The Guardian: Avrupa artık kendi başına mı?
ABD'nin yeni ulusal güvenlik strateji belgesi Avrupa'yı tamamen yalnız mı bırakacak? ABD'nin Avrupa'nın yanında olmadığı yeni denklemde Avrupa nasıl bir strateji izleyecek?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 09.12.2025 - 06:37
İngiltere merkezli önemli yayın organlarından The Guardian'da, son dönemde yaşanan gelişmeler ve ABD'nin yeni güvenlik strateji belgesi ışığında ABD ve Avrupa arasındaki ilişkilerin geleceğinin değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.
ABD'nin yeni ulusal güvenlik strateji belgesinin Avrupa'yı tamamen yalnız bırakacak bir strateji belirlediği tespiti yapılan analizde, yeni ABD politikasının, Avrupa'nın artık “kendi savunması için birincil sorumluluğu üstlenmesini” zorunlu kılan bir yaklaşım olduğu belirtildi.
Analizde ayrıca; Avrupa'nın Washington ve Pekin'in zorlama girişimlerine güçlü karşı önlemlerle karşılık vermesi gerektiğine dair değerlendirmelere yer verildi.
İşte The Guardian'da yayınlanan analiz:
Trump yönetimi, olağanüstü yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi belgesinde, Avrupa'nın “medeniyetinin yok olması”na doğru gittiğini iddia ediyor.
Bu belge, kıtanın en derin sorunlarının bir kısmını Avrupa entegrasyonuna ve “siyasi özgürlüğü ve egemenliği zedeleyen Avrupa Birliği faaliyetlerine” bağlıyor.
ABD Başkan yardımcısı JD Vance'in Şubat ayında Münih'te yaptığı şok edici konuşma, Avrupa demokrasilerinin savunulmaya değer olmadığını öne sürdüğü için erken bir uyarı işareti olmuştu.
Ancak yeni açıklamalar daha da büyük bir şok etkisi yarattı.
ABD'nin güvenlik strateji belgesi, Washington'un kıtayla ne kadar acımasız ve çıkarcı bir şekilde ilişki kurmak istediğinin en açık işareti. Bu, Trump'ın Avrupa'yı kendi ideolojik imajına göre yeniden şekillendirme ve aynı zamanda askeri olarak terk etme girişiminin bir başka aşamasını işaret ediyor.
Belgeye göre, ABD politikası Avrupa'nın “kendi savunması için birincil sorumluluğu üstlenmesini” sağlamalıdır.
ABD'nin Avrupa'dan askerlerini çekmesi, Maga sağının özellikle ısrarcı bir talebi olarak görünüyor. Özellikle senatör Steve Bannon gibi isimler, Avrupa'yı değil Amerika kıtasını savunmak olan “yarımküre savunması”nı açıkça savunuyorlar.
Örnek olarak Bannon, War Room adlı podcastinde;
“Biz bir Pasifik ülkesiyiz. Amerika'nın stratejik merkezi, aslında Pasifik'tir.”
ifadelerini kullandı.
ABD'nin stratejik geri çekilmesinin en net ifadeleri, Trump döneminin savunma düşüncesinin kilit isimlerinden biri olan Pentagon'un savunma ve dış politika baş danışmanı Elbridge Colby'den geldi.
2023 tarihli Getting Strategic Deprioritization Right başlıklı politika belgesinde Colby ve ortak yazarları, ABD'nin Avrupa'daki taahhütlerini azaltma ve kaynaklarını başka yerlere yoğunlaştırma mantığını ortaya koydu.
Başlangıç noktası açık. Bir yazarın ifadesiyle;
“ABD, Avrupa ve Asya'da aynı anda büyük savaşlar yürütme ve kazanma yeteneğine sahip değil ve bunu geliştirmeyi de planlamıyor”
Onlara göre, belirleyici sahne Avrupa değil. Çin ve ABD'nin dikkati ve kaynakları buna göre kaydırılmalıdır.
