Mert Başaran: Sistem, yönetebilmek için borçlu ve mutsuz toplumlara ihtiyaç duyuyor
Ekonomist-Yazar Mert Başaran, modern dünyadaki tüketim çılgınlığının masum bir tercih değil; kitleleri köleleştirmek için kurulan şeytani bir sistem olduğunu belirterek, lüks ve gösteriş uğruna geleceğimizin nasıl ipotek altına alındığını anlattı.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 23.02.2026 - 16:51
gdh Sahne'nin konuğu olan Yazar Mert Başaran, finansal özgürlüğün sadece rakamlardan ibaret olmadığını, kapitalizmin insanları "borçlandırarak" nasıl itaate zorladığını anlattı. "Zengin ve fakir kafa yapısı" arasındaki keskin farkları, Batı'nın sömürgeci zihniyetini ve gösteriş kültürünün toplumsal yıkımlarını ele alan Başaran, "Dünya tarihinin en konforlu ama aynı zamanda en borçlu ve en çok antidepresan kullanılan dönemindeyiz" tespitiyle dikkat çekti.
Küçük birikimlerin aslında insanın haysiyetini ve özgürlüğünü koruyan en büyük kalkan olduğunu belirten Başaran, gdh Sahne’nin bu bölümünde; İngiliz sömürge aklından lüks marka takıntısına, düğün masraflarından kredi kartı köleliğine kadar ezber bozan analizlerde bulundu.
"İngiliz aklı içimize 'aşağılık kompleksi' yerleştirdi"
Konuşmasında marka takıntısının altında yatan asıl sebebin Batı'nın sömürgeci politikaları olduğunu belirten Başaran, toplumların markalar aracılığıyla nasıl yönetildiğini şu çarpıcı örnekle açıkladı:
"Yıllar önce İngiliz Sömürgeler Bakanı bunu anlatıyor. Diyor ki; 'Bu insanları nasıl elimizde tutacağız, yöneteceğiz? Çok basit. İlk önce onlara bir aşağılık kompleksi vereceğiz. Sen bizden değilsin, sen modern değilsin... İşte bunun için markalar üretiyoruz biz sizin için. Bunları kullanırsanız bizim gibi olabilirsiniz.' diyoruz. Adam kafamıza bunu işletiyor. Biz de Avrupalı olmak, medeni olmak için o markayı alınca olacağımızı zannediyoruz. İngiltere'nin ayakta durma nedeni işte o parayı oraya yatıranlardır."
"1 Milyon TL nakit, masaya yumruğunu vurabilme özgürlüğüdür"
Tüketim kredileri ve lüks harcamalarla borçlandırılan çalışan kesimin, aslında işverenlerine ve sisteme nasıl mecbur bırakıldığını anlatan Başaran, "özgürlük" tanımını yeniden yaptı:
"Çalıştığınız yerde 1 milyon borcunuz var. Tatile gitmişsiniz, çanta almışsınız, kredi kartı patlamış. Patron da size çok kötü davranıyor. Masaya vurup nasıl gideceksiniz? Gidemezsiniz. Sistem sizi o hale getirmek istiyor. Borçlu, mutsuz toplumlara ihtiyaçları var yönetmeleri için. Ama bankada 1 milyon nakitiniz varsa, patrona 'Bana bunu diyemezsin, basıyorum istifayı' dersiniz. Kimse size o muameleyi yapamaz. Fiyatınızı ve özgürlüğünüzü cebinizdeki para belirler."
"Gösteriş uğruna çocuklarımızın geleceğini mahvediyoruz"
Başaran, toplumdaki en büyük finansal hatalardan birinin "desinler" diye yapılan harcamalar olduğunu belirtti. Özellikle düğün masrafları üzerinden ailelere seslendi:
"Evlenirken kendi çocuklarımızın hayatını mahvetmek üzere isteklerde bulunuyoruz. O düğünü orada isterim, şu altını isterim, bu bohçayı isterim... Ya bunu kim ödeyecek? Senin çocuğun ödeyecek! Bunu aldıklarında bu kadar borca giriyorlar. Beş yıl bunu anca kapatacaklar ve beş yıl içinde o çocuklar bu borçtan dolayı strese girecekler, belki boşanacaklar. Ne gerek var? Bugün o düğünlere yatırılan paralar altına konsun, yemin ederim Türkiye'de evsiz adam kalmaz."
"Konfor alanında doğanların yüzde 98'i batıyor"
Kendi ailesinin varlıktan yokluğa geçiş hikayesini de samimiyetle paylaşan Mert Başaran, zenginliğin nesilden nesile neden aktarılamadığını istatistiklerle ortaya koydu:
"İstatistik olarak dünyada yüzde 98 oranında, dördüncü jenerasyon batıyor. Yani bugün dedeniz zenginse büyük ihtimalle batacaksınız. Neden? Çünkü konfor alanında doğan çocuklar bir sürü handikapla doğuyor. Zorluklara alışkın olmuyorsunuz, lüks yemeyi seviyorsunuz, otobüs nedir bilmiyorsunuz. Giderleriniz yüksek oluyor ve o varlık zamanla eriyip bitiyor. O yüzden 'zengin kafa yapısı' ile 'fakir kafa yapısını' iyi ayırt etmemiz lazım."
"Bize şükretmeyi unutturdular"
Para hırsının ve doyumsuzluğun insanları getirdiği son noktaya dikkat çeken Başaran, hayattaki en büyük servetin sağlık olduğunu hatırlatarak sözlerini şöyle noktaladı:
"Bize şükürden de uzaklaştırdılar. Şükretmek dalga geçme konusu oldu. Dünya tarihinin en konforlu ama en çok antidepresan kullanılan dönemindeyiz. Her gün bir milyon dolar kazansalar bitmeyecek parası olan dünya yıldızları intihar ediyor. Neye takıyoruz kafayı? Yok arsamı kestiler, yok lüks arabam yok... Şu an ayaklarınız tutuyorsa, böbreğiniz çalışıyorsa, diyalize girmiyorsanız en büyük servete sahipsiniz. İstediğiniz kadar borcunuz olsun, o sağlık yoksa hiçbir şeyin anlamı yoktur."
Kaynak:
GDH Haber
etiketler
İLGİLİ HABERLER
DİĞER HABERLER
15 yaş altı sosyal medyaya e-Devlet kilidi: Bakan Göktaş yol haritasını açıkladı
Bakanlıktan 7 il için 'sarı' kodlu uyarı: Bugün sağanak yağışa dikkat!
Cumhurbaşkanı Erdoğan Trump'a saldırıyı kınadı: Kimsenin yaralanmaması sevindirici
İlk bakışta kuş sandı: Dev çekirge görenleri hayrete düşürdü
Naci Görür’den Bingöl depremi sonrası korkutan uyarı: Çok tehlikeli bir yer
Adana'da boğulma vakaları artıyor: Son 10 yılda 250'den fazla can kaybı
Uşak’ta polis ekibine silahlı saldırı! Bir polisin durumu ağır
Son Dakika! Bingöl'de korkutan deprem
İZSU kesintiler listesi | 25 Nisan İzmir'de su kesintisi var mı, ne zaman düzelir, hangi ilçelerde?
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan İstanbul kura çekiminde tarihi müjdeler

