Ayçin Kantoğlu: Dünyanın en önde gelen organ ve deri bankası İsrail’e ait
Aktivist-Yazar Ayçin Kantoğlu, Gazze'de yaşananların bir savaş değil canlı yayında izlenen bir soykırım olduğunu belirterek, siyonist tehlikenin sadece sınırın ötesinde değil, "içimizde" olduğunu vurguladı.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 05.02.2026 - 12:17
gdh Sahne'nin konuğu olan Yazar Ayçin Kantoğlu, İsrail’in nihai hedefinin sadece Filistin toprakları olmadığını, Türkiye’yi de kapsayan küresel bir tehdit planı olduğunu vurguladı.
Gazze’deki vahşetin boyutlarını ve Batı medeniyetinin çöküşünü ele alan Kantoğlu, "Arz-ı Mevud hayali, Türkiye’den 18 şehri içine alan somut bir beka sorunudur. Bu tehlike kapımızdayken sessiz kalmak mümkün değildir" tespitiyle dikkat çekti.
Sumud (Direniş) Filosu ile Gazze sınırına kadar giden ve aktivist kimliğiyle tanınan Kantoğlu, gdh Sahne’nin bu bölümünde Siyonizmin zihinlerimize sızan zehrine, boykotun bireysel bir haysiyet duruşu olduğuna ve modern dünyanın ikiyüzlülüğüne dair çarpıcı analizlerde bulundu.
Rachel Corrie’nin fedakarlığından İsrail’in organ bankası skandalına, gerçek şehit sayılarından Batı halklarının uyanışına kadar pek çok konuyu değerlendiren Kantoğlu, kurtuluşun ancak "içimizdeki siyonistle hesaplaşarak" başlayabileceğine işaret etti.
"Arz-ı Mevud haritasında Türkiye'den 18 şehir var, tehlike kapımızda"
Konuşmasında, Siyonizmin "Kudüs'ü alan dünyayı yönetir" motivasyonuyla hareket ettiğini belirten Kantoğlu, bu planın Türkiye topraklarını da kapsadığını hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:
"Kudüs benim diyor. Kudüs'ü ele geçiren, zaten dünyayı yönetiyor demektir. Arz-ı Mevut dediği şeyin, yani 'Tanrı beni yaratırken bana buraları vaat etti' dediği toprakların bir kısmı da Türkiye'de. Yaklaşık 18 tane şehrimiz var bu haritanın içinde. Demek ki bu mevzu, bu yönüyle de buraya kadar sirayet edecek. Bunlar bu emellerinden vazgeçmeyecekler. Bunu saklayabildikleri kadar sakladılar ama bugün artık açıkça söyleyebilecek cesarette kendilerini görüyorlar."
"Bir Yahudi için kendi derisi, bağışlanabilecek bir meta değil"
Programın en sarsıcı anlarından biri, Kantoğlu’nun İsrail’deki deri ve organ bankası üzerine yaptığı tespitler oldu. İnançları gereği bağış yapmayan bir toplumun dünyanın en büyük deri bankasına sahip olmasındaki paradoksa dikkat çeken Kantoğlu, şu değerlendirmede bulundu:
"Dünyada, en önde gelen organ ve deri bankasını kurmuşlar. Bir Yahudi için kendi derisi, kendi organı başkasına bağışlanabilecek bir meta değil. Dolayısıyla yaşarken de, ölürken de organlarını ve derilerini bağışlamıyor İsrail toplumu. Ama nasıl oluyorsa dünyadaki en gelişkin deri ve organ bankasını kurmayı başarmış. Kimin olduğunu sormak lazım; bu organların, bu derilerin. Anlaşılan o ki, Filistinlilerin."
