Eski zamanlarda Mısır Çarşısı'nda satılan akıl almaz şeyler
Gazeteci Hikmet Feridun Es'in 7 Ekim 1965 tarihinde Hayat Dergisi'nde yayınlanan "Eski Mısır Çarşısı" başlıklı yazısından ilginç bir bölüm.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 13.01.2023 - 11:44
Güneşli bir günde, Mısır Çarşısı'nın Paçacılar Kapısı'ndan içeriye girdiniz mi, karanlıkta gözleriniz bulanır; bir müddet adeta etrafı göremezdiniz. Mısır Çarşısı'nın loşluğunda Hindistan, baharat kokusunda Çinmaçin (güneybatı Çin) vardı. Gözleriniz karanlığa alıştıktan sonra ilk dikkatinize çarpan şey dükkanların saçaklarında asılı kavanozların içinde, zeytinyağına batırılmış Ebucehil karpuzları olurdu. Sonra koyu mavi şişelerde eşek sütü, yine su dolu kavanozlar içinde canlı sülükler.
Ebucehil karpuzuna en fazla iltifat eden yaşlı başlı kimselerdi. Çünkü Ebucehil karpuzu bir zamanların en iyi romatizma ilacıydı. O kadar geniş bir şöhret yapmıştı ki, vaktiyle Türk bahriyesinde yıllarca çalışmış olan meşhur Wood ailesinden bir İngiliz, memleketine dönerken romatizmaları için İstanbul'dan ta Londra'ya, Ebucehil karpuzu götürmüştü..
Romatizmalıları pek fazla olan İngiliz adalarında Ebucehil karpuzu şöhret kazanmıştı. Eşek sütüne gelince.. O da boğmaca ve verem için pek meşhurdu. İçene, kuvvet ve kudret verdiği söylenirdi. Mısır Çarşısı'nda yalnız eşekler sıpalandığı aylarda eşek sütü bulmak kabildi. Başka zamanlarda eşek sütü bulmak güç olurdu..
Mısır Çarşısı, uzun yıllar Hint'ten, Çin'den, Birmanya'dan, Afrika'nın birçok yerlerinden bilhassa Zengibar'dan, Sudan'ın Ummu Derman şehrinden getirtilen çeşit çeşit, türlü türlü akla hayale gelmez ilaçlarla doluydu. Dünyanın en büyük eczanesiydi. Kaplumbağa yumurtasından tutunuz da yılan gömleğine, tavşan yağına varıncaya kadar, gelinfenerine ve yedi dükkan süprüntüsüne kadar her derde deva bulurdunuz..
Kaplumbağa yumurtası, mayasıl ve bazı deri hastalıklarına karşı birebir sayılırdı. Ayrıca su kaplumbağasının eti de son derecede gıdalı olduğu için ciğerlerinden hasta olanlara, veremlilere yedirilirdi. Aynı ete ihtiyar damatlar gerdekten önce fazla rağbet gösterirlerdi. Bugün Avrupa ve Amerika'nın birçok yerlerinde zevkle, iştah ile yenilen çorbasının lezzetine doyum olmayan kaplumbağa, gıda bakımından ıstakozla bir ölçülmektedir. Demek ki bizimkiler bunu çok daha önce keşfetmişler...
Yine bugün Uzak Doğu'da, Çin'de, Japonya'da vereme karşı yılan eti, gençlik, kudret ve kuvvet ilacı olarak da yılan likörü tavsiye edilir. Bu tedavi asırlar önce bize kaplumbağa yumurtası ve kaplumbağa eti ile gelmiş. Yalnız Mısır Çarşısı'nda satılanın tütsülenmiş kaplumbağa eti olduğu söylenir. Bu bir nevi kaplumbağa pastırmasını yiyenler lezzetinin de pek güzel olduğunu söylerler.
