The New Arab: Trump ve Netanyahu Orta Doğu'yu nasıl ateşe verdi?
İran'a karşı başlatılan savaş, Amerikan çıkarı mı İsrail önceliği mi? Trump ve Netanyahu Orta Doğu'yu nasıl ateşe verdi?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 02.03.2026 - 05:18
İngiltere merkezli yayın organlarından The New Arab'da İsrail ve ABD'nin İran'a karşı başlattığı savaş sürecindeki gelişmelerin ve olası sonuçlarının değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.
İlk saldırılarda İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in hedef alınmasının İsrail ve ABD'nin İran'da rejim değişikliğine odaklandığını ortaya koyduğu tespiti yapılan analizde, İran ile yürütülen diplomasi sürecinin ise ABD ve İsrail tarafından zaman kazanma anı olarak değerlendirildiği belirtildi.
Analizde ayrıca; savaşın uzaması durumunda tüm taraflar için artacak maliyetler ve olası sonuçlar hakkında öngörülere ve değerlendirmelere yer verildi.
İşte The New Arab'da yayınlanan analiz:
Pazar günü sabaha karşı ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun İran’a yönelik başlattığı saldırı, Orta Doğu’yu bir kez daha büyük ölçekli bir savaşın eşiğine sürükledi.
İlk aşamada Tahran’daki rejimin “başını koparmaya” yönelik saldırının başarısız olduğu, İran’ın üst düzey liderliğinin hayatta kaldığı belirtilmişti. Ancak daha sonra İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in yerleşkesine düzenlenen saldırıda öldürüldüğü teyit edildi.
Bu durum, operasyonun sınırlı bir caydırıcılık hamlesi değil; doğrudan rejim değişikliğini hedefleyen kapsamlı bir savaş olduğunu gösteriyor.
Trump’ın savaş ilanını “USA” yazılı bir beyzbol şapkasıyla yapması, Netanyahu’nun ise İncil referanslarıyla rejim değişikliği vurgusu yapması, sembolik açıdan da dikkat çekici.
Bu söylem, 2003 Irak işgalini hatırlatan, kapsamı geniş ve sonuçları öngörülemez bir sürece işaret ediyor.
Diplomasi miydi taktik miydi?
Bu tırmanışın, haftalardır süren ve yavaş da olsa ilerleme kaydettiği belirtilen diplomatik temasların hemen ardından gelmesi, savaşın baştan beri planlanmış olup olmadığı sorusunu gündeme getiriyor.
Ayrıca 2025’te yaşanan ve 12 gün sürdüğü belirtilen İran savaşının Trump tarafından “kesin zafer” olarak sunulduğu hatırlatılıyor.
Eğer o operasyon ilan edilen hedeflerine ulaştıysa, bugün yeniden savaşa dönülmesinin gerekçesi nedir? Bu soru, Washington’un İran politikasındaki stratejik tutarlılığı tartışmaya açıyor.
İran’ın karşı hamlesi: Maliyeti yükseltme stratejisi
İran’ın Abu Dabi ve Bahreyn dahil olmak üzere bölge genelinde hedeflere saldırdığı; Irak ve Suudi Arabistan’da da operasyonlar düzenlediği bildiriliyor.
Tahran’ın amacı net: ABD ve müttefikleri için savaşın maliyetini yükseltmek, bölge ülkelerini Washington üzerinde baskı kurmaya zorlamak ve rejim değişikliği projesini sürdürülemez hale getirmek. Bu yaklaşım, İran’ın klasik “asimetrik caydırıcılık” stratejisinin devamı niteliğinde.
İran, doğrudan ABD anakarasını hedef almak yerine Körfez’deki Amerikan varlığını ve müttefik altyapılarını baskı altına alarak savaşın bölgeselleşmesini sağlıyor.
Bu da krizin kontrol edilebilir bir çatışma olmaktan çıkıp çok katmanlı bir vekâlet ve doğrudan çatışma sarmalına dönüşme riskini artırıyor.
Söylem ve gerçeklik arasındaki uçurum
Trump yıllarca Orta Doğu’daki askeri angajmanlara karşı kampanya yürütmüş, kendisini “barış başkanı” olarak tanımlamıştı. Ancak mevcut tablo, onu neo-muhafazakâr müdahalecilik çizgisine oldukça yaklaştırıyor.
Washington ve Tel Aviv yönetimleri İran halkını “tiranlıktan kurtarma” söylemini öne çıkarırken, saldırılarda sivil hedeflerin vurulduğu ve bir okulda onlarca kişinin hayatını kaybettiği iddiaları savaşın meşruiyetini daha da tartışmalı hale getiriyor.
