The New Arab: Türkiye'nin başarıya giden Suriye stratejisi ve İsrail
Türkiye'nin birleşik bir Suriye vizyonu taktiksel bir başarıya ulaşmış görünüyor. Peki bundan sonra ABD ve İsrail'in Suriye stratejisi nasıl şekillenecek?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 19.01.2026 - 02:18
İngiltere merkezli yayın organlarından The New Arab'da, Suriye'de gerçekleşen son gelişmeler ışığında İsrail ve ABD'nin olası yeni adımlarının değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.
Türkiye'nin onyılalrdır devam eden sınırlarında terör tehdidi istememe stratejisinin, Suriye'de yaşanan son gelişmeler ışığında başarıya doğru ilerlediği tespiti yapılan analizde, gelinen noktada ABD'nin Türkiye'nin kaygılarını artık anlamaya başladığı, İsrail'in ise yayılmacı hedefleri doğrultusunda desteklediği Suriye'deki terör grupları konusunda yeni bir strateji benimsemesinin elzem hale geldiği belirtildi.
Analizde ayrıca; Suriye üzerindeki mücadelede üç ülkenin bundan sonra atacağı olası adımlara dair değerlendirmelere yer verildi.
İşte The New Arab'da yayınlanan analiz:
Türkiye-İsrail-Suriye ilişkileri, bölgenin dinamiklerini açıklamaya yardımcı olan önemli ve karmaşık bir boyuta sahiptir.
1990'ların ortalarında Türkiye, Suriye ile İsrail arasında olası bir barış anlaşmasının kendi aleyhine olabileceğinden endişe duyuyordu. Suriye-İsrail müzakereleri sınırların belirlenmesi, güvenlik düzenlemeleri, su kaynakları ve ilişkilerin normalleşmesi gibi konulara odaklanmış olsa da, Türkiye'de sık sık ciddi endişelere yol açıyordu.
Ancak geride kalan onlarca yılın sonunda, Ankara'nın bakış açısı hem İsrail hem de Suriye ile ilişkilerindeki iyileşmeler nedeniyle önemli ölçüde değişmişti. Hattta 2008 yılına gelindiğinde, Türkiye bu iki ülke arasında arabulucu rolünü üstlenmişti.
Ankara'nın yaklaşımının temelinde ise güney sınırında istikrarı korumak arzusu yatıyordu ve zamanla da, Türkiye'nin Suriye'nin istikrarlı olmasını istemesinin temel motivasyonu aynı kaldı.
Ancak değişen şey, İsrail'in genişlemeci bir bölgesel aktör olarak ortaya çıktığı bağlam oldu.
Bugün Türkiye, İsrail'i bir tehdit olarak görüyor ve Suriye'yi Tel Aviv'in Türkiye'nin çıkarlarına karşı bir savaş alanı haline getirmeye çalıştığı bir ülke olarak değerlendiriyor.
Dengeler
Kürt grupların varlığının boyutu, hem tarihsel olarak hem de günümüzde Türkiye'nin Suriye ve İsrail ile ilgili endişelerini şekillendiren merkezi bir faktör olmuştur.
Suriye savaşı sırasında Esed rejimi, Türkiye'ye karşı PKK gibi örgütleri desteklerken, Esad sonrası Suriye'de bu rolü İsrail devraldı.
İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırıları, Kürt grupların geçen Mart ayında imzalanan Suriye ordusuyla entegrasyon sürecini geciktirmeleri için verimli bir zemin oluşturdu.
Ankara'nın bakış açısına göre, İsrail'in Suriye topraklarına yönelik saldırılarını durdurabilecek olan İsrail ile Suriye arasında herhangi bir uzlaşma, olumlu bir gelişme olabilir.
İsrail ve Suriye geçğimiz haftalarda Paris'te müzakere masasına geri döndü. Suriye heyetine Dışişleri Bakanı Şeybani ve istihbarat şefi Hüseyin Salameh başkanlık etti ve görüşmeler ABD'nin koordinasyonu ve arabuluculuğunda yürütüldü.
Yansıyan haberlere göre, iki taraf istihbarat paylaşımını kolaylaştırmak ve askeri gerilimi azaltmak için tasarlanmış “özel iletişim hücresi” olarak tanımlanan ortak bir mekanizma kurma konusunda anlaştı.
İki ülke, 1974 yılından bu yana ABD destekli bir güvenlik anlaşması yürürlükte.
Ancak Esed rejiminin düşüşünden sonra İsrail, birliklerini Suriye topraklarında ilerletmeye başladı. Haberlere göre, Suriye'nin ana hedefi 1974 Ayrılık Anlaşması'nı yeniden canlandırmak ve İsrail'in Esad'ın düşüşünden önceki sınırlara çekilmesini sağlamak.
Paris'te yapılan son görüşmeler, tam bir çıkmazdan temkinli, prosedürel bir angajmana doğru bir geçişi işaret etti. Müzakereler, kapsamlı bir barış anlaşmasından ziyade, acil güvenlik sorunlarının yönetilmesine odaklandı.
