Öcalan'dan SDG'ye net mesaj! "Süreci rahatlatacak ve hızlandıracaktır"
DEM Parti, terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’ın, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) hakkında değerlendirme yaptığı yeni yıl mesajını paylaştı. Öcalan, "10 Mart Mutabakatı’nın uygulanması, süreci rahatlatacak ve hızlandıracaktır" dedi.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 30.12.2025 - 11:11
- Öcalan mesajında, Ortadoğu'daki mezhepçilik ve etnik milliyetçiliğin kökeninde emperyalist "böl, yönet ve tahrik et" stratejisinin yattığını söyledi.
- Öcalan, barış mücadelesinin nefret ve öfkeyi ortadan kaldıracağını dile getirdi.
- Suriye'deki duruma ilişkin SDG ile Şam yönetimi arasında imzalanan 10 Mart Mutabakatı'nın uygulanmasının süreci hızlandıracağını belirten Öcalan, Türkiye'nin bu noktada yapıcı ve diyaloğa açık bir rol üstlenmesinin hayati olduğunu vurguladı.
DEM Parti, terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’ın Kürt sorununun çözümüne ilişkin yürütülen süreç ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) hakkında değerlendirme yaptığı yeni yıl mesajını paylaştı.
“10 Mart Mutabakatı’nın uygulanması, süreci hızlandıracak”
Öcalan’ın mesajında, şu ifadelere yer verildi:
"Yeni yıl, savaşın değil barışın yılı olsun
Yeni bir yıla girerken, geçtiğimiz yüzyıl boyunca emperyalist saldırılar ile iç içe gelişen milliyetçiliğin Ortadoğu’yu nasıl derin çatışmalar, yıkımlar ve toplumsal yarılmalarla karşı karşıya bıraktığını tekrar hatırlamak zorundayız. Bugün bölgede yaşanan mezhepçilik ve etnik milliyetçiliklerin tümü, köklerini bu yakın ve acı dolu tarihten almaktadır. Ne yazık ki hegemonik sistemin 'böl, yönet ve tahrik et' stratejisi farklı biçimler altında sürdürülmektedir.
Tam da bu nedenle zorluklara rağmen geliştirdiğimiz Barış ve Demokratik Toplum perspektifi yalnızca bir tercih değil, tarihsel bir zorunluluk olarak karşımızda durmaktadır. Eğer doğru ve anlaşılır değerlendirilirse bu perspektif yeni çatışmaların önüne geçebilecek, halkların birlikte, eşit ve özgür yaşamını mümkün kılabilecek bir panzehirdir. Önümüzdeki dönemde temel sorumluluğumuz, kısa sürede ortaya çıkabilecek yeni bir çatışmayı engellemek ve telafisi mümkün olmayan sonuçların önüne geçmektir.
Ortadoğu’da derinleşen krizler ve politik çatışmalar, binlerce yıldır süregelen despotik, iktidar odaklı devletçi uygarlık anlayışının tıkanmasının ve sürdürülemezliğinin kaçınılmaz sonucudur.
Bu krizlerin merkezinde yer alan Kürt meselesinin çözümü ise, ancak toplumsal barış ve demokratik uzlaşı ile mümkündür. Sorunun çatışma, savaş, askeri ve güvenlikçi yöntemlerle değil; halkların iradesini esas alan demokratik bir zemin üzerinden ele alınması hayati önemdedir.
Unutmamak gerekir ki kadın özgürleşmeden toplumun özgürleşmesi mümkün değildir. Erkek egemen zihniyet çözülmeden savaş kültürü sona ermez, barış kalıcı hale gelemez. Bu nedenle kadın özgürlüğünü, demokratik toplumun kurucu ve vazgeçilmez ilkesi olarak ele alıyorum.
