The New Arab: İsrail'in artan saldırganlığı ve Arap NATO'su fikri
İsrail'in bölgede artan saldırganlığına karşı bölge ülkeleri nasıl hareket edecek? ABD'ye rağmen ortaya atılan Arap NATO'su fikri hayata geçirilebilir mi?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 19.09.2025 - 01:07
İngiltere merkezli yayın organlarından The New Arab'da İsrail'in giderek artan saldırganlığı ve Arap NATO'su fikrinin geleceğinin değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.
İsrail'in Katar'a gerçekleştirdiği benzeri görülmemiş askeri saldırının, artık bölgedeki hiçbir ülkenin İsrail'in saldırılarına karşı güvende olmadığına işaret ettiğine dikkat çekilen analizde, ilk olarak Mısır tarafından ortaya atılan Arap NATO'su fikrinin geleceğine dair öngürlerde bulunuldu.
Analizde ayrıca, olası bir askeri ittifaka kimlerin katılabiliceği ve ittifakın geleceğine dair değerlendirmelere yer verildi.
İşte The New Arab'da yayınlanan analiz:
Mısır, geçtiğimiz haftalarda İsrail'in Katar'daki Hamas liderlerine yönelik hava saldırılarının ardından NATO benzeri bir Arap askeri ittifakının kurulmasını istiyor.
Bölgedeki birçok ülke için Tel Aviv'in Doha'da gerçekleştirdiği bu benzeri görülmemiş askeri saldırı, hiçbir ülkenin İsrail'in saldırılarına karşı güvende olmadığına işaret ediyor.
9 Eylül'de Hamas'ın siyasi ofisinin ve liderlerinin konutlarının bulunduğu bir apartmana düzenlenen saldırılar, ABD, Katar ve Mısır tarafından hazırlanan Gazze ateşkes önerisinin tartışıldığı sırada gerçekleşti.
Saldırıya duyulan öfke, Doha'da Arap ve Müslüman ülkelerin acil zirvesinin düzenlenmesine yol açtı ve Kahire, bu zirvede, devletleri dış saldırılara ve güvenlik tehditlerine karşı korumak için ortak bir Arap gücü oluşturma fikrini yeniden gündeme getirdi.
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el-Sisi 2015 yılında ilk kez böyle bir ittifak önerdiğinde, Mısır da dahil olmak üzere birçok ülke DEAŞ ve El Kaide'nin artan tehdit ve şiddetiyle karşı karşıyaydı.
Sisi'nin askeri ittifak anlayışına göre, bu ittifak bölgesel tehditleri püskürtmek için hızla harekete geçebilecek bir hızlı destek gücü olarak işlev görecekti.
On yıl önce, İsrail'in Arap devletlerinin güvenliği ve egemenliğine yönelik tehdit algısı, en azından diğer daha acil tehlikelerle karşılaştırıldığında daha düşük olarak algılanıyordu.
Ancak, Tel Aviv'in Doha'ya düzenlediği hava saldırıları, 2023'ten bu yana bölgede başlatılan çok cepheli savaşın doruk noktası oldu ve artık birçok kişi ortak caydırıcı yetenekleri bir gereklilik olarak görüyor.
Arap NATO'su mümkün mü?
Önerilen ittifak, 1950 yılında Arap devletleri tarafından imzalanan ortak savunma anlaşmasına dayanmaktadır.
Anlaşma, Filistinlilerin etnik temizlik ve sürgüne uğramasının ardından, İsrail Devleti'nin kurulmasından sadece iki yıl sonra, Arap-İsrail çatışmasının doruk noktasında formüle edildi.
Bu anlaşma şu anda askıya alınmış durumda ve her Arap devlet grubu, bulundukları coğrafi bölgeye uygun kendi savunma ve güvenlik stratejilerini oluşturmaktadır.
Örneğin, Arap Körfez devletleri, Körfez İşbirliği Konseyi devletlerini tehditlere karşı savunmakla görevli kendi savunma ittifaklarına sahiptir.
