UnHerd: İran'da protestolar ve ABD'nin olası müdahalesi
İran'da protestolar neden başladı ve tarihi örnekler hangi ipuçlarını veriyor? Trump'ın “müdahale ederiz” açıklaması dengeleri nasıl değiştirebilir?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 03.01.2026 - 01:38
İngiltere merkezli yayın organlarından UnHerd'de, İran'da giderek yayılan protestoların sebep ve olası sonuçlarına dair değerlendirmelerin yapıldığı bir analiz yayınlandı.
İran'ın 1979 yılında yaşanan rejim değişikliğinden bu yana çok sayıda büyük protestoya sahne olduğuna dikkat çekilen analizde, şu anda yaşanan protestoların da tarihsel örneklerl ışığında nerelere evrilebileceğine dair değerlendirmelere yer verildi.
Analizde ayrıca, ABD'nin sürece olası müdahalesinin etkilerine dair öngörülere yer verildi.
İşte UnHerd'de yayınlanan analiz:
İran 3 yılın ardından yine protesto dalgaları ile sarsılıyor. Gençler sokaklarda sloganlar atıyor ve eylemler hızla İran geneline yayılıyor. Yeniden İran ile ilgili hashtagler trend oluyor, analistler yorumlar yapıyor ve tanıdık soru soruluyor. Protestocuların sonu ne olacak?
İran'ı yakından takip eden her uzman iki şeyi anlıyor.
Birincisi; İran sosyal medya platformlarındaki hashtagler ile yıkılmaz. İkincisi ise, protestolar İran'da onyıllardır devam eden büyük bir direniş döngüsünün parçası olarak değerlendirilmelidir.
Bu defa ise fark şu. Bu son ayaklanmalar, daha öncesinde olduğu gibi öğrenciler veya siyasi aktivistlerle başlamadı. Esnaflar ve dükkan sahipleriyle başladı.
Zira çok sayıda sektörde olsa da, örnek olarak Tahran'daki cep telefonu ve elektronik eşya satıcıları, para biriminin son düşüşünden en çok etkilenenler arasındaydı.
Kapanan dükkanlar ve yavaş yavaş ezilen orta sınıfın uzun süren aşağılanması nedeniyle yaşanan ekonomik şoklar, ayaklanmaların ilk kıvılcımını oluşturdu.
Esnaflardan gelen tepkinin ardından öfke önce çevredeki sokaklara, sonra da başkentinin ötesine taşındı.
Daha önce sık sık olduğu gibi, maddi şikayetler hızla siyasi olarak da beklentilere dönüştü. Daha az öngörülebilir olan ise öfkenin sürdürülebilir bir baskıya dönüşüp dönüşemeyeceği.
Ne olabilir?
Tarih bu konuda ihtiyatlı olmayı öğütlüyor. 2009'da Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın tartışmalı yeniden seçilmesinin ardından, milyonlarca kişi Tahran sokaklarına akın etti. Kentsel orta sınıfı büyük ölçüde harekete geçirdi ama bu protestolar istediği sonuca ulaşamayarak başarısız oldu.
Bu protestoların başarısızlığının nedeni protestolara erişim unsurunda yatıyordu. Hareket hiçbir zaman büyük şehirlerin dışına çıkamadı. İran'ın taşra bölgelerinde veya işçi sınıfında kök salmadı. Daha da önemlisi, sistemi sarsacak adımlar atılamadı.
Hareketin liderleri Mir-Hossein Mousavi ve Mehdi Karroubi, kurulu düzenin içinden geliyorlardı ve buna rağmen İran rejimi bu protestolarla ustaca başa çıktı. Rejimin başarısı protestolar bastırıldıktan sonraki hamlesi ile de taçlandı. Rejim onları öldürmedi, hatta hapse atmadı. Sadece internet bağlantısı bile olmayan evlerinde tutsak etti ve bu iki adam önemsiz hale getirdi.
2017-2018 kışındaki gösteriler, 2009'daki gibi küresel bir etki yaratmadı. Ancak yetkilileri farklı bir şekilde tedirgin etti.
Bu gösteriler, ekonomik öfkeyle beslendi ve Tahran'dan uzakta, muhafazakar Meşhed şehrinde başladıktan sonra bölgelere ve sosyal tabakalara yayıldı.
