ABD ve İran bayrakları - Reuters
- Cenevre'deki görüşmelerde taraflar, müzakere sürecine rehberlik edecek ana prensipler üzerinde anlaştı.
- Bakan Arakçi, yolun açıldığını ancak nihai anlaşma için henüz erken olduğunu belirtti.
- Görüşmeler sürerken İran, Hürmüz Boğazı'nı askeri tatbikat gerekçesiyle kısa süreliğine ulaşıma kapattı.
- Umman arabuluculuğundaki toplantıya ABD adına Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.
İsviçre’nin Cenevre kentinde düzenlenen nükleer görüşmelerin ikinci turu, uzun süredir devam eden tıkanıklığın aşılması adına önemli bir gelişmeye sahne oldu. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD ile temel ilkeler üzerinde anlaşmaya vardıklarını, her iki tarafın da potansiyel anlaşma belgeleri üzerinde çalışarak bunları karşılıklı paylaşacağını duyurdu.
Arakçi, kaydedilen ilerlemenin nihai bir imza anlamına gelmediğini ancak çözüm için bir yol açıldığını vurguladı.
Sahada Hürmüz Boğazı krizi
Müzakereler devam ederken İran devlet medyası, küresel petrol sevkiyatının beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın bir kısmının güvenlik gerekçesiyle kapatılacağını ilan etti.
Devrim Muhafızları'nın askeri tatbikatı sırasında alınan bu karar, ABD'nin Körfez bölgesine muharebe gücü gönderdiği bir döneme denk geldi. Bu hamle, Tahran'ın müzakere masasında elini güçlendirme ve baskılara karşı askeri caydırıcılığını sergileme girişimi olarak yorumlandı.
Üst düzey katılımlı Umman arabuluculuğu
Umman’ın arabuluculuğunda gerçekleşen kritik görüşmelere ABD adına Steve Witkoff ve Jared Kushner katılırken, İranlı yetkililerle nükleer dosya üzerindeki teknik detaylar ele alındı.
ABD Başkanı Trump’ın yönetim değişikliği söylemlerine karşı İran dini lideri Hamaney, hükümeti devirme girişimlerinin başarısız olacağını yineleyerek müzakerelerin sınırlarını çizdi.
Teknik çalışmalar devam ediyor
Taraflar arasındaki diyalog kanallarının açık kalması uluslararası kamuoyu tarafından olumlu bir adım olarak görülse de, nükleer dosyanın teknik kısımları üzerindeki belirsizlik sürüyor.
Uzmanlar, temel ilkelerdeki uzlaşmanın somut bir anlaşmaya dönüşmesi için yaptırımların kaldırılması ve nükleer kısıtlamalar gibi zorlu başlıklarda daha fazla yol kat edilmesi gerektiğini belirtiyor.




