The Wall Street Journal: Yeni dünya düzeni ve orta güçlerin rolü
ABD ve Çin gibi öngörülemez süper güçler tarafından küresel düzen yeniden şekillendiriliyor! Peki yeni dünya düzeninde orta güçlerin rolü ne olacak?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 09.02.2026 - 04:49
ABD merkezli önemli yayın organlarından The Wall Street Journal'da, ABD, Rusya ve Çin'in öncülüğünde hızla değişen küresel düzenin ve bu yeni düzende orta güçlerin hamlelerinin değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.
ABD, Rusya ve Çin gibi iki öngörülemez süper güçler tarafından küresel düzenin yeniden şekillendirildiği tespiti yapılan analizde, özellikle Avrupa'nın büyük bölümü, Kanada, Japonya, Güney Kore, Avustralya, Hindistan, Brezilya ve Türkiye gibi ülkelerin yatırımlar ve yeni işbirlikleri ile önemli adımlar attığına dikkat çekildi.
Analizde ayrıca, “orta güçler” olarak tanımlanan bu ülkelerin ABD ve Çin'e olan bağımlılıklarını azaltma çabaları ve işbirliklerine dair detaylara ve uzman görüşlerine yer verildi.
İşte The Wall Street Journal'da yayınlanan analiz:
ABD, Rusya ve Çin gibi iki öngörülemez süper güçler tarafından giderek daha fazla şekillendirilen bir dünyada, dünyanın "orta güçleri", yeni dünya düzeninde ticaretten güvenliğe kadar pek çok alanda iş birliğini artırıyor.
Kanada Başbakanı Mark Carney; Kanada, Avrupa'nın büyük bölümü, Japonya, Güney Kore, Avustralya, Hindistan, Brezilya, Türkiye ve diğerlerini kapsayan bir dizi ülke arasındaki iş birliğinin en büyük savunucularından biri olarak öne çıktı.
Kanadalı lider, geçtiğimiz haftalarda Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda;
"Orta güçler birlikte hareket etmeli; çünkü masada değilsek, menüdeyiz demektir"
ifadelerini kullandı.
Süper güçlerin yarattığı güven boşluğu
Ortaya çıkan yeni dünya düzeni birçok ülkeyi boşlukta hissettiriyor. Bir yanda ABD, uluslararası kurallara dayalı düzenin lideri olarak uzun süredir üstlendiği rolden geri çekiliyor ve diğer ulusları kendi isteklerini yapmaya zorlamak için ekonomik ve askeri gücünü daha açık bir şekilde kullanıyor.
Bu sırada Çin, kendisini masadaki yeni "yetişkin" olarak pazarlıyor.
Ancak ülkeler, küresel ticaret kurallarını kendi lehine bükmeye hazır bir otokrasi olarak gördükleri Çin’e güvenmiyor.
Cornell Üniversitesi’nde ekonomist olan Eswar Prasad yaptığı değerlendirmede;
"Dünyanın geri kalanı bu iki-üç nahoş alternatifi görüyor ve bu kutuplar arasında gidip geliyor"
ifadelerini kullanıyor.
Aspen Enstitüsü Almanya İcra Direktörü Stormy-Annika Mildner ise orta güçlerin kendilerini iki şekilde korumaya çalıştığını belirtiyor ve kendi kendine yeterliliği artırarak süper güçlere olan bağımlılıklarını dengelemek (hedging) ve tedarik zincirleri, ticaret yolları veya güvenlik iş birliği gibi belirli konularda diğer orta güçlerle ittifaklar aramak istediklerini belirtiyor.
Ekonomik özerklik ve yeni ticaret rotaları
ABD ve Çin dışındaki dünyanın büyük bir kısmı hala ticaret anlaşmaları imzalamaya devam ediyor. Birçoğu askeri harcamalarını artırıyor. Fransa gibi diğerleri ise teknoloji yazılımında ABD hakimiyetine karşı yerli alternatifler yaratmaya çalışıyor.
Batılı ülkeler, ABD ile ticaret ve güvenlik bağları kurmak için 70 yıl harcadılar ve bunları çözmek hızlı ya da bedelsiz değil. Şimdilik birçoğunun yıkıcı bir ticaret savaşından veya güvenlik hesaplaşmasından kaçınmaya çalışmaktan başka seçeneği yok.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz Davos'ta;
"Tüm hayal kırıklığımıza ve öfkemize rağmen, transatlantik ortaklığı aceleyle gözden çıkarmamalıyız"
değerlendirmesinde bulundu.
