- Dosyanın Ankara’ya gönderilmesiyle birlikte FETÖ bağlantıları, radar kayıtları ve delil karartma iddiaları yeniden incelemeye alınacak.
- Kaza sırasında bölgede bulunan F-4 savaş uçaklarına ilişkin radar kayıtlarının kritik bölümünün silindiği veya karartıldığı yönündeki tespitler dosyada yer aldı.
- FETÖ’nün soruşturmayı Ergenekon ile ilişkilendirmek amacıyla sahte ihbarlar ve kurgu gizli tanıklar kullandığı iddiaları soruşturma evraklarına yansıdı.
- Aile, dosyanın Ankara’ya taşınmasını hakikatin ortaya çıkarılması yönündeki mücadelenin yeni bir aşaması olarak değerlendirdi.
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin yürütülen soruşturmada önemli bir gelişme yaşandı. FETÖ’nün kumpas ve karartma operasyonlarıyla yıllarca çıkmaza sürüklendiği belirtilen dosya, Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı’nın verdiği yetkisizlik kararıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi.
Dosyanın Ankara’ya taşınmasıyla birlikte, suikast iddialarına ilişkin tüm bağlantıların yeniden değerlendirilmesi ve soruşturmanın genişletilmesi bekleniyor.
Soruşturma dosyasında yer alan bilgilere göre, Bell 206 tipi helikopterin Kahramanmaraş’tan havalandığı dakikalarda Malatya 7. Ana Jet Üssü’nden iki adet F-4 savaş uçağı da kalkış yaptı. Söz konusu uçakların, kazanın yaşandığı bölgeye yaklaşık 20 kilometre mesafede bulunduğu belirtildi.
Dosyada yer alan teknik incelemelerde, F-4 savaş uçaklarının kaza mahalline en yakın olduğu kritik 4 dakikalık radar kayıtlarının silindiği veya karartıldığı yönünde bilimsel tespitlere yer verildi. Helikopterin düştüğü sırada havada bulunan iki F-4 savaş uçağındaki silah sistemlerini kullanan personelden birinin, dönemin Hava Kuvvetleri imamı olduğu belirtilen Adil Öksüz ile irtibatının bulunduğu kaydedildi.
Soruşturma evraklarına göre, bölgede görev yapan dört personelden birinin Adil Öksüz ile telefon trafiği tespit edildi. Bu temasın, olayın örgüt hiyerarşisi içerisindeki koordinasyonuna ilişkin önemli bir veri olarak dosyaya girdiği belirtildi.
Dosyadaki en dikkat çekici iddialardan biri de Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümünden önce ve sonrasına ait olduğu öne sürülen görüntülere ilişkin oldu.
İddialara göre, söz konusu görüntüler bir flash bellekte toplandı ve uzun süre Bank Asya’nın şifreli kasasında muhafaza edildi. Daha sonra ise 2015 yılında Pensilvanya’ya gönderilerek Fetullah Gülen’e teslim edildiği öne sürüldü.
İfadelerde, görüntüleri izlemek isteyen örgüt üyelerine “İçiniz kaldırmaz, yetkiniz yok” denilerek erişim izni verilmediği iddia edildi.
Soruşturma dosyalarında yer alan bilgilere göre, FETÖ mensubu savcıların suikast soruşturmasını Ergenekon dosyasına dahil etmeye çalıştıkları belirlendi.
İsimsiz ihbar mektupları ve kurgu gizli tanık ifadeleri üzerinden olayın bir terör örgütü eylemi gibi gösterilmeye çalışıldığı, bu sürecin arkasında ise kamuoyunda MİT TIR’ları savcısı olarak bilinen ve daha sonra FETÖ’den hüküm giyen Özcan Şişman’ın bulunduğu ifade edildi.
Şişman’ın, yetkisi bulunmamasına rağmen FETÖ ve PKK üyeliğinden sabıkalı bir kişiyi gizli tanık yaparak, düzmece ifadelerle suikastı Ergenekon soruşturmasıyla ilişkilendirmeye çalıştığı tespit edildi.
Dosyada yer alan bilgilere göre örgüt, soruşturmayı farklı yönlere çekmek amacıyla ağır ruhsal sorunları bulunan bir kişiyi de “tetikçi” olarak dosyaya dahil etti.
İsimsiz bir ihbar üzerine yakalanan Emrah P.’nin üzerinden çıkan “Yazıcıoğlu’nun uçak şirketinin sahibini araştır” notunun, suikastı Ergenekon ile ilişkilendirmek amacıyla kurgulandığı öne sürüldü. Yapılan incelemelerde söz konusu kişinin ciddi psikiyatrik rahatsızlıklarının bulunduğu belirtildi.
Bir diğer gizli tanık Ünal K.’nin ise cezaevinde bulunduğu dönemde savcı tarafından kendisine zorla belgeler imzalatıldığını ve helikopter enkazına hiç gitmediğini itiraf ettiği kaydedildi.
Soruşturma kapsamında ortaya çıkan bir başka detay ise sahte ihbar mektuplarıyla yürütülen fişleme faaliyetleri oldu.
Bir yarbayın imzasının taklit edilerek hazırlanan sahte ihbar mektupları üzerinden aralarında generallerin de bulunduğu toplam 114 kişinin yaklaşık iki yıl boyunca dinlendiği belirlendi.
Dinlenen kişiler arasında dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın kullandığı bir telefon numarasının da bulunduğu tespit edildi. Soruşturma dosyasında, FETÖ’nün Yazıcıoğlu soruşturmasını aydınlatmak yerine bir fişleme ve operasyon aracına dönüştürdüğü değerlendirmelerine yer verildi.
Dosyada yer alan itiraf ve beyanlara göre, Fetullah Gülen’in İzmir Yamanlar Koleji’ndeki odasında bulunan jet maketinin, Yazıcıoğlu’nun helikopterinin üzerinden geçtiği iddia edilen uçağı simgelediği öne sürüldü.
Ayrıca, helikopterde bulunan ve uçakları tespit etmeye yarayan Argus 5000 ile Skymap III C cihazlarını sökerek delil kararttıkları iddia edilen askerlere Gülen tarafından “Sizler birer aslansınız” denilerek takke hediye edildiği yönündeki iddialar da soruşturma dosyasında yer aldı.
Dosyanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesinin ardından Muhsin Yazıcıoğlu ailesi de yazılı bir açıklama yaptı.
Açıklamada, “Söz konusu gelişmeyi gerçeğin ortaya çıkarılması yönündeki mücadelenin yeni bir aşaması olarak değerlendiriyoruz. Hakikatin ortaya çıkması için yürüttüğümüz mücadeleden asla geri adım atmayacağız” denildi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın önümüzdeki süreçte kurgu tanıklar, karartıldığı öne sürülen radar kayıtları, delil karartma iddiaları ve FETÖ bağlantılarına ilişkin tüm başlıkları yeniden değerlendirmesi bekleniyor.