Suriye’de ortaya çıkan kaotik tablo da demokratikleşme ihtiyacının açık bir yansımasıdır. Yıllarca süren tekçi, baskıcı ve kimlikleri inkâr eden yönetim anlayışı; Kürtlerin, Arapların, Alevilerin ve tüm halkların özgürlük ve eşitlik talebini daha da güçlendirmiştir. SDG ile Şam yönetimi arasında 10 Mart’ta imzalanan mutabakat çerçevesinde dile getirilen temel talep, halkların kendi kendini bir arada yönetebileceği demokratik bir siyasal modeldir. Bu yaklaşım, merkezi yapıyla müzakere edilebilir demokratik bir entegrasyon zeminini de içinde barındırmaktadır. 10 Mart Mutabakatı’nın uygulanması, süreci rahatlatacak ve hızlandıracaktır.
“Türkiye’nin rolü kritik öneme sahip”
Türkiye’nin bu süreçte kolaylaştırıcı, yapıcı ve diyaloga açık bir rol üstlenmesi hayati önemdedir. Bu hem bölgesel barış açısından hem de kendi iç barışını güçlendirmesi bakımından da kritik bir öneme sahiptir.
Ortadoğu’nun modern tarihi, büyük ölçüde ‘negatif devrimler’ tarihidir. Savaş, zorbalık, inkâr ve yıkım… Buna karşılık önerdiğimiz ise ‘pozitif devrimdir’. Yani toplumun demokratik, barışçıl ve ahlaki-politik yöntemlerle yeniden inşa edilmesidir. Israrla savunduğumuz barış bir sonuç değil, yeni bir başlangıç olmak durumundadır. Ve barış içerisinde yürütülecek hak, hukuk ve demokratikleşme mücadelesi nefret, karşıtlık ve öfkeyi ortadan kaldıracak ve herkes için yeni bir yaşamın kapısını aralayacaktır.
Bu bilinçle, yeni yılı savaşların, yıkımın ve ayrışmanın değil; demokratik uzlaşının, barışın ve halkların ortak geleceğini birlikte inşa etme iradesinin yılı haline getirmeyi diliyorum.
Yeni yılın Türkiye, Ortadoğu ve Dünya’da barışa, özgürlüğe ve demokratik bir geleceğe kapı aralamasını temenni ediyor; başta mücadele eden halklar olmak üzere, tüm dostların yeni yılını kutluyorum.
Yeni yılın tüm halklarımıza barış ve onurlu bir yaşam getirmesini diliyor, sevgi ve selamlarımı iletiyorum.
Bu dönem, kadın özgürlüğüyle güçlenen, halkların barış içinde demokratik değerlerle bütünleştiği bir dönem olacak.”
Kaynak:
GDH Haber
GDH Digital NSosyal hesabını takip edebilirsiniz.
İLGİLİ HABERLER
Suriye’de saat doldu: YPG için yolun sonu
Middle East Monitor: Yeni Suriye YPG'nin ayrılıkçı hayallerini nasıl sona erdirdi?
Ömer Çelik: SDG, Terörsüz Türkiye hedefimize sabotaj düzenledi
Bakan Fidan: YPG Kürtleri temsil etmiyor
İmralı görüşmesinin kayıtları paylaşıldı! Öcalan'dan dikkat çeken itiraflar
“Beni Murat Ongun'a Bağdatlı önerdi”
DİĞER HABERLER
“Beni Murat Ongun'a Bağdatlı önerdi”
Sosyal medyada 15 yaş kilidi geliyor aile izni bile yetmeyecek
Cumhurbaşkanlığı Kabinesi kritik dış politika ve ekonomi gündemiyle toplanıyor
Şanlıurfa’da dev tefeci operasyonu: 4,2 milyar liralık para trafiği deşifre edildi
Meteoroloji'den 2 Şubat uyarısı: Kar, fırtına ve kuvvetli yağış aynı anda geliyor
Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan uyuşturucu operasyonu: Gözaltına alınan isimler serbest bırakıldı
Yüzyılın Konut Projesi'nde kura heyecanı: 10 ilde daha hak sahipleri belirleniyor
Antalya'da yolcu otobüsü şarampole devrildi: Ölü sayısı 9'a yükseldi
Hatay’da dev yasa dışı bahis operasyonu: 1,7 milyar liralık hacim çökertildi
Okullarda ikinci dönem yarın bayrak sevgisi temasıyla başlıyor