Netanyahu’nun “teröre karşı özgür dünya” retoriğini yinelemesi yeni değil. Ancak hem ABD’de hem İsrail’de bu savaşa ilişkin ciddi iç siyasi bölünmeler bulunuyor. Dahası, İran’da dış müdahale yoluyla rejim değişikliğine dair net bir toplumsal mutabakat da yok. Bu da operasyonun siyasi zemininin zayıf olduğuna işaret ediyor.
Amerikan çıkarı mı İsrail önceliği mi?
Savaş, Trump’ın kendi tabanı içinde dahi “ABD çıkarı net biçimde tanımlanmamış bir çatışmaya İsrail adına girildiği” yönündeki şüpheleri artırıyor.
Bu tür bir uzun soluklu savaş, ABD’nin askeri kaynaklarını tüketebilir, Çin ve Rusya gibi büyük güçlerle rekabet kapasitesini zayıflatabilir ve Washington’un zaten kırılgan olan Orta Doğu pozisyonunu daha da istikrarsızlaştırabilir.
Stratejik açıdan bakıldığında, İran’la geniş çaplı bir savaş ABD’nin küresel öncelikleriyle ne kadar örtüşüyor sorusu ciddi biçimde gündemdedir.
Uzayan savaş ihtimali ve iç politika boyutu
En kritik risk, savaşın kısa süreli bir operasyon olarak kalmaması. Trump ve Netanyahu’nun tahayyül ettiği “günler ya da haftalar sürecek” bir süreç yerine, yıllara yayılabilecek yıpratıcı bir çatışma ihtimali bulunuyor.
Her iki liderin de iç politikada ciddi krizler ve baskılarla karşı karşıya olduğu düşünüldüğünde, dış politikada tırmanışın iç siyasi hesaplarla bağlantılı olup olmadığı sorusu da meşrudur.
Ulusal çıkar ile kişisel siyasi bekâ arasındaki sınırın bulanıklaşması, tarihsel olarak birçok lideri riskli maceralara sürüklemiştir.
Sonuç: Bölge yeniden ateş hattında
Henüz savaşın ilk saatleri yaşanırken dahi bir gerçek açık: Batılı iki lider, tartışmalı gerekçelerle bir Müslüman ülkeye karşı yeni bir savaş başlatmış durumda.
Bu hamlenin bölgesel istikrarı daha da zayıflatması, vekâlet çatışmalarını derinleştirmesi ve küresel güç dengelerini etkilemesi muhtemel. Irak örneği hâlâ hafızalardayken, İran’a yönelik kapsamlı bir rejim değişikliği girişiminin sonuçları çok daha ağır olabilir.
Asıl soru şu: Bu savaş stratejik bir zorunluluk mu, yoksa tarihsel hafızayı hiçe sayan ideolojik ve siyasi bir tercihin ürünü mü? Cevabı, Orta Doğu’nun önümüzdeki yıllardaki kaderini belirleyecek.
Kaynak:
The New ArabGDH Digital NSosyal hesabını takip edebilirsiniz.
İLGİLİ HABERLER
The Conversation: Dünyada yeni bir emperyal çağ mı başlıyor?
The Hill: Asya'daki “güç oyunu” nasıl şekillenecek?
Arab Center DC: İran, bölge ülkelerini hedef alarak neyi hedefliyor?
ABD'nin Ortadoğu'daki askeri üsleri ve merak edilenler
İsrail’e onlarca askeri araç sevkiyatı Haifa Limanı’nda teslim alındı
Siyasi parti liderlerinden ABD ve İsrail'in İran operasyonuna peş peşe tepkiler
DİĞER HABERLER
ABD'nin Ortadoğu'daki askeri üsleri ve merak edilenler
Arab Center DC: İran, bölge ülkelerini hedef alarak neyi hedefliyor?
The Defense Post: Türk savunma sanayisi güç dengelerini yeniden şekillendiriyor!
Responsible Statecraft: İsrail'in teoloji üzerinden işgal inşaası
Al Jazeera: İran ordusu ABD-İsrail savaşına hazır mı?
Newsweek: ABD Venezula'daki başarısını İran'da neden tekrarlayamaz?
Yeni dünya düzeninde “Avrupa yapısı” yok mu olacak?
Hudson Institute: Trump'ın “güç yoluyla barış” stratejisi İran'da neden çöktü?
The Realist Review: ABD'nin İran saldırısı neden kaçınılmaz?
Middle East Monitor: İsrail Türkiye'yi neden tehlike olarak görüyor?

