Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Cezayirli mevkidaşı Abdülmecid Tebbun - AA
- Cezayir Meclisi, 132 yıllık Fransız işgalini ilk kez resmi olarak "devlet suçu" kabul ederek kanunlaştırdı.
- Le Point dergisi, yasanın kabulünü Fransa için bir diplomatik yenilgi, Türkiye ve Erdoğan için ise stratejik bir başarı olarak tanımladı.
- Yasa ile birlikte Cezayir; Fransa’dan resmi özür dilenmesini, tazminat ödenmesini ve sömürge döneminde kaçırılan tarihi eserlerin iadesini istiyor.
- Analizlerde, Erdoğan'ın yıllar önce Fransa'ya karşı Cezayir'i savunarak kurduğu stratejik hattın bugün bölge siyasetini şekillendirdiği vurgulandı.
Cezayir Parlamentosu’nda yankılanan "Huzur içinde yat şehit, mücadeleye devam" sloganları, sadece bir yasa tasarısının kabulünü değil, Fransa ile 130 yıllık bir hesabın yeni bir aşamaya geçişini simgeliyor.
1830-1962 yılları arasındaki sömürge dönemini "devlet suçu" olarak tescilleyen yasa, Fransa’nın Afrika politikasında ağır bir yara açtı.
GDH Digital YouTube kanalına abone olabilirsiniz.
Fransa’nın stratejik çöküşü
Fransız Le Point dergisi, yayımladığı analizde Cezayir’in bu hamlesinin tesadüf olmadığını ve bölgesel güç dengelerinde Türkiye’nin lehine bir kayma yaşandığını yazdı.
Dergiye göre, Macron yönetimi "hafıza barışı" vaadiyle Cezayir’i ikna etmeye çalışırken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tarihsel gerçekliklere vurgu yapan ve sömürgeciliği eleştiren tutarlı politikası Cezayir tarafında daha fazla karşılık buldu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kurduğu Türkiye-Cezayir stratejik ortaklığı, bugün Cezayir’in Fransa’ya karşı hukuki bir savaş başlatmasıyla zirveye ulaştı.
GDH Digital X kanalını takip edebilirsiniz.
Fransa’ya soykırım davası açılabilir
Yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte Cezayir, uluslararası mahkemelerde Fransa’ya karşı tazminat davaları açma yetkisine sahip oldu.
Fransa ise bu durumu "ilişkileri imkansız kılan bir adım" olarak görse de, bölgede yükselen Türkiye ve Rusya etkisi karşısında manevra alanının daraldığını kabul etmek zorunda kalıyor. Uzmanlar, bu gelişmenin Cezayir'deki Fransız yatırımlarını ve askeri iş birliklerini de olumsuz etkileyebileceğini öngörüyor.



