gdh'de ara...

ABD Aslı Aydıntaşbaş’ın üstünü mü çizdi?

1. resim

Barkey Aydıntaşbaş’ı neden kalabalıkların önüne attı? ABD, Aydıntaşbaş’ın üstünü mü çizdi?

Bu hikayeyi bir meslektaşımın başına gelen nahoş bir olay üzerinde tepinmek, biraz da magazine bulaşmak için anlatmayacağım.

Hayır, derdim bu değil.

Bu hikayeyi hangi güce yaslanırsanız yaslanın, onlar için ne kadar emek verirseniz verin, eğer tam istedikleri gibi olmazsanız üzerinizi nasıl kolayca çizebildiklerini göstermek için anlatacağım.

Neresinden bakarsanız bakın, ibretlik bir hikaye bu.

Başlayalım.

Konumuz Aslı Aydıntaşbaş’la ABD’li Henri Barkey’in dün gece yaptığı son derece ilginç tartışma.

Hakkında fikri olmayanlar için önce Aslı Aydıntaşbaş’ı kısaca anlatayım.

Kendisi bir gazeteci. İyi bir gazetecidir, çalışkandır. Ben imzasını görmeye başladığımda Sabah Gazetesi’nin Washington temsilcisiydi. Daha sonra 2004’te aynı gazetenin Ankara temsilcisi olarak atandı. Sabah Ankara büroya temsilci olarak atandığında, büro çalışanları bir sonraki Genel Yayın Yönetmeni’nin Aydıntaşbaş olacağını düşünüyordu. O dönem medyada yükselme kriterleri böyleydi. Yolunuz önce Washington ya da Moskova temsilciğine düşer, daha sonra mutlaka Ankara temsilcisi olur, ondan sonra yayın yönetmenliği koltuğuna otururdunuz. Şimdi işler biraz değişti. Sahanın tozunu yutmayan, mesleği bilmeyen bir çok kişi köşe ve pozisyonları elinde tutuyor.

Konumuza dönelim.

Mesleğim gereği dünyanın bir çok şehrine gittim. Bir iş seyahati sırasında Aslı Aydıntaşbaş’la Washington’da karşılaştım. Tanışmadık ancak aynı toplantılarda bulunduk. Washington’dayken şehrin think-tankçılarıyla kurduğu yakın ilişki ve dostluk dikkatimden kaçmamıştı. Bu network’ünü Türkiye’de ustaca kullandı Aydıntaşbaş. Bu sayede uluslararası mecmualarda yazıları yayınlandı, “Türkiye’nin uluslararası itibara sahip en önemli gazetecisi” algısı böyle oluştu. Biden ABD Başkan Yardımcısı olduğu dönemde, Türkiye’ye geldiğinde bir araya geldiği gazetecilerden biriydi. O meşhur selfie’yi hatırlayın. Bir hayli tartışmaya yol açmıştı.

Sizin kanaatinizi etkilemek istemem ama Aydıntaşbaş, meselelere bakışı nedeniyle bende kekremsi bir tat oluşturur. Ben müşarünileyhi fazlaca Amerikancı bulurum. Bir saniye. Meslektaşlarımı “o-cu, bu-cu” diye yaftalamak bana yakışmaz. Aydıntaşbaş meselelere bakarken Amerikalı kaynaklarından bir hayli etkilenir, diye düzelteyim. Zihninizden “Hangi Amerikalı kaynaklar?” diye geçirdiğinizi duyar gibiyim. Ben bu Amerikalıların “Demokratlar” olduğunu zannediyorum.

Geçtiğimiz günlerde Aslı Aydıntaşbaş’ı Habertürk’te Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın’ın karşısında gördüğümde şaşırmıştım. Uzun bir süredir televizyonlarda görünmüyordu çünkü. ABD piyasasını iyi bilen bir dostuma “neler oluyor” diye sormuştum. Aydıntaşbaş’ın Habertürk’te ne yaptığını bilmediğini söyledikten sonra bazı yeni bilgiler vermişti. Bana Aslı Aydıntaşbaş’ın full-time ve göz önünde bir iş istediğini anlatmıştı. Bu kapsamda bazı girişimleri de olmuş. Ancak anlattıkları bizi ilgilendirmeyen kişisel kariyer detayları. Geçelim.

