The Washington Post: İsrail, ABD dış politikasını nasıl baltalıyor?
Katar'a saldırı, komşu ülkeler ile çatışmalar, küresel tepkiler ve bölgesel adımlar. İsrail, ABD'nin dış politikasını nasıl baltalıyor?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 04.10.2025 - 02:50
ABD'nin önde gelen yayın organlarından The Washington Post'da, İsrail'in saldırgan tutumunun ABD dış politikasına etkilerinin ve bölgesel dengelere dair yıkıcı sonunçlarının değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.
İsrail'in Katar'da bulunan Hamas toplantısına düzenlediği hava saldırısının, bölgede ABD'nin hedefleri açısından yıkıcı bir sonuç ürettiği belirtilen analizde, bu gelişmenin ardından ABD Başkanı Trump'ın Katar'a verdiği güvenlik garantisinin de geleceğine dair değerlendirmelere yer verildi.
Analizde ayrıca; İsrail'in saldırgan politikalarının ABD ve Arap Devletleri arasındaki gelecekteki ilişkilere dair öngörüler yer aldı.
İşte The Washington Post'da yayınlanan analiz:
ABD'nin Arap ülkeleri ile, özellikle de Körfez ülkeleri ile ilişkileri yeni bir aşamaya girdi.
ABD Başkanı Donald Trump geçtiğimiz günlerde imzaladığı bir başkanlık kararnamesiyle Katar'a güvenlik garantisi verdi ve bu garanti, “yabancı saldırılara” hızlı bir şekilde müdahale etme taahhüdünü de içeriyor.
Kararnamenin metni;
“Amerika Birleşik Devletleri, Katar Devleti'nin topraklarına, egemenliğine veya kritik altyapısına yönelik herhangi bir silahlı saldırıyı, Amerika Birleşik Devletleri'nin barış ve güvenliğine yönelik bir tehdit olarak kabul edecektir. Böyle bir saldırı durumunda, Amerika Birleşik Devletleri, Katar Devleti'nin çıkarlarını savunmak üzere tüm yasal ve uygun önlemleri alacaktır.”
şeklinde özetlenebilir.
Bu adım, 9 Eylül'de İsrail'in Doha'ya yaptığı beklenmedik saldırının ardından atıldı.
Saldırıda İsrail, hedeflediği Hamas yetkilileri yerine bir yerleşim bölgesini vurarak Katar vatandaşı da dahil olmak üzere altı kişinin ölümüne neden oldu.
ABD'nin Körfez'deki müttefikleri, topraklarında bulunan ABD üslerinin tehditleri caydıracağını varsaymış olabilirler. Ancak İsrail'in öngörülemeyen saldırılar düzenlemeye açıkça istekli olması nedeniyle bu hesap değişiyor.
Georgetown Üniversitesi'nde yardımcı doçent olan Giorgio Cafiero yaptığıa değerlendirmede;
“Bölgedeki altı monarşinin her biri iddialı ekonomik kalkınma ve çeşitlendirme gündemlerini takip ederken, bölgesel istikrar ortak bir stratejik zorunluluk haline geldi. Yatırımcıları, iş liderlerini ve turistleri çekmek, sadece kendi sınırları içinde değil, daha geniş bir bölgede güvenli bir ortamın sürdürülmesine bağlıdır. Körfez'in bakış açısından, İsrail'in eylemleri, ekonomik dönüşüm için bu vizyonların uygulanabilirliği üzerinde büyük bir gölge oluşturuyor.”
ifadelerini kullandı.
Uzmanlar, Orta Doğu'da anlaşmalar yapmaya hevesli olan ve bir önceki döneminde bunu başaran Trump'ın, bir süre İsrail'in saldırısının sonuçlarıyla uğraşmak zorunda kalabileceğini belirtiyor.
