TIME: Trump'ın hamleleri dünyayı nasıl yeniden şekillendiriyor?
Ortadoğu, Gazze, İran, Venezuela, Grönland, NATO ve kritik kararlar. Trump'ın hamleleri dünyayı nasıl yeniden şekillendiriyor?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 19.01.2026 - 02:18
Küresel arenada etkin yayın organlarından TIME'da, ABD Başkanı Trump'ın ikinci döneminde geride kalan görev süreci boyunca attığı adımların küresel etkilerinin değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.
İkinci başkanlık döneminde yeni bir yıla giren ABD Başkanı Trump'ın aldığı kararların, küresel arenada köklü değişikler yarattığı tespiti yapılan analizde; Trump'ın Ortadoğu'dan Gazze'ye, İran'dan Venezuela'ya, Grönland'dan NATO'ya kadar çok sayıda başlıkta aldığı kararların etkilerine dair değerlendirmelere yer verildi.
Analizde ayrıca; Trump'ın hamleleri, “küresel düzen açısından bir tehdit” olarak tanımlanarak, bu hamlelerin geleceğine dair öngörüler yapıldı.
İşte TIME'de yayınlanan analiz:
Donald Trump, ikinci başkanlık döneminin başlamasından dört hafta önce, ilk olarak Panama Kanalı'nı geri alma fikrini aniden ortaya atmıştı.
ABD'nin Atlantik ve Pasifik okyanuslarını birbirine bağlayan kanalın mülkiyetini resmi olarak Panama'ya devretmesinin üzerinden çeyrek asır geçti ve Trump, bir sosyal medya paylaşımıyla, görünüşte istikrarlı olan ilişkiyi bozarak, Panama'yı ABD gemilerinden geçiş için aşırı ücret talep etmekle ve Çin'in kanalın işletilmesinde çok fazla etkiye sahip olmasına pervasızca izin vermekle suçladı.
Geriye dönüp bakıldığında, bu, Amerika'nın dünya ile olan ilişkilerinin temelden sarsılmak üzere olduğunun en erken bir işaretiydi.
Trump'ın ilk olarak bu tehdidi, küresel arenadaki tüm dış politika danışmanlarını telaşa düşürdü.
Eski bir Trump yönetimi yetkilisine göre, Trump'ın göreve başlamasından birkaç gün sonra, askeri planlamacılar kanalı zorla ele geçirmek için seçenekler üzerinde çalışmaya başladı ve sonuçta, askeri operasyon gerekmedi.
Panama Devlet Başkanı Jose Raul Mulino, ülkedeki Çin yatırımlarını yeniden gözden geçirmek de dahil olmak üzere bir dizi tavizi hızlı ve sessizce kabul etti.
Ancak görünen o ki; Trump'ın güç kullanma tehditleri sadece bir müzakere taktiği değildi.
Zira sadece yaklaşık bir yıl sonra, Nicolas Maduro'ya yönelik aylarca süren baskının ardından, Trump Ocak ayı başında Venezüella'nın güçlü adamını askeri bir operasyonla ülkesinden çıkarma cüreti gösterdi.
Trump bu hamleyi hem uyuşturucu kaçakçılığına karşı bir darbe hem de Venezüella'nın devasa petrol rezervlerini ele geçirme girişimi olarak nitelendirdi.
Bu operasyon, son on yılların batı yarımkürede ABD'nin askeri gücünün en önemli kullanımı oldu ve Trump'ın, bir zamanlar Amerika'nın yurtdışı müdahalelerini tanımlayan koalisyon kurma sürecine girmeden tek taraflı olarak harekete geçmeye hazır olduğunu çarpıcı bir şekilde gösterdi.
Yeni bir dönem
Trump'ın Beyaz Saray'daki ilk yılında dış politikası nefes kesici bir açık sözlülükle tanımlandı.
Zira Trump, hızlı bir şekilde Yemen'deki grupları ve İran'ın nükleer tesislerini bombaladı, Gazze'de kırılgan bir ateşkesin sağlanmasına aracılık etti, Avrupalı liderleri savunma harcamalarını artırmaya zorladı, Çin'den ticari ve stratejik taahhütler aldı, Danimarka'dan Grönland'ı teslim etmesini talep etti ve neredeyse tüm büyük ABD ticaret ortaklarına gümrük vergileri uygulamakla tehdit etti.