"70 bin değil, 700 bin ölümden bahsediyoruz"
Medyada konuşulan rakamların gerçeği yansıtmadığını ve Birleşmiş Milletler raportörlerinin verilerine göre tablonun çok daha vahim olduğunu vurgulayan Kantoğlu, Gazze'deki gerçek kaybı şu sözlerle açıkladı:
"Artık 70 bin rakamını sakız gibi çiğnemekten vazgeçmeliyiz. Çünkü Gazze'de ölüm sayısı 700 bin civarında. Bunun 450 bin kadarı çocuk. 350 bin kadarı 3 yaşın altında. O yüzden tablo bizim konuştuğumuz, düşündüğümüz, her gün işte 100 kişi, 70 kişi diye baktığımız işin çok ötesinde, çok vahim bir noktadayız."
"Boykot bir haysiyet meselesidir: Bu ağız benim"
Toplumda zaman zaman tartışılan boykot konusuna da değinen Ayçin Kantoğlu, meseleyi "devletten beklenen bir yasak" olmanın ötesinde, bireysel bir irade beyanı olarak tanımladı.
"Kişisel olarak ben böyle bakıyorum: Bu paraya ben hükmediyorum. Bu ağız benim suratımda. Bu kursağa inen boğum burada. Ben bunu yememeyi, içmemeyi tercih ediyorsam, kimse bana bir silah doğrultup bunları almaya beni zorlamıyor. Devlet yapsın kolaycılığına kaçmadan, önce kendi hanemizdeki ve tenimizdeki Siyonist bağları koparmalıyız."
"Batı'nın 'medeniyet' maskesi düştü, içinden canavar çıktı"
Batı dünyasının Gazze sınavında sınıfta kaldığını belirten Kantoğlu, Avrupa halklarının kendi liderlerinin içinden çıkan "canavarla" yüzleştiğini ve demokrasinin bir illüzyona dönüştüğünü vurguladı.
Bu durumu Batı'nın kendi değerlerini bombalaması olarak niteleyen Kantoğlu, "Oy verdiler bir takım insanlara Avrupa'da... Fakat oy verdiği adamların içinden canavar çıktı. Çocukların katline, kadınların katline ses çıkarmayan siyasi figürler gördü Avrupalılar. Adamların içinde yaşadığı sistemi bombaladı İsrail. O da dedi biz hani medeniydik?" ifadeleriyle sözlerini noktaladı.
Kaynak:
GDH Haber
GDH Digital Telegram kanalına abone olabilirsiniz.
İLGİLİ HABERLER
İsrailli İHA şirketi, İran'ın misillemeleri sonucu üretim tesisinde ciddi hasar oluştuğunu açıkladı
Trump İran'a yönelik yeni tehditlerde bulundu
İran'dan Trump'a rest: Savaş düşman teslim olunca bitecek
Yakıt krizi Asya Pasifik’te elektrikli araçlara yönelimi hızlandırdı
ABD’li Senatör Murphy’den İran savaşı eleştirisi
İstanbul'da İsrail'e karşı araç konvoyuyla Gazze ve idam yasası protestosu
DİĞER HABERLER
AK Parti'de ihraç istemi: Belediye Başkanı Nuri Güler disipline sevk edildi
Bursa'da 16 milyar liralık usulsüzlük belgelendi
Bakanlığın ifşa listesinde Eker şoku: Tam yağlı peynirde tağşiş çıktı
gdh Sahne’de bu hafta: Yazar Orhan Toker / Dijital Baba
850’li numaralardan SMS dönemi bitiyor: Bakan Uraloğlu yeni yasakları açıkladı
Doğum izni ve çocuk korumada yeni dönem: Kanun teklifi komisyondan geçti
Çocuk suçlarında 'cezasızlık' dönemi bitiyor: Aileler de cezalandırılacak
Başsavcılıktan 'Telegram tetikçilerine' operasyon! 44 gözaltı kararı
İstanbul'da İsrail'e karşı araç konvoyuyla Gazze ve idam yasası protestosu
İzmir'de parkta oynayan üç yaşındaki çocuğa bıçaklı saldırı