Burada bir parantez de tartışmanın diğer tarafıyla, Henri Barkey ile ilgili açalım. Barkey yaptığı çıkışlar ve açıklamalarla sık sık Türk kamuoyunun gündemine gelen bir isim. ABD’de think-tanklerde, düşünce kuruluşlarında boy gösteriyor. Doğru ya da yanlış, hakkında yapılan bir çok haberde eski CIA çalışanı olduğu vurgulanıyor. Ama kamuoyu onu asıl hakkında ortaya atılan 15 Temmuz darbe girişimi iddialarıyla tanıyor. Yargı makamı Barkey’in 15 Temmuz darbe girişiminde rol oynadığını düşünüyor. Bu yönüyle Osman Kavala davasıyla da ilintilendiriliyor Barkey. Darbe sonrası Osman Kavala-Barkey görüşmesinin içeriği merak ediliyor. Bu yüzden hakkında hazırlanmış bir iddianame ve yakalama kararı bulunuyor.

Bu iki isimle ilgili kısa bir bilgi verdikten sonra konumuza dönebiliriz.

Henry Barkey-Aslı Aydıntaşbaş münakaşası dün Barkey’in attığı bir twitle başladı.

Barkey Kavala davası kapsamında yıllardır süren suskunluğunu bu twitle bozdu desek yeridir. Barkey 15 Temmuz darbe girişiminden 3 gün sonra, 18 Temmuz’da Osman Kavala ile karşılaştığı Karaköy Lokantası’nda aslında Aslı Aydıntaşbaş ile yemek yediğini söyledi. Kavala ile karşılaşmasının tesadüfi olduğunu belirtti. Barkey bu twitle Aydıntaşbaş’ı kalabalıkların önüne attı desek yeridir.

Bu twit büyük bir tartışma yarattı çünkü. Kavala’nın cezaevinde olmasına karşı çıkanlar dün gece boyunca Aslı Aydıntaşbaş’ı linç ettiler. Sebebi Aydıntaşbaş’ın Kavala Karaköy Lokantası’ndaki buluşma nedeniyle suçlanırken sessiz kalması, “Barkey orada benimle yemek yedi, Kavala ile karşılaşması tesadüfi idi” dememesi, yani Osman Kavala’yı kurtaracak bir adım atmaktan imtina etmesiydi.

Barkey bu ustaca hedef göstermenin ardından yeniden sessizliğe büründü. Aydıntaşbaş ise kendisine yönelik ağır eleştirilerle yüzleşmek durumunda kaldı.

Eleştirilere bir açıklamayla yanıt verdi Aydıntaşbaş.

Açıklamasına en merak edilen sorunun cevabıyla başladı. Buna neden gerek duyulduğunu anlamasam da “Kavala’nın bilgisi dahilinde sessiz kaldım” dedi. Barkey’in açıklamasını işaret ederek “kötü niyetli bir operasyonla karşı karşıya olduğum açıktır” diyerek kendisini savundu. Barkey için “şahıs” kelimesini kullandı ki bu ifade adli kullanımların dışında genellikle “adı ağza alınmak istenmeyecek kadar nefret edilen kişiler” için kullanılır. Aydıntaşbaş Barkey’in “esrarengiz bir zamanlamayla” kendisini hedef aldığını belirtti. Daha önce komplocu olmakla suçladığı kişilerin en çok başvurduğu sözcüklere sığındı: “Zamanlama manidar” dedi.

O bunu dedi, bu bunu dedi faslını kapatalım.

Şu soruyu soralım: Neler oluyor? Bu toz bulutunun ardında aslında ne yatıyor? Barkey Aydıntaşbaş’ı neden kalabalıkların önüne attı? ABD, Aydıntaşbaş’ın üstünü mü çizdi?

ABD ya da ABD’deki klikler ne yaptı, ne yapıyor bilemem.

Ancak gördüğüm şudur: meselelere ABD’deki kaynaklarından etkilenerek bakan, bu yüzden Amerikancı olmakla suçlanan, yerli kalmayı başaramayan bir meslektaşımız ABD’deki kliklerin gazabına uğramaktadır.

Yani?

Ne yaparsanız yapın, onlardan olamazsınız. Bir gün sizi etkiler, düşüncelerinize şekil verir, hadi açık söyleyelim, sizi kullanır, sonra da zamanı gelince asıl operasyonu size çekerler.

Bu hikaye bu yönüyle ibretliktir.

Herkesin ders almasında fayda var.