- BM raporuna göre yapay zekanın enerji tüketimi 2030 yılına kadar iki katına çıkarak küresel elektrik kullanımının yüzde 3’üne ulaşabilir.
- Veri merkezlerinin soğutulması için harcanacak su miktarının, dünya nüfusunun yıllık içme suyu ihtiyacını aşabileceği öngörülüyor.
- Yapay zekanın verimlileştikçe daha az kaynak tüketeceği yönündeki beklentinin "Jevons Paradoksu" nedeniyle gerçekleşmediği, aksine toplam tüketimin arttığı belirtiliyor.
- BM, yapay zeka sektörünün enerji, su ve maden kullanımına yönelik küresel denetim mekanizmalarının oluşturulması çağrısında bulunuyor.
Birleşmiş Milletler tarafından yayımlanan son çevre raporu, yapay zekanın daha verimli hale geldikçe kaynak tüketiminin azalacağı yönündeki yaygın beklentinin gerçeği yansıtmadığına dikkat çekti.
Rapora göre, teknolojideki verimlilik artışı toplam tüketimi düşürmek yerine yeni kullanım alanları yaratarak talebi artırıyor.
Uzmanlar bu durumu ekonomi literatüründe “Jevons Paradoksu” olarak bilinen ilkeyle açıklıyor. Buna göre bir kaynağın kullanım maliyeti düştükçe tüketim azalmak yerine artabiliyor.
Raporda, yapay zekanın da benzer bir döngüye girdiği ve ucuzladıkça daha geniş alanlarda kullanılmaya başladığı ifade ediliyor.
GDH Digital YouTube kanalına abone olabilirsiniz.
Enerji ve su tüketiminde çarpıcı artış beklentisi
BM’nin projeksiyonlarına göre yapay zekanın enerji tüketimi 2030 yılına kadar iki katına çıkabilir ve küresel elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 3’üne ulaşabilir. Bu seviyenin, bazı büyük ekonomilerin toplam emisyonlarına eşdeğer bir çevresel etki yaratabileceği belirtiliyor.
Raporda özellikle veri merkezlerinin soğutulması için kullanılan su miktarına dikkat çekiliyor. Yapay zekanın büyümesiyle birlikte bu su tüketiminin, dünya nüfusunun yıllık içme suyu ihtiyacını aşabileceği öngörülüyor. Bu durumun özellikle su kaynakları sınırlı bölgelerde ciddi baskı oluşturacağı ifade ediliyor.
Ayrıca mevcut eğilimlerin devam etmesi halinde veri merkezlerinin enerji ihtiyacının hızla artacağı, bunun da elektrik şebekeleri üzerinde büyük bir yük oluşturacağı vurgulanıyor.
Küresel dijital eşitsizlik derinleşiyor
Raporda yapay zekanın yalnızca çevresel değil, aynı zamanda jeopolitik ve ekonomik bir eşitsizlik yarattığı da belirtildi. Günümüzde yapay zekaya özel altyapıya sahip ülkelerin sayısının sınırlı olduğu, bu kapasitenin büyük bölümünün ABD ve Çin gibi ülkelerde toplandığı ifade ediliyor.
Bu durumun, yapay zekayı üreten ve yöneten ülkeler ile yalnızca tüketen ülkeler arasındaki farkı daha da büyüttüğü belirtiliyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin hem teknolojik bağımlılık hem de çevresel yük açısından daha ağır bir maliyetle karşı karşıya kaldığı kaydediliyor.
Çevresel yük ve maden bağımlılığı uyarısı
BM raporu, yapay zeka altyapısının sadece enerji ve su tüketimiyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda yoğun maden kullanımı ve elektronik atık üretimi nedeniyle ek çevresel baskılar oluşturduğunu da vurguluyor.
Veri merkezlerinin ve çip üretiminin gerektirdiği nadir elementlerin çıkarılmasının çevresel tahribatı artırdığı, bunun da özellikle düşük gelirli ülkelerde daha ağır sonuçlar doğurduğu belirtiliyor.
GDH Digital NSosyal kanalını takip edebilirsiniz.
Sürdürülebilirlik için yeni yönetişim çağrısı
Birleşmiş Milletler, yapay zekanın çevresel etkilerinin kontrol altına alınabilmesi için daha şeffaf ve kapsamlı bir küresel yönetişim modeli oluşturulması gerektiğini ifade ediyor. Raporda, tedarik zincirinden veri merkezlerine kadar tüm sürecin daha sıkı denetlenmesi gerektiği vurgulanıyor.
Uzmanlar ayrıca yapay zeka stratejilerinin yalnızca ekonomik büyüme ve verimlilik üzerinden değil, iklim değişikliği ve enerji planlamasıyla birlikte ele alınması gerektiğini belirtiyor. Aksi halde teknolojik gelişmenin uzun vadede sürdürülemez bir çevresel baskıya dönüşebileceği uyarısı yapılıyor.