Ayrıca Arjantin cumhurbaşkanının iktidarını kurtarmak için milyarlarca dolar harcadı, uyuşturucu kaçakçılığından hüküm giymiş eski Honduras cumhurbaşkanını serbest bıraktı ve Karayipler ve Pasifik'te uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı iddia edilen teknelerde 95'ten fazla kişinin öldürüldüğü saldırıları onayladı.
Son haftalarda ise Trump, İran'a yönelik yeni saldırıların yakında gerçekleşebileceğinin sinyallerini verdi.
İşte belki de tarih boyunca hiçbir modern Amerikan başkanının ortaya koymadığı ve eşine rastlanmayan bu faaliyetlerin ardından süreç, bir Amerikan gücünden ziyade, başkanın şahsında yoğunlaşan bir kaldıraç olarak ortaya çıktı.
Trump'ın çılgın diplomasi anlayışı, ABD dış politikasını tek kişilik bir oyuna dönüştürdü ve bir önceki başkanın “blob” olarak adlandırdığı dış politika yaklaşımını tamamen bir kenara attı.
Sonuçlar ise; istikrarlı olan küresel diplomasi dünyasını istikrarsızlaştırdı ve Trump'ın ikinci dönem, küresel arenada yeni bir düzen yaratmaya başladı.
Örnek olarak; Trump'ın gümrük vergilerini bir tür diplomatik baskı aracı olarak kullanması ve bunu müttefiklerine karşı da kullanması, yeni bir gerçeklik yarattı.
Diğer yandan ABD istihbarat analistleri, Çin lideri Xi Jinping'in 2027'ye kadar Tayvan'ı işgal etmek için ihtiyaç duyduğu askeri gücü oluşturma emri verdiğine inanıyor.
Joe Biden, başkan olarak Tayvan'ı Çin'in işgaline karşı savunacağına defalarca söz verdi. Trump ise bu konuda daha ihtiyatlı davranırken, Çin ile askeri “üstünlüğü” korumak için çalıştığını açıkladı ama Tayvan'a olan askeri satışları uzun süre onaylamadı.
Trump yönetiminin birçok yetkilisi, Çin'i sahadaki askeri manevra ile alt etmenin zor olduğunu düşünüyor.
Sonuç
Beyaz Saray'daki bir yılı daha sona ererken Trump, yeni yılında bir dizi tarihi anlaşma yapmak istediğini söylüyor.
Gazze'de kalıcı barış, Ukrayna savaşının sona ermesi, Çin'den ticaret ve madenler konusunda tavizler, yeni Abraham anlaşması adımları ve küresel çatışmalarda ateşkesler.
19. yüzyıl Monroe Doktrini'nin güncellenmiş hali ve Trump tarafından “Donroe Doktrini” olarak adlandırılan bu süreç yeni bir gerçeklik yaratıyor ve Trump, bunların sadece bir kısmını bile başarırsa, dünya farklı bir yer haline gelecek.
Önümüzdeki dönem, uluslararası düzende yeni bir dönem yaratacak ve küresel dengeleri köklü bir şekilde test edecek.
Kaynak:
TIMEİLGİLİ HABERLER
The Conversation: Dünyada yeni bir emperyal çağ mı başlıyor?
The Hill: Asya'daki “güç oyunu” nasıl şekillenecek?
The Economist: Liberal uluslararası düzen parçalanıyor mu?
“Venezuelalılar mücadelelerine devam edecek”
The New Arab: Türkiye'nin başarıya giden Suriye stratejisi ve İsrail
Observer Research Foundation: Avrupa'nın “konfor alanı” nasıl sona erdi?
DİĞER HABERLER
The New Arab: Türkiye'nin başarıya giden Suriye stratejisi ve İsrail
Observer Research Foundation: Avrupa'nın “konfor alanı” nasıl sona erdi?
Bloomberg: İran'da ne olacak; güçlü liderlik mi, darbe mi yoksa çöküş mü?
Real Clear Defence: Avrupa'nın stratejik kör noktası Grönland
Middle East Eye: İsrail ve ABD, İran'daki protestoları nasıl kullanıyor?
The New Arab: ABD ve İsrail'in İran saldırısı kaçınılmaz mı?
American Enterprise Insitute: Liberal küresel düzen çöktü
Politico: Avrupa'ya lider aranıyor
Geopolitical Futures: Grönland neden çok önemli?
Arab News: Suudi-Türk yakınlaşması bölgesel dengeleri değiştiriyor


