Tulsi Gabbard - Reuters
- Washington Post, Gabbard’ın siyasi çizgisini şekillendirdiği iddia edilen geniş bir belge arşivini yayımladı.
- Belgelerde “Nine Isles” adlı özel e-posta ağı üzerinden politika notları ve konuşma taslaklarının dolaşıma sokulduğu iddia ediliyor.
- Gabbard lehine sahte sosyal medya hesaplarıyla dijital algı yönetimi yapıldığı öne sürülüyor.
- Gabbard ve Science of Identity Foundation, haberin önyargılı ve Hindu karşıtı bir çerçeve sunduğunu savunuyor.
Washington Post’un kapsamlı araştırması, ABD siyasetinin son yıllardaki en tartışmalı figürlerinden biri olan Tulsi Gabbard’ın siyasi kariyerine ilişkin ciddi soru işaretleri doğurdu.
Haberde, Gabbard’ın çocukluğundan itibaren bağlantılı olduğu Science of Identity Foundation adlı dini yapı ile bu yapının lideri Chris Butler’ın, Gabbard’ın siyasi söylem ve karar alma süreçleri üzerinde sistematik etki kurmuş olabileceği öne sürüldü.
Belgeler, yalnızca kişisel inanç ve çevre ilişkilerini değil, aynı zamanda ABD’nin en kritik güvenlik pozisyonlarından birinde görev yapan bir ismin dışarıdan yönlendirilip yönlendirilmediği tartışmasını da yeniden alevlendirdi.
GDH Digital YouTube kanalına abone olabilirsiniz.
25 bin sayfalık belge dosyası
Sızıntının merkezinde, Gabbard’ın eski kampanya çalışanlarından Rebecca Saltzburg tarafından Washington Post’a iletilen 25 bini aşkın sayfalık belge bulunuyor.
Belgelerin büyük bölümü 2011-2017 dönemine ait. Dosyada politika notları, konuşma taslakları, medya stratejileri ve yasa tekliflerine ilişkin öneriler yer alıyor. Bu notların büyük bölümünün “Nine Isles” adlı özel bir e-posta alanı üzerinden dolaşıma sokulduğu iddia ediliyor.
Saltzburg, bu notların Chris Butler’ın sözlü yönlendirmelerinin sekreterler tarafından yazıya geçirilmiş hali olduğunu öne sürdü.
Washington Post’un analizine göre belgelerdeki birçok ifade, Gabbard’ın daha sonra yaptığı televizyon konuşmaları ve Kongre açıklamalarıyla dikkat çekici benzerlik taşıyor.
Konuşmalar ve yasa tekliflerinde paralellik
Haberde öne çıkan en çarpıcı unsur, sızdırılan notlarla Gabbard’ın kamuoyu önündeki söylemleri arasındaki örtüşme oldu.
Washington Post, 2014-2016 yılları arasında Gabbard’ın 32 televizyon konuşmasını belgelerde yer alan notlarla karşılaştırdı. Analize göre 24 konuşmada notlardaki ifadelerin neredeyse kelimesi kelimesine kullanıldığı tespit edildi.
Bazı yasa tekliflerinin de önce notlarda önerildiği, ardından Gabbard tarafından Kongre gündemine taşındığı öne sürüldü.
Bu durum, siyasi çizginin bağımsız mı yoksa organize bir danışmanlık ağı tarafından mı şekillendirildiği sorusunu gündeme getirdi.
Suriye ve CIA başlıkları dikkat çekti
Belgelerde en dikkat çekici başlıklardan biri dış politika oldu.
Özellikle Suriye dosyasında, Gabbard’ın ABD’nin rejim değişikliği politikalarına sert şekilde karşı çıkması gerektiğine dair yönlendirmelerin bulunduğu aktarıldı.
Washington Post ayrıca bazı belgelerde CIA ve ABD istihbarat kurumlarına yönelik derin bir güvensizlik ve eleştirel dil bulunduğunu yazdı.
Bu durum, ilerleyen yıllarda ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğü görevine getirilen Gabbard açısından daha da dikkat çekici bulundu.
Gabbard’ın siyasi dönüşümü
Tulsi Gabbard, ABD siyasetinde alışılmış kalıpların dışında bir kariyer izledi.
Hawaii’de Demokrat Parti çizgisinde siyasete başlayan Gabbard, Kongre’ye seçildikten sonra ilerici kanadın önde gelen isimlerinden biri olarak öne çıktı ve Bernie Sanders’ı destekledi.
Daha sonra Demokrat Parti’den uzaklaştı, muhafazakâr medya platformlarında görünmeye başladı ve zamanla Donald Trump’ın siyasi hattına yakınlaştı.
Trump tarafından Ulusal İstihbarat Direktörlüğü görevine getirilmesi, siyasi dönüşümünün zirve noktası oldu.
Washington Post, bu dönüşümün arkasında yalnızca siyasi pragmatizmin mi yoksa organize bir ideolojik yönlendirmenin mi bulunduğunu sorguluyor.
GDH Digital NSosyal kanalını takip edebilirsiniz.
Tarikat bağlantısı ve aile geçmişi
Gabbard’ın ailesinin Science of Identity Foundation ile uzun yıllara dayanan bağları olduğu biliniyor.
Annesi ve babası Mike ile Carol Gabbard’ın, Chris Butler çevresindeki önemli isimler arasında yer aldığı belirtiliyor.
Ailenin 1990’larda Hawaii’de eşcinsel evliliğe karşı yürütülen kampanyalarda aktif rol aldığı, genç Tulsi Gabbard’ın da bu süreçte kamuoyu önüne çıktığı ifade ediliyor.
Gabbard ilerleyen yıllarda bu geçmişteki tutumları nedeniyle özür dilemiş ve LGBTQ haklarını desteklediğini açıklamıştı.
Sahte sosyal medya ağı iddiası
Belgelerde yer alan bir diğer kritik iddia ise dijital propaganda faaliyetleri oldu.
Washington Post’a göre Science of Identity Foundation’a bağlı bazı kişiler, Gabbard lehine kamuoyu oluşturmak amacıyla anonim veya sahte sosyal medya hesapları kullandı.
Bu hesapların, Gabbard’ı destekleyen büyük bir organik topluluk izlenimi oluşturmak için kullanıldığı öne sürülüyor.
Bazı profillerin sahte biyografi, eğitim ve meslek bilgileriyle desteklendiği de iddialar arasında.
Gabbard cephesi iddiaları reddetti
Tulsi Gabbard’ın ekibi, Washington Post’un iddialarını sert şekilde reddetti.
Gabbard cephesi, haberin Hindu inancına yönelik önyargılar taşıdığını ve dini kimliğini hedef aldığını savundu.
Science of Identity Foundation da iddiaları kabul etmedi. Vakıf yetkilileri, bir ruhani öğretmenin tavsiyelerde bulunmasının “kontrol” anlamına gelmeyeceğini belirtti.
Chris Butler’a yakın isimlerden Sunil Khemaney ise belgelerdeki notların çoğunun Butler’dan değil, Gabbard’ın babası ve diğer danışmanlardan geldiğini söyledi.