Yılan gömleğine gelince.. Birçokları bunun büyü makamında kullanıldığını zannederler. Halbuki yılan gömleği sıtma için tütsü olarak kullanılırdı. Tavşan yağı da kulak ağrıları içindi. Tavşan yağından başka bir de domuz yağı vardı ki, işte o büyü için kullanılır; birisini başka birine domuz gibi çirkin göstermek için gizlice bir tarafına veya civarında bir yere sürülürdü.Ancak domuz yağı Mısır Çarşısı'ndan değil de daha ziyade Galata'daki Domuzcular Sokağı'ndan tedarik olunurdu..
Gelinfeneri enfiye gibi bir tozdu, burna çekilirdi. Baş dönmesine karşı iyi gelirdi. Balık nefsi, balık kanı, nefes darlığına karşıydı. Yedidükkan süprüntüsü zamanımıza kadar kendisinden en çok bahsedilmiş bir Mısır Çarşısı ilacıdır. Nazar için tütsü makamında kullanılırdı. Nesillerce isimleri herkesin ağzında dolaşan meşhur ilaçlar arasında mesela "Kel Ermeni" diye yanlış olarak söylenilen "Kilermeni", uyuz ilacıydı..
Bir de bugün hala "Ne karın ağrısı, ne sinameki adam" deriz, "Sinameki" müshil ilacıydı. Galiba, "karın ağrısı, sinameki adam" sözünün kaynağı da budur.
Çarşının bir de tabir caizse parfümeri kısmı vardı. Bunların içinde misk yağcı dükkanları göze çarpardı. Fildişi veya gergedan boynuzundan yapılmış minimini ve kapağı burgulu kaplarda yahut küçücük teneke kutularda çeşitli kokular satarlardı. Bunların sattıkları eşya arasında en kıymetlisi de "misk kuyruğu" denilen acayip, kurumuş bir deri parçasıydı..
Tabii hakiki "amber" de çok pahalıydı. Fakat "amber-i sara" denilen çeşidi hepsinden makbul sayılırdı. Hint Denizi'nde yaşayan bir cins balıktan çıkarıldığı söylenirdi. Gerek "misk kuyruğu", gerek "amber" bir nevi şirinlik muskası halinde de kullanılırdı. Bilhassa zengin kadınlar bunları muska biçiminde boyunlarına asarlar, vücut sıcaklığıyla misk kuyruğu veya amber etrafa koku vermeye başlardı. Bu koku karşı cins üzerinde o kadar baş döndürücü bir tesir uyandırırmış ki, muskayı taşıyanın cazibesine kapılmamak imkanı kalmazmış. Bir de iğde çiçeği kokusu aynı tesiri uyandırırmış..
Kaynak:
GDH Haber
İLGİLİ HABERLER
Pompeii kuşatmasında ‘Makineli Tüfek’ mi kullanıldı?
Antik Mısır mezarlarında Hintli ziyaretçilerin izleri bulundu
Ayasofya’nın altında 1600 yıllık tüneller ortaya çıkarıldı
Japonya’da “Son Samuray” mirası müze yolunda
“Nuh’un Gemisi Türkiye’de Olabilir” iddiası yeniden gündemde
Şanlıurfa’da 12 bin yıllık 'amfi tiyatro' ortaya çıktı
DİĞER HABERLER
Pompeii kuşatmasında ‘Makineli Tüfek’ mi kullanıldı?
Antik Mısır mezarlarında Hintli ziyaretçilerin izleri bulundu
Ayasofya’nın altında 1600 yıllık tüneller ortaya çıkarıldı
Japonya’da “Son Samuray” mirası müze yolunda
“Nuh’un Gemisi Türkiye’de Olabilir” iddiası yeniden gündemde
Şanlıurfa’da 12 bin yıllık 'amfi tiyatro' ortaya çıktı
Oylum Höyük kazılarında Hitit dönemine ait yeni çivi yazılı belgeler ortaya çıktı
Tarihte bugün: TBMM'yi tanıyan ilk İtilaf devleti Fransa ile Ankara Anlaşması imzalandı
Karahantepe'de Neolitik Çağ insanlarının yaşadığı 30'dan fazla kulübe bulundu
Tarihte bugün: Uşi Antlaşması imzalandı, Osmanlı Afrika'daki son toprağını kaybetti