1995-1998 yılları arasında ABD'nin Katar Büyükelçisi olarak görev yapan Patrick Theros ise sürece dair;
“Trump'ın bunun ne kadar ciddi olduğunu, İsraillilerin kendisine ne kadar zarar verdiğini anladığını sanmıyorum. İsrail'in hamleleri hem ABD'yi hem de Trump'ı gerçekten çok zor bir duruma soktu.”
değerlendirmesinde bulundu.
Diğer yandan Trump'ın imzaladığı güvenlik anlaşmasındaki yürütme emri, NATO tarzı bir karşılıklı savunma anlaşması niteliğinde değil ve daha da önemlisi senato tarafından onaylanmadığı için bağlayıcı değil.
Yani gelecekteki başkanların bu emre uyması da gerekmeyecek.
Gelecek
Yıllar boyunca Katar, ABD'nin Orta Doğu dış politikasında sessizce merkezi bir rol oynadı. Ancak ülke aynı zamanda, 2012'den bu yana Hamas'ın siyasi ofisine ev sahipliği yapıyor.
Yerel yetkililer, bu kararın ABD'nin açık talebi üzerine alındığını ve ofisin müzakereler için bir iletişim kanalı olarak kullanılabileceğini belirtiyor.
Katar, Gazze ateşkesinde arabuluculuk yapmadan önce bile, Afganistan barış görüşmeleri ve 2021'deki tahliye sırasında ABD ile Taliban arasında kritik bir köprü görevi gördü. Katar, Rusya ile Ukrayna arasında esir takasının sağlanmasına da yardımcı oldu. 2023'te ise ABD ile İran arasında esir takasını arabuluculuk eden ülke yine Katar'dı.
Bu açıdan bakıldığında, İsrail'in Doha'ya saldırı kararı, ABD ile Katar arasındaki önemli bağları hafife almış gibi görünüyor.
Trump'ın açık talebi üzerine, cezalandırılmış İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Katar'daki mevkidaşını arayarak saldırı için özür diledi. Trump ahizeyi kucağında tutarken Netanyahu, Katar Başbakanı'na;
“İsrail'in gelecekte egemenliğinizi tekrar ihlal etme planı yok ve ben bu taahhüdü başkana verdim”
ifadelerini kullandı.
Bu aşağılayıcı ritüel, Netanyahu için bir ders oldu mu bilinmiyor. Ancak Netanyahu'nun bölge ülkelerini hafife aldığı gerçeğini ortaya koyduğu kesin.
Kaynak:
GDH Haber
İLGİLİ HABERLER
The New Arab: İsrail'in artan saldırganlığı ve Arap NATO'su fikri
Siyonist yetkiliden "Türkiye NATO'dan çıkarılsın" çağrısı
İranlı muhalif liderden Trump'a mektup: Savaşı durdurun
Randy George'dan dikkat çeken veda mesajı: Ordu karakterli liderleri hak ediyor
İran'dan kritik adım: 100'den fazla kişinin mal varlığına el konuldu
Tel Aviv’deki Ben Gurion Havalimanı’nda kargodan çıkan duman panik yarattı
DİĞER HABERLER
National Security Journal: ABD'nin İran savaşı ile asıl hedefi Rusya ve Çin mi?
Middle East Monitor: Ortadoğu’da sıfır toplamlı savaşın kilidi nasıl açılacak?
Foreign Affairs: ABD, Rusya gibi çamura mı saplanacak?
National Security Journal: Önce ABD mi yoksa İran mı vazgeçecek?
The National Interest: İran savaşı Arap dünyasını nasıl değiştirecek?
The Hill: ABD ve İsrail, İran'a nasıl boyun eğdirecek?
Newsweek: Trump İran savaşından bir çıkış yolu bulmak zorunda
TIME: Çin neden İran'a savaş sırasında destek vermedi?
The New Arab: İsrail'in Güney Lübnan'ı 'Gazzeleştirme' planı
Brussels Signal: Batı'nın yeni müttefiklik sınavı İran!