Washington, on yıldan fazla bir süredir bu dönüşümün bir versiyonunu işaret ediyor. Ancak Avrupa hükümetleri, ABD'nin kıtanın güvenliğini gerçekten öncelikli görmeyebileceği fikrini oldukça anlaşılmaz buluyor. Ukrayna'daki savaş bu gerilimi daha da yoğunlaştırdı.
Avrupa'nın düşüncesi, ABD'nin çekilmesi veya dayatılan eşitsiz bir barışın Ukrayna'da kaosa ve Avrupa genelinde istikrarsızlığa yol açacağı yönünde.
Yeni ABD güvenlik stratejisi, Washington'un giderek “Batı Yarımküre”ye odaklandığını doğruluyor. Yönetim, iç güvenlik ve yakın komşularına odaklanmak için yurtdışındaki meseleleri ve misyonları öncelik sıralamasında geriye çekmeyi planlıyor.
Karayipler'de 30 yıldan fazla süredir görülen en büyük ABD donanma güçlenmesi, bu değişimi vurguluyor.
Sonuç
Avrupa, savunma pozisyonundan stratejik bir pozisyona geçmek istiyorsa, savunma yatırımlarındaki artışını sürdürmeli ve Washington veya Pekin'in zorlama girişimlerine güçlü karşı önlemlerle karşılık verileceğini açıkça belirtmelidir.
Ancak o zaman Avrupa, geri çekilen bir patron ile güvensiz bir rakip arasında sıkışıp kalmaktan kurtulabilir.
Ursula von der Leyen'in yaz aylarında imzaladığı ve felaketle sonuçlanan, dengesiz ticaret anlaşmasının da gösterdiği gibi, ABD'nin baskısına boyun eğmek işe yaramıyor.
AB'nin bu aşağılanması, ABD'nin güvenlik konusunda desteğini ve Ukrayna'ya yönelik desteğini sürdürmesini sağlaması gerekiyordu. Ancak tam tersi oluyor. ABD'nin Avrupa'dan uzaklaşma eğilimi, dengesiz bir ticaret tavizinin sunabileceği her şeyden daha güçlü.
Avrupa bu hatayı tekrarlamamalıdır.
Washington bir dahaki sefere baskı uyguladığında, AB ticaret anlaşmasını reddederek ve ilk baskı belirtisinde güçlü “zorlama karşıtı aracını” devreye sokarak karşı koymaya hazır olmalıdır. Sadece sert bir tepki Washington'da etki yaratacaktır.
Zira; ABD eğer Avrupa'nın güvenliğini öncelikli görmemeyi tercih ederse, bunun bir bedeli olacak ve bölgedeki etkisi de azalacaktır.
Kaynak:
The GuardianİLGİLİ HABERLER
The Conversation: Dünyada yeni bir emperyal çağ mı başlıyor?
The Economist: Liberal uluslararası düzen parçalanıyor mu?
USS Gerald R. Ford’da kronik kanalizasyon arızası kriz yarattı
Seul'den Pyongyang'a "BM kararlarına uyun" çağrısı
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'dan toplumsal birlik çağrısı
The Economist Rus ekonomisinin çöküşe girdiğini iddia etti
DİĞER HABERLER
Middle East Monitor: İsrail Türkiye'yi neden tehlike olarak görüyor?
Foreign Affairs: Trump ABD'nin gücünü nasıl otokrasiye dönüştürüyor?
Arab News: Türkiye'nin Afrika politikasında sert ve yumuşak güç
Middle East Eye: ABD'nin Ortadoğu'daki askeri varlığı ve transferler
The New Arab: Oslo'dan günümüze İsrail Batı Şeria'daki ilhakı
The Wall Street Journal: Rejimin çökmesi İran'da nasıl bir tablo ortaya çıkarır?
Newsweek: ABD, İran'da nasıl bir askeri senaryo hazırladı?
TIME: Trump'ın “Gazze Barış Kurulu” ve küresel düzene etkisi
Eurasia Review: Rusya-Ukrayna müzakereleri sonuca ulaşacak mı?
Axios: ABD ve İran büyük bir savaşa doğru ilerliyor