Bu yenilenen diyalog, ABD Başkanı Donald Trump'ın İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'ya doğrudan baskı yapmasının ardından gerçekleşti.
Ancak, bu diyalogun başarısı birkaç değişkene bağlı olacak.
Mekanizma baskı altında işleyebilir mi? Yeni mekanizma ilk krizde çökecek mi? İsrail mekanizmanın hükümlerine uymazsa Türkiye bunu kabul edecek mi?
İsrail ile Suriye arasındaki gerilimin tırmanması, Türkiye'nin politikasını kesinlikle etkileyecektir.
Bu nedenle Trump, bu mekanizmanın işleyişini sürdürmek için Netanyahu'ya daha fazla baskı uygulayacaktır.
Suriye heyetinin müzakerelere olan güvenini artıran, Trump'ın desteği ve Ankara'nın güçlü güvenceleriydi. Nitekim, İsrail ve Suriye'nin üst düzey müzakerecileri Paris'te bir araya gelirken, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da Paris'teydi.
Fidan, Suriyeli mevkidaşıyla bir araya gelerek Suriyelilere aceleci tavizler vermemeleri konusunda tavsiyede bulunmuş olabilir.
Ankara, Türkiye'nin yakın müttefiki olan Şam'daki yeni hükümeti İsrail'in politikaları nedeniyle terk etme olasılığının düşük olduğunu İsrail'e göstermek istiyor. Türkiye ile İsrail arasında yer alan Suriye de bu iki güç arasında yeni bir savaş alanı haline gelmek istemiyor.
Ankara için, İsrail'in Suriye'deki PKK'nın bağlı kuruluşları olan YPG ve SDG'ye verdiği destek kırmızı çizgidir.
Türkiye sınırında İsrail ile koordinasyon içinde olmaları Ankara için ciddi bir ulusal güvenlik tehdidi oluşturur ve Ankara böyle bir senaryoyu asla tolere etmez. İsrail'in Kürt gruplarla ilişkileri, ABD'nin SDG'nin destekçisi olarak oynadığı rol bağlamında değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla, kritik değişken, Trump yönetiminin Suriye'de Türkiye ile İsrail arasındaki gerilimleri nasıl ele alacağı ve SDG'ye yönelik politikasını nasıl şekillendireceğidir.
Diğer yandan Halep ve ötesindeki son gelişmeler ışığında, Türkiye'nin birleşik bir Suriye vizyonu taktiksel bir başarıya ulaşmış görünüyor.
Trump yönetimi de, her fırsatta Türkiye'nin Suriye'deki rolünü ve konumunu anladığını vurguluyor.
Ancak aynı zamanda Türkiye'nin konumunun İsrail'in hayati çıkarlarını tehdit etmesini istemiyor.
Ancak İsrail'in Türkiye ve Suriye'nin istikrarını tehdit eden grupları kullanma politikası, Türkiye'nin sabrını sürdürmesini zorlaştıracaktır. Ankara'nın masada seçenekleri var ve ABD bunun farkında.
Şam da bununla bir sorun yaşamıyor. Dolayısıyla Trump yönetimi, her şeyi birden elde edemeyeceğini anlamalı ve İsrail-Suriye ilişkilerinde tutarlı bir baskı uygularken, Türkiye'nin endişelerine de cevap vermeli.
Bununla birlikte, gerilimi azaltan bir mekanizma tüm tarafların ve daha geniş bölgenin yararına olacaktır.
Kaynak:
The New ArabİLGİLİ HABERLER
The Conversation: Dünyada yeni bir emperyal çağ mı başlıyor?
The Hill: Asya'daki “güç oyunu” nasıl şekillenecek?
Trump Grönland'a hastane gemisi gönderecek
Macron’dan ABD Yüksek Mahkemesi’nin tarife kararına ilk yorum
Trump'tan mahkemeye rest: Küresel gümrük vergilerini %15'e çıkardı
Fransa'dan Avrupa'ya "Trump'ın tarifelerine birlikte yanıt verelim" çağrısı
DİĞER HABERLER
The New Arab: Oslo'dan günümüze İsrail Batı Şeria'daki ilhakı
The Wall Street Journal: Rejimin çökmesi İran'da nasıl bir tablo ortaya çıkarır?
Newsweek: ABD, İran'da nasıl bir askeri senaryo hazırladı?
TIME: Trump'ın “Gazze Barış Kurulu” ve küresel düzene etkisi
Eurasia Review: Rusya-Ukrayna müzakereleri sonuca ulaşacak mı?
Axios: ABD ve İran büyük bir savaşa doğru ilerliyor
Middle East Monitor: Gazze nasıl ölüm laboratuvarına dönüştürüldü?
National Security Journal: Avrupa kendi Monroe Doktrini'ni mi ilan edecek?
Asia Times: Trump'ın İran yaklaşımı blöf mü savaş hazırlığı mı?
Eurasia Review: Epstein, İsrail ve cezasızlık düzeninin mimarisi