Zira ülkesinin ABD'den hızla uzaklaşma konusunda ihtiyatlı davranmak için; kendi savunma gücünden ve nükleer silahlarından yoksun, ihracata büyük ölçüde ABD'ye bağımlı ve durgun bir ekonomiye sahip olması gibi nedenleri var.
Alternatif arayışları: Kanada ve Avrupa örneği
Ticaret gibi alanlarda kolay seçenekler az. ABD uzun zamandır küresel talebin lokomotifiydi. Ancak şimdi dışa kapanarak diğer ulusların ihracat yapma seçeneklerini kısıtlıyor.
Çin ise tam bir alternatif değil; çünkü satın almaktan ziyade diğer ülkelere satış yapmaya odaklanmış durumda.
Carney yönetimindeki Kanada, Çin ile olan ticaret politikasında ABD'den uzaklaştı. Daha fazla ekonomik özerklik geliştirmek için gecikmiş petrol, gaz ve madencilik projelerinin onayını hızlandırdı ve ABD satışlarına olan bağımlılığı azaltmak için ihracat terminallerini genişletti.
Avrupa Birliği ise Hindistan ve Güney Amerika'nın Mercosur ülkeleriyle serbest ticaret anlaşmaları yapma konusunda ilerliyor.
AB Ticaret Komiseri Maros Sefcovic;
"Bilinçli bir seçim yapıyoruz: Korumacılık yerine açıklık, parçalanma yerine iş birliği ve öngörülemezlik yerine kurallara dayalı ticaret"
değerlendirmesinde bulunuyor.
Askeri iş birliği ve savunma sanayi
Pek çok orta güç, askeri harcamalarını artırıyor. AB’nin yürütme organı olan Avrupa Komisyonu, üye ülkelerin askeri harcamalarını finanse etmeye yardımcı olmak için geçen yıl bir finansman programı oluşturdu.
Avrupa ülkeleri ayrıca Doğu Asya'da Rusya ve Çin korkularını paylaşan Japonya, Güney Kore, Singapur, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi benzer düşüncelere sahip ülkelerle savunma ve güvenlik bağlarını derinleştiriyor.
Örneğin Birleşik Krallık, İtalya ve Japonya, 2035 yılına kadar altıncı nesil bir savaş uçağı geliştiriyor. Güney Kore, bazı Avrupa ülkeleri için önemli bir silah tedarikçisi olarak ortaya çıktı. Polonya tank, Baltık ülkeleri topçu ve Norveç ise Güney Kore'den uzun menzilli füzeler alıyor.
Son olarak, nükleer silahların yayılması riski de mevcut. Merz, geçtiğimiz hafta Berlin'in Fransız ve İngiliz nükleer şemsiyesinin Almanya'ya genişletilmesi olasılığını tartıştığını ilk kez kamuoyuna doğruladı.
Ancak Melvin, ABD'nin güvenlik garantileri olmadan, "birçok farklı çıkarı olan farklı ülkeler yerine Avrupa denilen bir şeyin var olup olmayacağı belirsiz," uyarısında bulunuyor.
Kaynak:
The Wall Street Journaletiketler
İLGİLİ HABERLER
The Conversation: Dünyada yeni bir emperyal çağ mı başlıyor?
The Hill: Asya'daki “güç oyunu” nasıl şekillenecek?
Politico: Avrupa’nın bağımsızlık arayışı dönüm noktasında
Hamas Sözcüsü Kasım'dan uluslararası topluma İsrail çağrısı
National Security Journal: Trump'ın İran politikası fiyasko mu olacak?
Arab News: Ankara ve Riyad hattında yeni dönem ve beklentiler
DİĞER HABERLER
Politico: Avrupa’nın bağımsızlık arayışı dönüm noktasında
National Security Journal: Trump'ın İran politikası fiyasko mu olacak?
Arab News: Ankara ve Riyad hattında yeni dönem ve beklentiler
Brussels Signal: Yeni dünya düzeninin önündeki 4 senaryo ne?
Arab News: Türkiye ve Suudi Arabistan bölgenin denge unsuru haline geldi
The Telegraph: Tahran’ın “savaş planı” ne?
Chatham House: Müzakere mi savaş mı?
BRAC Institute: Uluslararası hukukun çöküşü ve küresel düzenin geleceği
Gzero Media: Çin'in askeri tasfiyeleri hakkında bilinmesi gerekenler
The American Conservative: Trump Küba konusunda ne planlıyor?


