Versant Media: Trump'ın İran planı başarısız mı olacak?
ABD ve İsrail, İran'ın misilleme eylemlerinin kapsamına hazırlıklı değildi! Peki Trump'ın İran planı başarısız mı olacak?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 04.03.2026 - 04:41
ABD merkezli araştırma alanında önde gelen yayın organlarından Versant Media'da, ABD'nin İran'a karşı başlattığı savaşın gidişatının ve olası geleceğinin değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.
ABD'nin daha önce bölgedeki Irak ve Afganistan savaşlarında yaşadığı başarısızlıklara dikakt çekilen analizde, Trump'ın İran saldırılarında ise ABD'nin o saldırılardaki gibi NATO desteğini arkasına almamasının büyük bir hata olduğu tespiti yapıldı.
Analizde ayrıca; ABD ve İsrail, İran'ın misilleme eylemlerinin kapsamına hazırlıklı olmadığı tespit yapılarak savaşın olası sonuçlarına dair değerlendirmelere yer verildi.
İşte Versant Media'da yayınlanan analiz:
Amerika Birleşik Devletleri, Başkan Donald Trump liderliğinde İran’a karşı “büyük çaplı askeri operasyonlar” başlattı ve ABD'yi Orta Doğu’da rejim değişikliği bataklığına yeniden sürükleyebilecek bir sürecin kapısını araladı.
Irak’a kara birlikleri gönderen “Gönüllüler Koalisyonu” ya da 11 Eylül sonrası Afganistan’ı işgal eden NATO koalisyonunun aksine, o dönem ABD liderleri müttefiklerin ve kamuoyunun desteğini almak için kampanyalar yürütmüştü.
Trump ise ABD’yi tek taraflı ve öngörülemez bir biçimde çatışmaya sürükledi.
Trump’ın kendi politikalarını tanımlarken kullandığı “bir plan konsepti” ya da “tetikte ve hazır” gibi ifadeler, ne rejimi devirmek için ne de ABD’yi yabancı savaş bataklıklarından uzak tutmak için bir strateji anlamına geliyor.
Ocak ayında Trump, İran’daki protestoculara destek verebileceğini ima etmişti.
Ancak ABD başkanının tehditlerine rağmen İran rejimi protestocuları hapsetmeye ve öldürmeye devam etti. Daha yakın zamanda Trump, hedefli saldırıların nükleer müzakerelerde İran’dan taviz koparacağını savundu.
Fakat Amerikan kamuoyu hiçbir noktada başkomutanından “neden şimdi?” ve “hangi amaçla?” sorularına net bir cevap alamadı.
Rejim değişikliği illüzyonu
İran’da zorla değişim sağlamak tek bir saldırıyla tamamlanacak bir mesele değildir. Haziran ayında ABD’nin İran’ın Fordow nükleer tesisine düzenlediği dramatik saldırılar, Tahran’ın uranyum zenginleştirme kapasitesini sona erdirmedi.
Trump programın “tamamen yok edildiğini” söylese de uluslararası denetçilerin ülkeye girip bu iddiayı doğrulamasına izin verilmedi.
İran halkının değişim talebi ise gerçek. 2022’de kadınların öncülüğünde kuşaklar arası bir özgürlük ayaklanması yaşandı. Daha sonra yolsuzluk ve ekonomik zorluklara karşı yeni protestolar patlak verdi. Binlerce insan değişim talep etti. Ancak rejim sert ve uzlaşmaz kaldı.
Bazı çevrelerde Trump’ın sert söylemi, ABD ordusunun dünyada “iyilik gücü” olabileceği yönündeki eski inancı yeniden canlandırdı. Afganistan’a yönelik müdahale öncesinde kadın örgütlerinin askeri operasyon çağrılarına katılması bu argümanın geçmişte de kullanıldığını gösteriyor.
Ancak ABD öncülüğünde “rejim değişikliği” fikrinin iki güçlü uyarı örneği var. Irak savaşının yıkımından sonra DEAŞ doğdu; Afganistan'da ise Taliban 20 yıl sonra yönetimine geri döndü. Üstelik o dönem ABD’nin hem müttefik hem kamuoyu desteği çok daha yüksekti.
Diplomasi mi askeri baskı mı?
Son yıllarda küresel sorunlarda ilerleme, çok taraflı diplomatik süreçlerle sağlandı. BM iklim müzakereleri 130’dan fazla ülkeyi karbon emisyonlarını azaltma hedefinde bir araya getirdi.
İlk İran nükleer anlaşması, Avrupa ülkeleri ve Rusya’yı kapsayan bir denetim mekanizması oluşturmuştu. Ancak Trump, kendisinden önceki başkanlar tarafından geliştirilen diplomatik çerçevelere mesafeli durdu ve ABD’yi çeşitli uluslararası anlaşmalardan çekti.