Yarımada Kalkanı Gücü olarak adlandırılan bu ortak savunma mekanizması, ittifakın herhangi bir devletinde, özellikle GCC üyelerinde, gerektiğinde ve gerektiği yerde devreye girer.
15 Eylül'de Doha'da düzenlenen Arap-İslam zirvesinde konuşan Sisi, Arap ve Müslüman ülkeler arasında güvenlik ve savunma koordinasyonu için bir mekanizma oluşturulmasının önemini vurguladı.
Sadece birkaç hafta önce, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Mısır, Suriye, Lübnan ve Ürdün'deki toprakları ilhak ederek İsrail'in mevcut sınırlarını genişletme hayali olan “Büyük İsrail” konseptini onayladı.
Askeri ittifaka kimler katılabilir?
Hedeflenen gücün yapısı veya işleyiş mekanizmaları hakkında çok az bilgi mevcut.
Medya raporlarına göre, Arap Birliği'nin 22 üye ülkesi arasında dönüşümlü bir komuta sistemi kurulması ve tüm ülkelerin bu güce katkıda bulunması beklenirken, genel sekreterlik görevini bir sivil üstlenecek.
Haberlere göre, Mısır, kara, hava, deniz ve komando birimlerinden oluşacak gücün ilk komutasını üstlenecek ve 20.000 personele kadar katkı sağlayabilecek. Suudi Arabistan'ın ikinci en büyük katkı sağlayan ülke olması bekleniyor.
Analistlere göre, bir Arap askeri gücünün oluşturulması söylemesi kolay, ancak yapması zor bir iş.
Mısır 2015 yılında ilk kez bir ittifak önerdiğinde, bu fikir farklı güvenlik çıkarları ve ittifakların ağırlığı altında yıprandı. Arap devletlerinin birleşmesi için ikna edici nedenler olmasına rağmen, bu farklılıklar o zamandan beri daha da arttı.
Örneğin Körfez ülkeleri, İran'ın güvenliklerine ve toprak bütünlüklerine yönelik tehditlere daha fazla odaklanmış durumda ve İran konusunda hala, Tel Aviv'in yayılmacı hedeflerinin oluşturduğu tehditlerden daha fazla endişe duyuyor.
Ancak; farklı yeteneklere, motivasyonlara ve siyasi gündemlere sahip çeşitli Arap ordularını koordine etmek zor olabilir ama görünen o ki imkansız değil.
Kaynak:
The New ArabİLGİLİ HABERLER
The New Arab: İsrail'in yeni askeri doktrini Ortadoğu'yu ateşe mi verecek?
İnsan Hakları İzleme Örgütü'nde Filistin sansürü: İstifalar gecikmedi
ABD'de Charter okul öğrencisi Yahudileri öldürme içerikli e postalarla suçlanıyor
Meksika ABD’ye yıllık asgari su gönderimini kabul etti
İsrail ordusu ateşkese rağmen yine Gazze'ye saldırdı
Beyaz Saray'da kritik Trump-Petro görüşmesi
DİĞER HABERLER
Gzero Media: Çin'in askeri tasfiyeleri hakkında bilinmesi gerekenler
The American Conservative: Trump Küba konusunda ne planlıyor?
Middle East Monitor: 21. yüzyılın "Küba Krizi" nasıl sonuçlanacak?
Arab News: Türkiye Balkanlar’daki etkisini artırıyor
Newsweek: ABD, müttefiklerini Çin'e mi kaptırıyor?
The National Interest: ABD'nin İran saldırısının etkileri ne olacak?
The New Arab: Gazze'de barış süreci ne durumda?
The Telegraph: Avrupa projesi nasıl öldü?
Asia Times: Davos, Grönland, Trump ve yeni dünya gerçekliği
The Quincy Institute: Arap devletleri İran saldırısına neden karşı çıkıyor?


