceği 85 bin dolarlık yepyeni fırsatların heyecanını gölgeler. "Statüko Yanlılığı" (Status Quo Bias) beynimize sürekli "Eski dünyada kal, orası güvenli" diye fısıldar. Yapay zeka korkusu rasyonel bir ekonomik analiz değil, evrimsel bir savunma mekanizmasıdır.

Popüler Kültürün Aynası: Hidden Figures ve Çikolata Fabrikası

Popüler kültür ve sinema, bizi hep Terminator veya Matrix gibi makinelerin insanlığı yok ettiği distopyalarla besledi. Ancak gerçeğin estetiği sinemadan çok daha umut vericidir.

Hidden Figures (Gizli Sayılar) filmini hatırlayın. NASA’da elle yörünge hesaplamaları yapan siyahi kadınların (ki o dönem onlara kelime anlamıyla "insan bilgisayar" deniyordu) o devasa IBM elektronik bilgisayarları odaya geldiğinde yaşadıkları dehşeti gözünüzün önüne getirin. Herkes işini kaybedeceğini düşünüyordu. Peki, liderleri Dorothy Vaughan ne yaptı? Ağlayıp makineleri protesto etmek yerine, gizlice o IBM makinesinin dilini (FORTRAN) öğrendi, ardından tüm ekibine bu dili öğretti ve NASA’nın ilk bilgisayar programlama departmanının başına geçti. Makineler işlerini ellerinden almamıştı; onları daha nitelikli, daha güçlü çalışanlara dönüştürmüştü.

Benzer bir metafor Charlie’nin Çikolata Fabrikası filminde de saklıdır. Charlie’nin babası, diş macunu fabrikasında tüplerin kapaklarını elle kapatan sıradan bir işçidir ve bir gün fabrikaya kapak kapatma makinesi alınınca işsiz kalır. Filmin sonunda ne olur? Baba, o diş macunu makinesinin bakım ve tamirinden somut bir şekilde sorumlu baş teknisyen olarak, eskisinden çok daha yüksek bir maaşla işe geri döner.

Sonuç: Doğru soruyu sormak

Bugün Anthropic’in hiçbir deneyim aramadan binlerce gence sunduğu 85 bin dolarlık bütçe, modern dünyanın yeni "diş macunu makinesidir". Teknoloji tek başına sizi işinizden etmeyecek; o teknolojiyi akıllıca kullanan başka bir insan, eski iş modellerini rafa kaldıracak.

Bu yüzden artık "Yapay zeka işimi elimden alacak mı?" şeklindeki köhne soruyu sormayı bırakmalıyız. Bu soru, tren geldiğinde rayların üzerinde durup trenin bizi ezip ezmeyeceğini tartışmaya benzer. Sormanız gereken tek bir hakiki soru var: "Ben o trenin makinisti olmaya hazır mıyım?" Çünkü tarihin bu en büyük teknolojik satranç oyununda piyon kalmak da, şah hamlesini yapmak da tamamen bizim adaptasyon yeteneğimize bağlı. Anthropic’in ilanına başvurmak için sıraya giren binlerce genç, geleceğin hikayesini yazmaya çoktan başladı bile.

yazarın diğer yazıları

Yapay zekaya neden "teşekkür ederiz"? Antropomorfizm ve dijital şefkat tuzağı

Robot süpürgenize acıyor, yapay zekaya "teşekkür" mü ediyorsunuz? Tekno-devler, insanlaştırma (antropomorfizm) zaafımızı hack'leyerek yalnızlığımızı sömürüyor. İşte bizi dijital kafeslere gönüllü kilitleyen o "şefkat illüzyonunun" anatomisi.

Devamını Oku

25 Haziran 2026 Perşembe - 11:41

Kelimelerin "Truva Atı": Hikâyeyi kim yazıyorsa, gerçeği o yönetir

Her çağın en büyük manipülatörü, gerçeği değil, hikâyeyi elinde tutandır. Sizce her gün ekranlarımızda dönen o 24 saatlik kişisel "hikâyeler", kendi hür irademizin bir eseri mi; yoksa bizi etkileşim kölesi yapmak için tasarlanmış algoritmik bir senaryonun parçası mı?

Devamını Oku

23 Haziran 2026 Salı - 11:02

Trilyonerler dünyayı satın alırken: "Teknoçarlar Çağı"nda demokrasiyi kim yönetecek?

Yeni nesil tekno-çarlar sadece trilyon dolarlık servetleri değil, insanlığın ortak işletim sistemi olan algoritmaları da kontrol ediyor. Kodların devletlerden daha güçlü olduğu bu yeni çağda, özgürlüğümüzü artık sandıklar değil, Silikon Vadisi’nin görünmez derebeyleri belirliyor.

Devamını Oku

20 Haziran 2026 Cumartesi - 08:22

Yazarın Tüm Yazıları

diğer yazarlar

Yazar
Murat Yılmaz
[email protected]

Yazar
Fazıl Ergüt
[email protected]

Yazar
Mehmet Kancı
[email protected]

Yazar
Hasan Basri Akdemir
[email protected]

Yazar
Mahmut Aydın
[email protected]

Yazar
Yusuf Alabarda
[email protected]