Bu protestolar bir süre durulsa da, akaryakıt fiyatlarındaki artışın ardından Kasım 2019'da daha şiddetli bir şekilde geri döndü. İran rejiminin tepkisi bu defa şiddetli oldu. Yüzlerce protestocu öldü ve binlerce kişi hapse atıldı.
2022'de gözaltında bulunan Mahsa Amini'nin öldürülmesi olayında ise, bu kez İran'da hem kültürel hem de siyasi bir patlamaya neden olan olaylar yaşandı.
“Kadınlar, Yaşam, Özgürlük” protestoları hızla yayıldı. Ancak rejim bir kez daha şoku emdi. Meydan okuma ciddiydi, ancak hasar sınırlı kaldı.
Peki, mevcut kargaşa nasıl sonuçlanabilir?
Katılım henüz gerçek bir sınıflar arası harekete dönüşmedi. Kargaşa, coğrafi olarak Tahran'dan daha geniş olsa da, önceki olaylarla karşılaştırıldığında hala sınırlı. Ve en önemlisi, elitlerin ayrılması veya güvenlik güçlerinin dağılmasına dair hiçbir işaret yok.
Batılı gözlemciler, görünürlüğü güçle karıştırırlar. Ancak viral görüntülerden çok daha önemli olan, işçi hareketinin yayılıp yayılmadığıdır. Petrol, ulaşım veya belediye hizmetlerinin kesintiye uğrayıp uğramadığıdır. Zira grev yapan petrol işçileri 1979'da Şah'ın düşüşünde önemli bir rol oynadı.
Din adamları ve askeri elitlerin sallanmaya başlayıp başlamadığıdır. Bunların hiçbiri henüz gerçekleşmedi.
İkinci değişken ise Washington.
2009 yılında İranlılar sokaklara döküldüğünde, Barack Obama tipik gür sesli kibiriyle mollalara şu uyarıda bulunmuştu: “Dünya sizi izliyor.”
ABD Başkanı Donald Trump ise farklı bir mesaj verdi. Trump;
“İran, her zamanki gibi barışçıl protestocuları vurup şiddetle öldürürse, Amerika Birleşik Devletleri onların yardımına koşacaktır. Hazırız ve harekete geçmeye hazırız. Bu konuya gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederiz!”
ifadelerini kullandı.
İşte bu noktada Trump'ın mesajını İran rejimi ciddiye almak zorunda görünüyor. Zira nükleer programının kalıntıları hala İran'da duruyor.
Yani su son ayaklanmanın İran'ın uzun muhalefet tarihinin sadece bir başka bölümü mü olacağı, yoksa gerçekten dönüştürücü bir şey mi olacağını sadece İranlı rejimi ve protestocular değil Donald Trump da belirleyebilir.
Kaynak:
UnHerdGDH Digital Telegram kanalına abone olabilirsiniz.
İLGİLİ HABERLER
Minneapolis'te ICE ajanları bir kişiyi daha vurdu
Suriye hükümeti ile terör örgütü YPG arasındaki ateşkesin uzatıldığı iddia edildi
Orta Doğu’da savaş alarmı: Dev havayolu şirketleri uçuşlarını askıya aldı
Trump, Maduro operasyonunda gizli “Discombobulator” silahının kritik rol oynadığını açıkladı
İran’dan ABD’ye uyarı: Her türlü saldırıyı "topyekun savaş" sayacağız
Newsweek: Trump'ın “Gazze Barış Kurulu” başarılı olabilir mi?
DİĞER HABERLER
Newsweek: Trump'ın “Gazze Barış Kurulu” başarılı olabilir mi?
Gzero Media: Avrupa Trump'a karşı durabilecek mi?
Responsible Statecraft: Trump'ın ‘Barış Kurulu’ Netanyahu'yu devre dışı bıraktı
The Guardian: Trump Davos Zirvesi'ne nasıl damga vurdu?
The National Interest: Türkiye-Suud-Pakistan savunma paktı ve beklentiler
The European Conservative: ABD, Avrupa'yı artık bir “piyon” olarak görüyor
Asia Times: ABD sonrası dünya düzeni nasıl olacak?
Geopolitical Monitor: Küresel ittifaklar çöküyor mu?
The Guardian: Trump, Grönland ve zorbalık çağı
TIME: Trump'ın hamleleri dünyayı nasıl yeniden şekillendiriyor?