Trump yönetimi müzakere masasına kısa süreliğine geri dönse de geçmişteki bozulmuş anlaşmalar ve başarısız askeri müdahaleler bu sürecin üzerinde yük oluşturdu. Müzakereciler genellikle arkalarında “aksi halde” kartı olarak güçlü bir askeri caydırıcılık bulundurmak ister.
Ancak İran söz konusu olduğunda ABD’nin tek başına bariz bir askeri üstünlüğü yok. İran’ın güçlü bir askeri kapasitesi, bölgeye yayılmış vekil unsurları ve ekonomik ile dijital alanda zarar verebilme potansiyeli bulunuyor.
Bu nedenle ABD saldırıları, İsrail ve diğer müttefiklerle koordinasyonu zorunlu kılıyor ve çatışmayı otomatik olarak bölgesel bir savaşa dönüştürüyor.
Saldırının stratejik sonuçları
Yeni bir nükleer anlaşma için müzakereler birkaç hafta önce yeniden başlamış ve tansiyon kısmen düşmüştü. Ancak ilerleme Trump’ın tercih ettiği hızda değildi. İran Dışişleri Bakanı, ABD’nin “sıfır zenginleştirme” talebinde bulunmadığını söyleyerek Washington’ı suçladı.
Diplomatik çerçeve henüz netleşmemişken bu ölçekte saldırılar, uzlaşma ihtimalini neredeyse imkânsız hale getirir. Füze saldırısına uğrayan bir ülkenin ilk refleksi müzakere değil, misilleme olur. Bu durum İran’a ABD üslerine ve İsrail ile Suudi Arabistan gibi müttefiklerine saldırmak için aradığı bahaneyi sunabilir.
Trump’ın İran yaklaşımındaki temel sorun burada yatıyor: Tahran yönetimi sabırlı, stratejik koordinasyona sahip ve iç muhalefete sıfır tolerans gösteren bir yapı sergilerken; Trump’ın yaklaşımı daha dürtüsel ve tutarsız görünüyor, uzun vadeli hedef ise belirsiz.
En kısa vadeli sonuç, İran halkının rejim etrafında kenetlenmesi olabilir. Aynı zamanda ABD’nin ekonomik belirsizliğini artırabilir ve Washington’ın uluslararası alandaki moral meşruiyetini zayıflatabilir.
Genel değerlendirme
Tüm bu bilgilerin işaret ettiği temel mesele, askeri gücün diplomatik hedeflerin yerine ikame edilmesinin yaratacağı stratejik boşluktur.
Rejim değişikliği söylemi, kısa vadede kararlılık görüntüsü verse de uzun vadede bölgesel istikrarsızlığı derinleştirme riski taşır. Irak ve Afganistan örnekleri, askeri zafer ile siyasi istikrar arasında doğrudan bir korelasyon olmadığını gösterdi.
İran gibi kurumsallaşmış, bölgesel ağlara sahip ve asimetrik kapasitesi yüksek bir aktöre karşı tek taraflı askeri adımlar, kontrollü bir baskı politikasından çok zincirleme kriz üretme potansiyeli taşır. Bu da Orta Doğu’yu yeni bir geniş çaplı bölgesel çatışmaya sürükleyebilir.
Sonuç olarak, bu müdahale yalnızca İran rejiminin geleceğini değil; ABD’nin küresel liderlik iddiasını, transatlantik ilişkileri ve Orta Doğu’nun jeopolitik mimarisini de yeniden şekillendirecek bir kırılma noktası olma potansiyeli taşımaktadır.
Kaynak:
Versant MediaİLGİLİ HABERLER
The Conversation: Dünyada yeni bir emperyal çağ mı başlıyor?
The Hill: Asya'daki “güç oyunu” nasıl şekillenecek?
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 86 milyonun güvenliği için temkinli olacağız
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: İran'ın stratejisi son derece yanlış
Politico: İran krizi Avrupa'da bölünmüşlüğü tırmandırıyor!
Uzmanlar Meclisi kararını verdi: Hamaney'in oğlu İran'da yeni dini lider seçildi!
DİĞER HABERLER
Politico: İran krizi Avrupa'da bölünmüşlüğü tırmandırıyor!
Asia Times: ABD, İran rejimini değiştirme hedefine ulaşabilecek mi?
ABD'nin Ortadoğu'daki askeri üsleri ve merak edilenler
The New Arab: Trump ve Netanyahu Orta Doğu'yu nasıl ateşe verdi?
Arab Center DC: İran, bölge ülkelerini hedef alarak neyi hedefliyor?
The Defense Post: Türk savunma sanayisi güç dengelerini yeniden şekillendiriyor!
Responsible Statecraft: İsrail'in teoloji üzerinden işgal inşaası
Al Jazeera: İran ordusu ABD-İsrail savaşına hazır mı?
Newsweek: ABD Venezula'daki başarısını İran'da neden tekrarlayamaz?
Yeni dünya düzeninde “Avrupa yapısı” yok mu olacak?


